Skip to content
2025 ENTEGRE FAALİYET RAPORU

Stratejimiz

Enerjisa Üretim, beş farklı teknolojide faaliyet gösteren 32 enerji üretim santralinden oluşan çeşitlendirilmiş üretim portföyüyle, Avrupa’nın en büyük ve en hızlı büyüyen elektrik piyasalarından biri olan Türkiye’de faaliyet gösteren en büyük özel sektör elektrik üreticilerinden biridir. Karbonsuzlaşma, elektrifikasyon, dijitalleşme ve değişen piyasa koşulları elektriğin üretim, ticaret ve tüketim biçimlerini yeniden şekillendirirken, enerji sektörü de hızla dönüşüyor. Türkiye Ulusal Enerji Planı’na göre elektrik talebinin 2025 yılındaki 361 TWh seviyesinden 2030 yılında yaklaşık 455 TWh’ye ulaşması bekleniyor. Bu artışın başlıca nedenleri arasında sanayideki büyüme, üretimin yakın coğrafyaya kaydırılmasıyla (nearshoring) bağlantılı imalat sanayisi yatırımları, elektrifikasyonun yaygınlaşması, veri merkezi kapasitesinin genişlemesi ve soğutma talebinin artması yer alıyor. Bu nedenle, yenilenebilir enerji kapasitesi artırılırken sistem güvenilirliğinin korunması giderek daha önemli hale geliyor. Esnek ve sistem ihtiyaçlarına yanıt verebilen üretim varlıkları, sistem güvenilirliğinin sağlanması ve enerji dönüşümünün desteklenmesinde kritik bir rol üstleniyor.

Bu ortamda, güvenilir, esnek ve daha düşük karbonlu elektrik üretimi sağlayabilme kabiliyeti; hem enerji sisteminin güvenilirliği hem de uzun vadeli değer yaratımı açısından giderek daha önemli hale geliyor.

31 Aralık 2025 itibarıyla 4.333 MW kurulu güce sahibiz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu gücümüzün %53’ünü, esnek üretim kapasitesinin ise %63’ünü oluşturduğu; yenilenebilir, esnek ve baz yük üretim varlıklarından oluşan dengeli bir portföyle faaliyet gösteriyoruz. Elektrik üretiminin yanı sıra uzun vadeli değer yaratımını ve operasyonel performansı desteklemek amacıyla enerji ticareti, dijital operasyonlar ve veriye dayalı karar alma alanlarındaki yetkinliklerimizi geliştirmeye devam ediyoruz.

Stratejimiz; enerji üretimi, enerji ticareti, dijital operasyonlar ve sürdürülebilirlik önceliklerini tek bir yönetim yaklaşımı altında bir araya getiren entegre iş modeline dayanıyor. Merkezi operasyonlarımız, ileri analitik kabiliyetlerimiz ve entegre ticari yetkinliklerimiz sayesinde portföy performansımızı artırıyor, operasyonel dayanıklılığımızı güçlendiriyor ve yenilenebilir enerjinin elektrik sistemine daha fazla entegre edilmesine katkı sağlıyoruz. 2025 yılında bu yaklaşım, EPİAŞ tarafından doğrulanan ve tüm üretim teknolojilerinde en üst çeyrekte yer alan emre amadelik performansına ulaşmamıza katkı sağladı. Senkron Uzaktan Operasyon Merkezi (ROC) aracılığıyla beş farklı teknolojiden oluşan üretim portföyümüzün tamamı 7/24 merkezi olarak uzaktan izleniyor ve yönetiliyor. Enerjisa Commodities aracılığıyla 18 Avrupa enerji piyasasında ve 30 ülkede elektrik, doğal gaz ve çevresel ürünlerin aktif ticareti gerçekleştiriliyor. Senkron Digital aracılığıyla, dijital operasyonlar ve siber güvenlik platformumuzu diğer şirketlerin kullanımına da sunuyoruz. Platform, 15’ten fazla ülkede ve dört kıtada 9 GW’ın üzerinde kurulu gücü yönetiyor; 50’den fazla kritik sahayı ve 40.000’den fazla varlığı kapsıyor.

Enerji dönüşümünü; operasyonel esneklik, teknolojik yetkinlik ve disiplinli sermaye tahsisi gerektiren uzun vadeli bir dönüşüm olarak görüyoruz. Stratejimiz, yatırım kararlarımıza, risk yönetimimize ve değer yaratma yaklaşımımıza yön veren altı öncelik üzerine kurulu. Bu öncelikler büyüme, finansal disiplin, portföy dayanıklılığı ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkımız arasında dengeli bir yapı kurmamızı sağlıyor.

İş modelimizi farklılaştıran unsur, çeşitlendirilmiş üretim varlıklarını, enerji ticareti kabiliyetlerini ve merkezi dijital operasyonları tek bir platform altında buluşturan bütünleşik yapı.

Portföyümüz; doğal gaz, yerli linyit, hidroelektrik, rüzgar ve güneş olmak üzere beş farklı üretim teknolojisini kapsıyor. Bu çeşitlilik, farklı piyasa koşullarına ve sistem ihtiyaçlarına uyum sağlayan esnek bir yapı sunuyor. Enerjisa Commodities ve Senkron ise portföy görünürlüğünü, operasyonel koordinasyonu ve karar alma süreçlerini güçlendirerek iş modelimizi daha da ileri taşıyor.

Türkiye’nin elektrik sistemi dönüşürken esneklik ve dayanıklılık her geçen gün daha da önemli hale geliyor. Sistem ihtiyaçlarına yanıt verebilen ve yenilenebilir üretim kapasitesinin, entegre enerji ticareti kabiliyetlerinin ve merkezi operasyonların bir araya gelmesi; sistem güvenilirliğini korumamıza ve portföy genelinde yarattığımız değeri optimize etmemize katkı sağlıyor.

Uzun vadeli büyümemizi, temelini YEKA ölçeğindeki rüzgar projelerinin oluşturduğu Türkiye’nin en büyük özel sektör yenilenebilir enerji yatırım programlarından biriyle sürdürüyoruz. Bu program, hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gelecekteki gelirlerimize ilişkin öngörülebilirliği güçlendiriyor. Aynı zamanda 2040 Net Sıfır taahhüdümüz, değişen düzenleyici beklentiler ve paydaş öncelikleriyle uyumlu şekilde portföy dönüşümümüz ve karbonsuzlaşma yolculuğumuz için net bir yön çiziyor.

Geçiş yaklaşımımız, varlık dönüşümü ve emisyon azaltımının ötesine geçiyor. Tufanbeyli Adil Geçiş Yol Haritamız kapsamında çalışanlarımızın yeni beceriler kazanmasını destekliyor, bölgesel kalkınmaya katkı sağlıyor ve toplulukların dayanıklılığını güçlendiriyoruz. Böylece enerji dönüşümünün hem operasyonel açıdan hayata geçirilebilir hem de sosyal açıdan sürdürülebilir olmasını hedefliyoruz.

Stratejik Önceliklerimiz

Image
Image

ENERJİ SİSTEMİNİN GÜVENİLİRLİĞİNİ SAĞLIYORUZ

Operasyonel Mükemmellik

Farklı üretim teknolojilerinden oluşan portföyümüzü güvenilirlik, verimlilik, iş güvenliği ve güçlü yönetişim anlayışıyla yönetiyor, operasyonel mükemmelliği faaliyetlerimizin merkezinde tutuyoruz. Enerji piyasalarının giderek daha dinamik ve değişken hale geldiği bir ortamda, gelişmiş varlık yönetimi uygulamalarımız, dijital altyapımız ve merkezi koordinasyon kabiliyetimiz sayesinde tüm santrallerimizi entegre bir yaklaşımla yönetiyoruz. Böylece değişen piyasa ve işletme koşullarına hızla uyum sağlarken operasyonel sürekliliğimizi koruyor, enerji sisteminin güvenilirliğine ve arz güvenliğine katkıda bulunuyoruz.

Enerji güvenliği, operasyonel esneklik ve sürdürülebilirlik arasında denge kuracak şekilde tasarlanmış, büyük ölçekli ve çeşitlendirilmiş bir enerji üretim portföyü işletiyoruz. Portföyümüzü Türkiye’nin elektrik üretimi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yapılandırırken yenilenebilir ve yerli kaynakların payını kademeli olarak artırıyoruz. Her bir üretim teknolojisi, portföyümüzün dayanıklılığını ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini farklı şekillerde destekliyor. Baraj tipi hidroelektrik santrallerimiz, değişen hidrolojik ve piyasa koşullarında esneklik sağlayarak optimizasyon fırsatları sunarken, nehir tipi hidroelektrik santrallerimiz doğal nehir akışına bağlı güvenilir yenilenebilir elektrik üretimi gerçekleştiriyor. Rüzgar ve güneş enerjisi santrallerimiz, yenilenebilir üretim kapasitesinin uzun vadeli büyümesini sağlıyor. Elektrifikasyon kaynaklı artan elektrik talebini karşılamaya katkıda bulunurken, sistemin karbonsuzlaşmasını destekleyecek şekilde portföyümüzü konumlandırıyor. Bandırma Enerji Üssümüz, yenilenebilir üretimdeki kesintililiği dengelemek ve değişen piyasa koşullarına yanıt vermek için gereken esnekliği sağlıyor. Tufanbeyli Enerji Üssümüz ise yerli kaynaklara dayalı baz yük üretimiyle sistem yeterliliğine ve Türkiye’nin enerji dönüşümü sürecinde enerji sisteminin güvenilirliğine katkı sağlıyor.

Merkezi operasyon yönetimi, bu iş modelinin temel bileşenlerinden birini oluşturuyor. Senkron ROC aracılığıyla beş enerji üretim teknolojisinin tamamını 7/24 merkezi olarak izleyerek portföy genelinde güvenilir, verimli ve güvenli operasyonları destekliyoruz. Standartlaştırılmış işletme prosedürleri, standart performans göstergeleri ve merkezi izleme sistemleri, coğrafi olarak farklı noktalarda bulunan üretim varlıkları arasında tutarlı işletme standartları ile portföy görünürlüğü sağlıyor. ROC, kendi portföyümüzün ötesinde bu kabiliyetleri Hizmet Olarak ROC (ROC-as-a-Service) yaklaşımıyla diğer üretim varlığı sahiplerine de sunuyor. Bu yaklaşım, Enerjisa Üretim’i bir teknoloji sağlayıcısından ziyade operasyon yönetimi hizmetleri sunan bir iş ortağı olarak konumlandırıyor.

Gerçek zamanlı izleme, gelişmiş SCADA sistemleri ve merkezi alarm yönetimi altyapımız sayesinde santrallerimizin güvenilir ve kesintisiz çalışmasını destekliyoruz. Santrallerimizin performansını, ekipmanların durumunu ve şebeke koşullarını sürekli takip ederek olası sorunları erken tespit ediyor ve gerekli önlemleri zamanında alıyoruz. Bu merkezi yönetim yaklaşımıyla tüm portföyümüzde yüksek emre amadelik seviyelerini koruyor, operasyonlarımızda ortak ve tutarlı standartlar uyguluyoruz.

Üretim portföyümüzü; geliştirme, devreye alma, işletme ve uzun vadeli optimizasyon süreçlerini kapsayan yaşam döngüsü perspektifiyle yönetiyoruz. Teknik uzmanlığımızı, veri odaklı üretim varlığı yönetimi yaklaşımımızı ve proaktif bakım uygulamalarımızı bir araya getirerek farklı teknolojiler ve piyasa koşulları altında operasyonel performans, güvenilirlik, risk yönetimi ve sermaye verimliliği arasında dengeli bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım, yatırım kararlarına yön veriyor, üretim varlıklarının değerini uzun vadede koruyor, emre amadeliği en üst düzeye çıkarıyor ve enerji sistemi dönüşmeye devam ederken portföyümüzün dayanıklılığını sürdürmeye yardımcı oluyor.

Entegre yönetişim süreçlerimiz, portföy genelinde görünürlük sağlayarak önceliklerin, yatırım ihtiyaçlarının ve performans iyileştirme fırsatlarının daha tutarlı şekilde değerlendirilmesine olanak tanıyor. Üretim varlığı yönetimini sermaye tahsisi ve operasyonel planlamayla bütünleştirerek; güvenilirliği, esnekliği ve büyümeyi desteklerken portföyümüzün uzun vadeli performansını en üst düzeye çıkarıyoruz. Teknik, operasyon ve iş ekiplerimiz; riskleri belirlemek, teknik öncelikleri değerlendirmek ve farklı teknolojiler ile işletme ortamları arasında operasyonların sürekliliğini güçlendirmek amacıyla yakın iş birliği içinde çalışıyor. Teknik riskler ve öncelikler, üst yönetimin katılımıyla yapılandırılmış yönetişim mekanizmaları kapsamında düzenli olarak gözden geçiriliyor. Böylece operasyonel kararlar, teknik standartlar ve uzun vadeli dayanıklılık hedefleri arasındaki uyum güçlendiriliyor.

Proses güvenliği ve operasyonel risk yönetimi; Tehlike ve İşletilebilirlik (HAZOP) analizleri, teknik risk değerlendirmeleri ve bütünlük yönetimi süreçleri aracılığıyla günlük operasyonel karar alma süreçlerine entegre ediliyor. OT/ICS yönetişimi ve siber güvenlik yönetimi, ROC vardiya ekibiyle gerçek zamanlı olarak eşgüdümlü çalışan özel bir Güvenlik Operasyon Merkezi (Senkron SOC) tarafından yürütülüyor. Uluslararası kabul görmüş modellerle uyumlu, yapılandırılmış yaşam döngüsü yönetimi uygulamaları ise operasyonel sürekliliği ve altyapı güvenilirliğini destekliyor.

Operasyonel mükemmellik; sürekli iyileştirme kültürü, kurumsal öğrenme ve çalışan katılımıyla daha da güçleniyor. Üretenler Öneri Sistemi aracılığıyla çalışanlarımız, iyileştirme fikirlerini yapılandırılmış teknik, operasyonel ve finansal değerlendirme süreçlerine sunuyor. Bilgi paylaşım platformları, iyi uygulamaların yaygınlaştırılması ve fonksiyonlar arası iş birliği, tesisler ve iş birimleri genelinde kurumsal öğrenmeyi pekiştiriyor. ÇSY uyumundan sorumlu özel ekip, ikinci savunma hattı olarak proje performansını ve saha uygulamalarını bağımsız şekilde değerlendirerek şirket içi standartlar ve uluslararası gerekliliklerle uyumu destekliyor.

Image

EPİAŞ tarafından doğrulanan en üst çeyrekteki emre amadelik performansımız, 32 enerji üretim santralini kapsayan merkezi yönetişim yapımız ve enerji üretim varlıklarının geliştirilmesi, inşası, devreye alınması ve işletilmesindeki 30 yıllık deneyimimiz bu operasyonel temeli oluşturuyor. Bu temel, portföy genelinde güvenilirliği, verimliliği, güvenliği ve uzun vadeli dayanıklılığı güçlendirirken, disiplinli portföy büyümesi ve sermaye tahsisi kararlarımız için de sağlam bir dayanak sağlıyor.

Image

SERMAYEMİZİ DİSİPLİNLİ BİR YAKLAŞIMLA TAHSİS EDİYORUZ

Portföy ve Sermaye Optimizasyonu

Üretim portföyümüzü; ölçek, çeşitlendirme ve disiplinli sermaye tahsisine dayanan stratejimiz doğrultusunda optimize ediyor ve güçlendiriyoruz. Böylece dönüşen enerji sistemi içinde dayanıklı bir performans sergiliyor, uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratıyoruz. Portföy optimizasyonunu yalnızca kapasite artışına odaklanan bir yaklaşım olarak değil; güvenilirlik, esneklik, karbonsuzlaşma, finansal ve operasyonel sürdürülebilirlik arasında denge kuran sürekli bir süreç olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım; karbon fiyatlandırmasına maruz kalma, varlıkların yeniden konumlandırılmasına ilişkin riskler ve karbonsuzlaşan enerji sistemi içinde mevcut santral portföyünün uzun vadeli dönüşümü gibi enerji dönüşümüne bağlı riskleri de kapsamlı şekilde ele alıyor. Her yatırım, sermaye tahsis edilmeden önce riske göre düzeltilmiş getirileri ve portföyümüzle stratejik uyumu önceliklendiren disiplinli bir değerlendirme çerçevesi kapsamında ele alınıyor. Bu süreçte kazançların öngörülebilirliği, enerji sistemine sağlanan katkı, düzenleyici süreçlere uyum ve bilanço dayanıklılığı da temel kriterler olarak gözetiliyor.

Faaliyet modelimizin merkezinde; baz yük, esnek ve yenilenebilir üretim varlıklarını bir araya getiren 4.333 MW kurulu güce sahip çeşitlendirilmiş üretim portföyümüz yer alıyor. Baz yük üretimi üretim sürekliliği ve istikrarlı gelir sağlarken, esnek üretim varlıkları dengeleme ihtiyaçlarını karşılıyor ve piyasa koşullarına yanıt verme kabiliyeti sağlıyor. Başta hidroelektrik, rüzgar ve güneş olmak üzere yenilenebilir üretim varlıklarımız ise uzun vadeli karbonsuzlaşma yolculuğumuzun temelini oluşturuyor. Bu dengeli yapı; piyasa dalgalanmalarına maruziyeti azaltıyor, operasyonel seçeneklerimizi genişletiyor ve farklı piyasa koşullarında istikrarlı bir performans sergilememizi sağlıyor.

Portföy optimizasyonunu entegre operasyonel ve ticari karar alma süreçleriyle destekliyoruz. Bu kapsamda, üretim varlıklarından en etkin şekilde yararlanmak ve portföy performansını en üst düzeye çıkarmak amacıyla üretim planlamasını, üretimin sistem ve piyasa koşullarına göre yönlendirilmesini ve ticaret pozisyonlarını sürekli değerlendiriyoruz.

Portföy kalitesini, dayanıklılığını ve uzun vadeli öngörülebilirliğini artıran yatırımlara öncelik veriyoruz. Büyümeyi salt hacim artışına dayalı bir genişleme olarak değil, operasyonel esnekliği koruyarak yenilenebilir enerji kapasitesini artırmaya odaklanan bir yaklaşımla yönetiyoruz.

Sermayemizi; riske göre düzeltilmiş cazip getiri, kazançların uzun vadede öngörülebilirliği ve portföy yapımızla güçlü uyum gibi stratejik ve finansal kriterleri karşılayan projelere seçici bir yaklaşımla tahsis ediyoruz. Bu çerçeve; yeni saha yatırımlarını, hibrit kapasite dahil mevcut tesislerdeki kapasite artışlarını ve mevcut üretim varlıklarının optimizasyonunu kapsıyor.

Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, uzun vadeli portföy stratejimizin temel unsurlarından biri olmayı sürdürüyor. Organik büyümeye; rüzgar ve hibrit güneş yatırımları dahil yenilenebilir enerji kapasite artışlarıyla öncelik veriyor, bunun yanında enerji depolama destekli çözümlerle sistem esnekliğini ve üretim varlıklarımızın etkin kullanımını uzun vadede güçlendirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin YEKA ihale modeli kapsamında geliştirilen ve YEKDEM mekanizmasıyla desteklenen yenilenebilir enerji yatırımları, portföyümüzün uzun vadeli büyümesini desteklerken dengeli portföy geliştirme yaklaşımımızın sürdürülmesine de katkı sağlıyor. Bunun yanı sıra sistem yeterliliğine katkı sağlayan esnek ve baz yük üretim varlıklarına finansal destek sağlayabilecek Türkiye’deki kapasite mekanizmalarına ilişkin gelişmeleri de yakından izliyoruz.

Finansal dayanıklılık, yatırım yaklaşımımızın ve uzun vadeli portföy stratejimizin temelini oluşturuyor. Sözleşmeye bağlanmış ve ABD dolarına endeksli gelirleri de içeren çeşitlendirilmiş gelir tabanı, gelecekteki kazançlara ilişkin öngörülebilirlik sağlarken piyasa dalgalanmalarına maruziyeti azaltıyor.

2027 sonu itibarıyla, FAVÖK’ün %50’den fazlasının güvence altına alınması bekleniyor. Borçluluk oranının mevcut yatırım döngüsü sırasında zirve yapması öngörülmekle birlikte, Net Borç/FAVÖK oranı 2025 yıl sonu itibarıyla 3,2x seviyesinde gerçekleşti ve yeni devreye alınan varlıkların üretim ve gelir katkılarının kademeli olarak artmasıyla 3,0x’in altına gerilemesi bekleniyor. Bu disiplinli yaklaşım, büyüme hedeflerimizi finansal dayanıklılık ve uzun vadeli bilanço esnekliğiyle dengeliyor.

Image

Ölçek, çeşitlendirme ve disiplinli sermaye tahsisini finansal dayanıklılık, seçici büyüme fırsatları ve iş ortaklıklarıyla birleştiren bu entegre yaklaşım sayesinde üretim portföyümüzü güçlendiriyoruz. öylece sürdürülebilir finansal performans sunabilecek, uzun vadeli büyüme fırsatlarını değerlendirebilecek ve Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlarken hissedarlarımıza yarattığımız değeri artırabilecek güçlü bir konumda bulunuyoruz.

Image

PİYASALAR GENELİNDE DEĞERİ OPTİMİZE EDİYORUZ

Ticari Yetkinlik ve Enerji Ticaretinde Mükemmellik

Enerjisa Commodities aracılığıyla faaliyet gösteren entegre enerji ticareti yapımız, elektrik, doğal gaz ve çevresel ürünleri kapsıyor; çeşitlendirilmiş üretim portföyümüzün değerini hem organize elektrik piyasalarında hem de tezgah üstü piyasalarda (OTC) en üst düzeye çıkarmamızı sağlıyor. Üretim portföyümüzü gelişmiş optimizasyon kabiliyetlerimizle yönetirken fiyat sabitleme, tedarik sözleşmeleri, dengesizlik yönetimi ve kapasite kiralama gibi ticari çözümlerden de yararlanıyoruz. Bu sayede portföyümüzün performansını ve gelirlerimizin sürdürülebilirliğini güçlendirirken piyasa dalgalanmalarından kaynaklanan riskleri azaltıyoruz.

Bunun yanı sıra sınır ötesi kapasite ticareti ve Avrupa enerji piyasalarına erişim sayesinde Avrupa genelindeki elektrik ve doğal gaz piyasalarında aktif olarak faaliyet gösteriyoruz. Bu sayede kendi üretim portföyümüzün ötesine geçen ticari esneklikten ve arbitraj fırsatlarından yararlanabiliyoruz. Ticari kararlarımızı gelişmiş piyasa analizleri, tahmin modelleri ve gerçek zamanlı piyasa içgörüleriyle destekliyoruz. Bu kabiliyetler sayesinde değişen piyasa koşullarına, mevsimsel eğilimlere, düzenleyici gelişmelere ve makroekonomik dalgalanmalara hızla uyum sağlıyoruz.

Piyasa riskinin etkin yönetimi, ticari stratejimizin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Kredi, piyasa, likidite ve operasyonel riskler; günlük enerji ticareti faaliyetlerine entegre edilmiş disiplinli risk yönetimi çerçeveleri kapsamında bütüncül bir yaklaşımla yönetiliyor. Tüm faaliyetler fiziksel üretim varlıklarındaki pozisyonlarla ilişkilendiriliyor ve günlük pozisyon limitleri, stres testleri ile riskten korunma politikaları doğrultusunda yürütülüyor. Gelişmiş Riske Maruz Değer (VaR) modelleri ve günlük kar/zarar takibi sayesinde portföy maruziyeti, enerji ticareti performansı ve karşı taraf riskine ilişkin şeffaflık sağlıyoruz. Bu sayede değer yaratımını açıkça tanımlanmış risk iştahımız ve finansal disiplinimiz çerçevesinde yönetiyoruz.

Müşterilerimize ve iş ortaklarımıza; yenilenebilir enerji sertifikaları ile karbonla ilişkili ürünler dahil olmak üzere elektrik, doğal gaz ve çevresel piyasa ürünleri sunuyoruz. Aynı zamanda, origination ve ticari yönetim hizmetlerimizle yenilenebilir enerji santrali sahiplerinin ticari iş ortağı olarak faaliyet gösteriyor, sunduğumuz hizmetleri kendi üretim portföyümüzün ötesine taşıyoruz. Bu hizmetlerle sanayi müşterilerimizin

Kapsam 2 emisyonlarını, karbon fiyatlandırmasından kaynaklanan risklerini ve enerji dönüşümüne ilişkin diğer ihtiyaçlarını yönetmelerine destek oluyoruz. Böylece yeni gelir kaynakları yaratırken enerji piyasalarındaki ticari konumumuzu da güçlendiriyoruz.

Entegre enerji ticareti faaliyetlerimiz, güçlü analitik yetkinliklerimiz ve etkin risk yönetimi yaklaşımımız sayesinde değişen piyasa koşullarını fırsata dönüştürüyoruz. Disiplinli ve esnek yönetim anlayışımızla piyasalardaki gelişmelere hızla uyum sağlıyor, ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek gelirlerimizin sürdürülebilirliğini destekliyoruz. Böylece hem Türkiye’de hem de uluslararası enerji piyasalarında rekabet gücümüzü artırıyor ve uzun vadeli değer yaratma kapasitemizi güçlendiriyoruz.

Image
Image

İŞİMİZİ VERİYLE YÖNETİYORUZ

Dijital ve Veri Odaklı Dönüşüm

Operasyonel performansı artırmak, koordinasyonu güçlendirmek ve faaliyetlerimiz genelinde ölçeklenebilir portföy yönetimini mümkün kılmak için dijital teknolojilerden ve veri odaklı karar alma süreçlerinden yararlanıyoruz. Enerji sisteminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı arttıkça, operasyonel karmaşıklığı yönetebilme, gerçek zamanlı piyasa sinyallerine hızla yanıt verebilme ve farklı teknolojilerden oluşan portföyü tek bir dijital platform üzerinden koordine edebilme kabiliyeti belirleyici bir rekabet avantajına dönüşüyor. Portföyümüzün, maliyetlerde veya organizasyonel karmaşıklıkta aynı oranda artış yaratmadan büyümesini sağlamak amacıyla bu kabiliyetlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Böylece verimliliği, değişen koşullara hızlı uyum kabiliyetimizi ve genel finansal performansımızı artırıyoruz.

Bu yaklaşımın merkezinde, üretim portföyümüz genelinde gerçek zamanlı izleme, kestirimci optimizasyon ve merkezi karar alma süreçlerini destekleyen Senkron Digital yer alıyor. Entegre dijital sistemler ve birleşik veri mimarisi sayesinde operasyonlar, bakım, ticari faaliyetler ve varlık yönetimi genelinde görünürlüğü, koordinasyonu ve verilere erişimi güçlendiriyoruz.

Senkron Digital, kendi portföyümüzü desteklemenin yanı sıra ayrı bir faaliyet modeli üzerinden diğer şirketlere de hizmet sunuyor. Müşterilere ait bilgiler, güçlü erişim kontrolleri ve bilgi güvenliği uygulamalarıyla korunan ayrı operasyonel ve veri ortamlarında yönetiliyor. Bu yapı, müşteri verilerinin birbirinden ayrıştırılmış şekilde tutulmasını ve yalnızca ilgili müşterinin operasyonları ile karar alma süreçleri için kullanılmasını güvence altına alıyor.

Senkron ROC, dijital faaliyet modelimizin temel bileşenlerinden biri olarak beş enerji üretim teknolojimizin tamamından gelen gerçek zamanlı verileri tek bir izleme ve koordinasyon platformunda bir araya getiriyor. Bu yapı, coğrafi olarak farklı bölgelere yayılmış üretim varlıklarımız arasında performansın standart bir yaklaşımla izlenmesini, daha hızlı müdahale kabiliyetini ve portföy genelinde operasyonel görünürlüğü sağlıyor. Bulut ve uç bilişim altyapısı, artan veri işleme ihtiyacını ve ölçeklenebilirliği desteklerken üretim varlıkları ile karar alma süreçleri arasında güvenli ve kesintisiz veri akışını güvence altına alıyor.

Gelişmiş veri analitiği, yapay zeka destekli modeller ve performans izleme sistemleri, şirket genelindeki karar alma süreçlerine entegre ediliyor. Kestirimci analitik ve tahmin modellerinin yanı sıra kestirimci bakım ve güvenilirlik merkezli bakım yaklaşımlarını da içeren entegre izleme sistemleri sayesinde üretim varlıklarının davranışlarını analiz etme, üretimi tahmin etme ve bakım ihtiyaçlarını önceden belirleme kabiliyetlerimizi güçlendiriyoruz. Bu analitik kabiliyetler ticari faaliyetlerimizde de kullanılıyor. Dijital enerji ticareti sistemleri, otomatik araçlar ve piyasa içgörüleri altyapısı; elektrik, doğal gaz ve çevresel ürünler piyasalarında portföy konumlandırmasını ve gerçek zamanlı karar alma süreçlerini destekliyor. Bu kabiliyetler, kaynakların daha verimli tahsis edilmesini sağlayarak portföy genelinde değer yaratımını güçlendiriyor.

Image

Siber güvenlik ve dijital dayanıklılık, dijital stratejimizin temel bileşenlerini oluşturuyor. CyberPact platformu ve uluslararası standartlarla uyumlu çerçeveler aracılığıyla kritik altyapıları, Operasyonel Teknoloji (OT) sistemlerini ve dijital varlıkları gelişen siber risklere karşı koruyor; bu süreci Senkron ROC vardiya ekibiyle gerçek zamanlı olarak eşgüdümlü çalışan özel bir Güvenlik Operasyon Merkezi (Senkron SOC) ile destekliyoruz. Başlangıçta kendi portföyümüzü desteklemek amacıyla geliştirilen Senkron Digital ürün ailesi; OnePact performans analitiği paketini, CyberPact siber güvenlik platformunu ve daha geniş kapsamlı yönetilen hizmet çözümlerini kapsıyor. Bu ürün ailesi bugün 15’ten fazla ülkede ve dört kıtada kullanılan, hem Enerjisa Üretim hem de diğer üretim varlığı sahipleri için 9 GW’ın üzerinde üretim kapasitesini yöneten ve güvence altına alan ölçeklenebilir dijital çözümlere dönüştü. Senkron Digital artık platform lisanslama ve yönetilen hizmet sözleşmeleri aracılığıyla gelir yaratan bir yazılım ve yönetilen hizmetler iş kolu olarak faaliyet gösteriyor. Böylece dijital kabiliyetler, yalnızca operasyonları destekleyen bir yetkinlik olarak değil, aynı zamanda tamamlayıcı büyüme alanı olarak konumlanıyor.

Image

Bu dijital temel, büyüyen ve giderek karmaşıklaşan portföyümüzü operasyonel disiplinle yönetmemize, işimizin her seviyesinde veriden değer elde etmemize ve operasyonlarımızı kaynaklarımızda aynı oranda artış gerektirmeden ölçeklendirmemize imkan tanıyor. Böylece rekabetçi konumumuzu güçlendiriyor ve giderek daha fazla veri odaklı hale gelen enerji sisteminde sürdürülebilir finansal performans sunma kabiliyetimizi artırıyoruz.

Image

İNSAN POTANSİYELİNİ GÜÇLENDİRİYORUZ

İnsan Odaklı Yaklaşımımız

Sürekli öğrenme, iş güvenliği, iş birliği ve sorumluluk bilinciyle yüksek performanslı bir organizasyon inşa ediyor, uzun vadeli başarı için ihtiyaç duyduğumuz kabiliyetleri geliştiriyoruz. Yüksek performansı yalnızca operasyonel ve finansal sonuçlarla tanımlamıyoruz. Organizasyonumuzun uygulama kapasitesini zaman içinde sürdürebilmesini; çalışanlarımız, ekiplerimiz, tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte etki yaratabilmesini; insanı koruyan, katılımı güçlendiren ve sürekli iyileştirmeyi destekleyen bir çalışma ortamını yüksek performansın ayrılmaz unsurları olarak görüyoruz.

Geleceğe hazır bir organizasyon oluşturmak için çalışanlarımızı güçlendirmeyi temel önceliklerimizden biri olarak görüyoruz. Enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin gerektirdiği yetkinliklerle çalışanlarımızı donatmak amacıyla yeniden yetkinlik kazandırma ve yetkinlik geliştirme programlarına yatırım yapıyor, aynı zamanda çalışanlarımız ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki topluluklar için adil ve kapsayıcı bir geçişi destekliyoruz. Çalışan gelişimini; liderlik, teknik, dijital ve yapay zeka eğitim programları, saha deneyimleri, fonksiyonlar arası projeler ve dijital platformlar aracılığıyla sağlıyoruz.

Ayrıca, erken kariyer programlarına, üniversite iş birliklerine ve özellikle mühendislik ile teknik rollerde kadınların temsilini artırmaya yönelik çalışmalar dahil olmak üzere daha çeşitli bir iş gücünü destekleyen girişimlere yatırım yapıyoruz. Yapılandırılmış öğrenme ekosistemleri sayesinde tüm çalışanlarımız, değişen operasyonel ve iş ihtiyaçlarıyla uyumlu teknik, fonksiyonel ve davranışsal gelişim fırsatlarına erişebiliyor.

“Bizimle Değişir” işveren değer önermemiz, enerjinin geleceğinin yalnızca teknoloji ve yatırımla değil, insanlar tarafından da şekillendirileceğine olan inancımızı yansıtıyor. İşveren değer önermemizle bireylerin sahiplenebildiği, yeni yetkinlikler geliştirebildiği ve işimiz, toplum ve enerji sistemi için anlamlı sonuçlara katkı sağlayabildiği bir çalışma ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu ilkeler; açık iletişim, saha odaklı yönetim anlayışı ile katılım, öğrenme ve sürekli iyileştirme kültürü aracılığıyla organizasyon genelindeki çalışma biçimimize yön veriyor.

İş sağlığı ve güvenliğinde en yüksek standartları sağlamak, operasyonlarımız ve değer zincirimiz genelinde taviz vermediğimiz önceliklerimiz arasında yer alıyor. “Her Zaman İSG” yaklaşımımız doğrultusunda her çalışanımız ve yüklenicimiz, riskleri belirleme, güvenli olmayan durumları bildirme ve gerekli gördüğünde işi durdurma hak ve sorumluluğuna sahip. İş sağlığı ve güvenliğini; proaktif risk yönetimi, çalışan katılımı ve tüm faaliyetlerimize yayılan operasyonel hesap verebilirlikle desteklenen ortak bir kurumsal sorumluluk olarak görüyoruz.

Fiziksel güvenliğin yanı sıra sağlıklı bir çalışma ortamının oluşturulmasında psikolojik ve sosyal iyi olma halinin öneminin de farkındayız. Koruyucu sağlık uygulamaları, psikososyal destek mekanizmaları ve hedefe yönelik çalışan esenliği programları aracılığıyla operasyonlarımız genelinde çalışanlarımızın uzun vadeli sağlığını destekliyoruz. Kapsayıcılık, fırsat eşitliği ve psikolojik güvenlik; yapılandırılmış çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık girişimleri, kapsayıcı iletişim uygulamaları ve çalışan geri bildirim ve katılım mekanizmaları aracılığıyla kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet ve Tacizin Önlenmesi (GBVH) eğitimleri ile İnsan Hakları eğitimleri; şiddet, taciz, ayrımcılık ve fırsat eşitliği konularında farkındalığı artırarak saygılı ve kapsayıcı bir çalışma ortamını güçlendiriyor. İnsan odağımız, sağlık, iş güvenliği, çalışan esenliği ve kapsayıcılık uygulamalarımıza ilişkin daha ayrıntılı bilgiye bu raporun İnsan Odağımız bölümünden ulaşabilirsiniz.

İş sağlığı ve güvenliği yaklaşımımız, değer zincirimizin tamamını kapsıyor. İş sağlığı ve güvenliği yetkinliğini; tedarikçi seçiminde, işe başlangıç ve uyum süreçlerinde ve performans değerlendirmelerinde belirleyici bir kriter olarak ele alarak güvenliği kendi operasyonlarımızın ötesinde paylaşılan bir sorumluluk olarak görüyoruz. Tedarikçi eğitim ve gelişim programları aracılığıyla değer zincirimiz genelinde operasyonel, iş güvenliği ve ÇSY alanındaki yetkinliklerin geliştirilmesini destekliyoruz. Santrallerimizin faaliyet gösterdiği bölgelerde ise küçük ölçekli işletmelerin ve yerel iş ortaklarının büyüme yolculuğumuzun bir parçası olmasına katkı sağlayarak yerel ekonomik kalkınmayı destekliyoruz.

Bu bütüncül yaklaşımla performansını sürdürebilen, operasyonel sürekliliği destekleyen ve uzun vadeli değer yaratımını mümkün kılan geleceğe hazır bir organizasyon oluşturuyoruz. Uzman yetkinliklere sahip çalışanları çekmenin ve elde tutmanın giderek daha rekabetçi hale geldiği enerji sektöründe yetkinlikleri kurum içinde geliştirme, yüksek performans kültürünü sürdürme, sahiplenme ve katılım kültürünü güçlendirme kabiliyetimiz stratejik açıdan bizi farklılaştırıyor.

Image

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜ SORUMLU BİR ŞEKİLDE YÖNLENDİRİYORUZ

Sürdürülebilir Büyüme ve Enerji Dönüşümü

Sürdürülebilir büyümeyi; çevresel sorumluluk, güvenilir enerji arzı ve uzun vadeli değer yaratımı arasında denge kuran bir geçiş stratejisiyle destekliyoruz.

Yaklaşımımız birbirini tamamlayan dört temel unsur üzerine kurulu: Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, teknolojik inovasyon ve operasyonel optimizasyon, fosil yakıt bazlı üretimin dönüştürülmesi, doğa temelli çözümler ve ekosistem yönetimi. Bu dört temel unsur, elektrik sisteminin istikrarını temel bir gereklilik olarak korurken karbonsuzlaşma hedeflerimizi dayanıklı bir dönüşüm yol haritasına dönüştürüyor.

Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, stratejimizin temel büyüme eksenini oluşturuyor. Rüzgar, hidroelektrik ve güneş enerjisi üretimimizi yeni saha yatırımları, mevcut üretim varlıklarındaki kapasite artışları, hibrit uygulamalar ve enerji depolama entegrasyonunu bir araya getiren bir yaklaşımla büyütüyoruz. Bunu yaparken hem operasyonel verimliliği hem de disiplinli sermaye tahsisini gözetiyoruz. YEKA projeleri, disiplinli ve rekabetçi yenilenebilir enerji büyümemizin temel taşlarından birini oluşturuyor. Bu projeler, yatırım kararlarımızı uzun vadeli sistem ihtiyaçları ve düzenleyici çerçeveyle uyumlu hale getirirken rüzgar enerjisi kapasitemizi ölçekli biçimde artırmamıza imkan tanıyor. Özellikle YEKA-2 RES ve YEKA-2024 RES projeleri, portföyümüzün karbonsuzlaşmasını destekliyor, yenilenebilir enerji kapasitemizi artırıyor ve yenilenebilir enerji odaklı büyüme stratejimiz kapsamında uzun vadeli gelir öngörülebilirliğini güçlendiriyor. YEKA-2 RES, 15 yıl boyunca ABD doları bazlı gelir akışı sağlarken, YEKA-2024 RES ilk altı yıl boyunca 49,5 ABD doları/MWh olarak belirlenmiş taban fiyatla desteklenen piyasa bazlı bir fiyatlandırma modeli, ardından 20 yıl süreyle ABD dolarına endeksli bir destek mekanizması sunuyor. Bu yapılar piyasa riskine maruziyeti ve kazançlardaki dalgalanmaları azaltıyor, uzun vadeli nakit akışlarının öngörülebilirliğini artırıyor ve yatırım döngüsü boyunca ihtiyaç duyulan bilanço dayanıklılığını güçlendiriyor. Bu yeni rüzgar yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte yılda yaklaşık 3,75 milyon ton CO₂ emisyonunun önlenmesi bekleniyor.

Karbonsuzlaşmayı, üretim varlıklarından ani çıkışlar yerine aşamalı ve sistem odaklı bir dönüşüm yaklaşımıyla hayata geçiriyoruz. Yenilenebilir enerji kapasitemizi artırmanın yanı sıra termik üretim varlıklarımızı kademeli olarak daha düşük emisyonlu ve daha esnek üretim platformları olarak yeniden konumlandırmaya odaklanıyoruz. Yenilenebilir enerjinin sistemdeki payı arttıkça mevcut üretim varlıklarımız da elektrik şebekesinin istikrarının ve esnekliğinin korunmasına ve sistem yeterliliğinin sağlanmasına katkıda bulunuyor. Bu dönüşüm yaklaşımı, karbonsuzlaşma hedefleri ile enerjinin uygun maliyetli olması ve sistem güvenilirliği gibi temel sistem gereklilikleri arasındaki dengeyi gözetiyor. Fosil yakıt bazlı üretim varlıklarının dönüştürülmesi veya devreden çıkarılması durumunda, geçiş planımız etkilenen çalışanlara ve yerel topluluklara yönelik destek uygulamalarını da kapsıyor. Böylece bölgesel ekonomik kalkınmayı gözeten adil ve kapsayıcı bir dönüşüme olan bağlılığımızı ortaya koyuyoruz. İklim Geçiş Planımız doğrultusunda Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları için belirlediğimiz 2040 Net Sıfır hedefi, portföy, teknoloji ve sermaye tahsisi kararlarımız açısından yön belirleyici bir referans noktası oluşturuyor. 2040 Net Sıfır hedefimiz, Türkiye’nin 2053 ulusal hedefinden on yıldan fazla bir süre önceye konumlanıyor. Geçiş sürecini, sabit bir nihai noktaya dayanan bir plan olarak değil, senaryolarla şekillenen bir yol haritası olarak ele alıyoruz. Geçiş yol haritamız; sistem güvenilirliğini korurken emisyon yoğunluğunu azaltmaya, operasyonel verimliliği artırmaya, kaynak kullanımını optimize etmeye ve yenilenebilir enerji üretimini büyütmeye odaklanıyor. İklim Geçiş Planımız, emisyon yol haritamız ve iklim hedeflerimiz hakkında daha ayrıntılı bilgiye bu raporun 2025 Performansı ve Geleceğe Bakış bölümünden ulaşabilirsiniz.

Image

Kaynakları sorumlu bir anlayışla yönetiyor, su yönetimi, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi uygulamalarını proje geliştirme ve operasyon süreçlerimize entegre ediyoruz. Ekosistem yönetimini de yatırım planlama ve proje geliştirme süreçlerimize dahil ediyoruz. Çevresel etkileri önlemek, en aza indirmek ve yönetmek amacıyla uluslararası kabul görmüş yaklaşımları uygularken ekosistemlerin uzun vadeli dayanıklılığını da güçlendiriyoruz. Bunun yanında, biyoçeşitliliğin korunmasına, iklim dayanıklılığına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan doğa temelli çözümleri ve sürdürülebilir arazi kullanım uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Tedarikçi değerlendirme ve gelişim uygulamalarımızla sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimimizi güçlendiriyor; değer zincirimiz genelinde ÇSY uyumunu ve sorumlu iş yapma standartlarını yaygınlaştırıyoruz. Böylece sürdürülebilirlik anlayışımızı kendi operasyonlarımızın ötesine taşıyoruz. Kaynak yönetimi, biyoçeşitlilik ve çevresel performansımıza ilişkin ayrıntılı bilgiye bu raporun 2025 Performansı ve Geleceğe Bakış bölümünden ulaşabilirsiniz.

Geçiş stratejimiz, dönüşümün sosyal ve bölgesel boyutlarını da kapsıyor. Uzun vadeli değer yaratımının, yerel topluluklarla uyum ve toplumsal istikrar ile yakından bağlantılı olduğuna inanıyoruz. Tufanbeyli Enerji Üssü için, Türkiye’de özel sektör tarafından işletilen bir linyit santraline yönelik tesis özelindeki ilk Adil Geçiş Yol Haritası’nı yayımladık. Bu yol haritası, yerel topluluklar, akademik kurumlar, işçi sendikaları ve kamu kurumlarıyla yürütülen yapılandırılmış paydaş katılımı süreciyle geliştirildi. Yol haritasında, istihdam ve yetkinlik dönüşümü ile kırsal ve bölgesel ekonominin yeniden canlandırılmasına odaklanan toplam 20 proje önerisi yer alıyor.

Bölgesel kalkınma projeleri, yenilenebilir enerji alanına yönelik mesleki yetkinlik ve sertifikasyon programları ile kadınların ve farklı kesimlerin enerji dönüşümünde istihdama katılımını artırmaya yönelik uygulamalar geliştiriyoruz. Bu çalışmalarla çalışanlarımızı, yüklenicilerimizi ve yerel toplulukları gelecekte ortaya çıkacak fırsatlara hazırlıyoruz. Kamu kurumları, üniversiteler, yerel kuruluşlar ve diğer paydaşlarla yürüttüğümüz iş birlikleri sayesinde, karbonsuzlaşma hedeflerimiz doğrultusunda ilerlerken bölgelerin uzun vadeli dayanıklılığını da güçlendiriyoruz.

Sürdürülebilir finansmanı, yalnızca bir finansman etiketi olarak değil, geçiş stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Yeşil Finansman Çerçevemiz, sürdürülebilirlikle bağlantılı finansman araçlarımız ve uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla kurduğumuz iş birlikleri; doğrulanmış düşük karbonlu ve geçişi destekleyen faaliyetlerle uyumlu, çeşitlendirilmiş ve rekabetçi finansman kaynaklarına erişimimizi güçlendiriyor. Böylece finansmanı uygun yatırım alanları, etki raporlaması, kredi veren kuruluşların beklentileri ve uzun vadeli geçiş yol haritamızla doğrudan ilişkilendiriyoruz. Geçiş stratejimizi, AB Taksonomisi, SKDM, karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve sürdürülebilir finansman gereklilikleri dahil olmak üzere iklimle ilgili politika ve düzenlemelerdeki gelişmeleri yakından izleyerek ve bu gelişmelere yanıt vererek gelişen ÇSY beklentileri ve düzenleyici çerçevelerle uyumlu şekilde yürütüyoruz.

Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, karbonsuzlaşma, kaynakların sorumlu yönetimi ve adil geçiş ilkelerini bütüncül bir stratejik çerçevede bir araya getirerek Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolümüzü güçlendiriyoruz. Türkiye’nin ulusal taahhüdünden on yıldan fazla önceye konumlanan Net Sıfır hedefimiz, özel sektör tarafından hazırlanan ilk Adil Geçiş Yol Haritası ve Türkiye’nin en büyük yenilenebilir enerji yatırım programlarından biriyle dönüşümde yalnızca ölçeğimizle değil; güvenilirliğimiz, sorumluluk anlayışımız ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızla da öncü bir rol üstlenmeyi hedefliyoruz.

İnovasyon ve yeni nesil teknolojiler; portföy esnekliğini, sistem güvenilirliğini ve operasyonel verimliliği artırarak stratejik önceliklerimizi destekliyor. Finansal ve operasyonel etkisi açık olan teknolojilere öncelik veriyoruz. Özellikle enerji depolama ve hibrit çözümler, gelişmiş analitik ve otomasyon ile üretim varlıklarının dijitalleştirilmesine odaklanıyor; bu teknolojileri kavram kanıtlama aşamasından ölçeklenebilir uygulamaya kadar olgunluk düzeylerine göre yönetiyoruz. Böylece sermaye disiplinini korurken değer yaratmayan teknoloji yatırımlarından kaçınıyoruz.

Portföyümüz ölçek ve çeşitlilik açısından geliştikçe, inovasyonu yalnızca bir teknoloji gündemi olarak değil, artan faaliyet kapsamımızı iş gücümüzde aynı oranda artış gerektirmeden yönetmemizi sağlayan operasyonel ölçeklenebilirlik, dayanıklılık ve verimlilik stratejisinin temel bir unsuru olarak görüyoruz.

DİJİTAL OPERASYONLAR VE OTOMASYON (UYGULAMADA VE ÖLÇEKLENME AŞAMASINDA)

Image

Senkron ROC, dijital faaliyet modelimizin operasyonel merkezini oluşturuyor. Tek bir merkezden çalışan 16 kişilik ekip, Enerjisa Üretim’e ait beş farklı üretim teknolojisindeki 32 enerji üretim santralini izliyor ve yönetiyor. Ayrıca Hizmet Olarak ROC (ROC-as-a-Service) modeli kapsamında Enerjisa Üretim’e ait olmayan 13 üretim varlığına da hizmet veriyor. Senkron Digital’in OnePact® ve CyberPact® dahil geniş ürün portföyü; 15 ülkede ve dört kıtada 9 GW’ın üzerinde kurulu gücü yönetiyor ve güvenliğini sağlıyor. ROC, Enerjisa Üretim operasyonları genelinde saniyede 50 binden fazla sinyali sürekli işleyerek gerçek zamanlı görünürlük, raporlama ve operasyonel optimizasyon sağlıyor. Veri hacmi sürekli artsa da portföy genelindeki operasyonel durumu bütüncül ve anlık olarak izleyebiliyor. Bu dijital olgunluk düzeyi, operasyonel tutarlılığı, güvenilirliği ve sistem dayanıklılığını güçlendiren temel unsurlardan birini oluşturuyor. Bu model, çalışan sayısını aynı oranda artırmadan portföyümüzü büyütmemize imkan tanıyor ve maliyet verimliliğini doğrudan destekliyor. Altyapı kesintileri sırasında kesintisiz operasyon kabiliyeti sağlayan Mobil Operasyon Merkezi (MOC) ise operasyonel dayanıklılığı artırıyor ve duruş sürelerinden kaynaklanabilecek gelir kayıplarını azaltıyor. Yapay zeka destekli çözümler, rutin raporlama ve veri konsolidasyonu süreçlerini otomatikleştirerek manuel işlem süresini yaklaşık %10 azaltıyor. Böylece çalışanlarımız daha yüksek katma değer yaratan faaliyetlere odaklanabiliyor. Kestirimci bakım, dijital ikizlerle yaşam döngüsü takibi ve bütünleşik SCADA sistemleri, otonom santral işletimine geçişi hızlandırıyor. Bu uygulamalar; üretim varlıklarının ömrünü uzatıyor, plansız duruşları azaltıyor ve bakım döngülerini optimize ediyor. Sonuç olarak portföy genelinde sermaye harcamalarını düşürüyor ve yatırılan sermayenin getirisini artırıyor.

Önemli kilometre taşlarımızdan biri, hidroelektrik santrallerimizde hayata geçirilen Yapay Zeka Destekli Santral Yöneticisi girişimi. Gelişmiş izleme sistemleri ile kural tabanlı algoritmaları bir araya getiren bu yapı sayesinde hidroelektrik santraller, önceden tanımlanmış sınırlar içinde rutin kararları daha az insan müdahalesiyle alabilen otonom kontrol modlarında çalışabiliyor. Bu sayede ROC ekipleri, istisnai durumların yönetimine ve daha yüksek katma değer yaratan karar alma süreçlerine odaklanabiliyor.

NEW AGE programı, çevik çalışma prensipleri, fonksiyonlar arası ekipler ve ürün odaklı uygulama modeliyle bu dönüşümü hızlandırıyor. Operasyonel ve dijital iş akışlarını yeniden tasarlayarak geri bildirim döngülerini kısaltıyor ve dijital çözümlerin daha hızlı devreye alınmasına imkan tanıyor.

DEPOLAMA, HİBRİT SİSTEMLER VE SİSTEM ESNEKLİĞİ (PİLOT AŞAMADAN YAYGIN KULLANIMA)

Image

Enerji depolama ve hibrit sistemler, yenilenebilir enerji kaynaklarının sistemdeki payı arttıkça sistem yeterliliği ve esnekliğinin korunmasına katkı sağlıyor. Üç proje kapsamında (19 Mayıs RES, İzmit RES ve Malkara RES), toplam 500 MW rüzgar kapasitesi ile 500 MWh batarya enerji depolama kapasitesini kapsayan ön lisansları aldık.

Mevcut rüzgar ve termik santrallerimizde toplam 90 MW hibrit güneş kapasitesini devreye aldık. Bu kapasiteyi 2028 yılına kadar 157 MW seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Böylece kapasite kullanımını artırmayı, üretim varlıklarımızın karlılığını iyileştirmeyi ve uzun vadeli karbonsuzlaşma hedeflerimize katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu ilk uygulamalar, gelecekteki yatırımlar için değerli operasyonel veriler üretiyor. Böylece ölçeklendirme kararlarını daha bilgiye dayalı ve disiplinli şekilde alıyor, gelecekteki yatırımların uygulama risklerini azaltıyoruz.

Bandırma Enerji Üssü, beş farklı üretim teknolojisini aynı sahada bir araya getiren entegre teknoloji platformumuz olarak hizmet veriyor. Bünyesinde doğal gaz kombine çevrim santrali, tesisin kendi enerji ihtiyacını karşılayan entegre bir hidroelektrik santrali ile agrivoltaik uygulama da dahil olmak üzere hibrit ve şebeke bağlantılı güneş enerjisi sistemleri yer alıyor. Bunun yanında, Türkiye’de Enercon’un yeni nesil kara tipi platformunun ilk prototipi olarak kurulan, 175 metre çapındaki rotoruyla dünyanın en büyük kara tipi rotorlarından birine sahip 6 MW’lık Enercon E-175 EP5 rüzgar türbini de Bandırma Enerji Üssü’nde bulunuyor. Enerji Üssü’nde ayrıca Türkiye’nin Bakanlık onaylı ilk şebeke bağlantılı Batarya Enerji Depolama Sistemi de yer alıyor. Ticari dengeleme faaliyetlerine başlayan 2 MW / 4 MWh kapasiteli bu pilot sistem, jeneratör soğutmasında kullanılan küçük ölçekli yeşil hidrojen ünitesiyle birlikte çalışıyor. Aynı sahada konumlanan bu yapı sayesinde konvansiyonel üretim, yenilenebilir enerji, enerji depolama ve hidrojen teknolojileri arasındaki fiziksel, dijital ve ticari etkileşimleri gerçek işletme koşullarında test edebiliyoruz. Yeşil hidrojen uygulamalarını halen operasyonel öğrenme aşamasında değerlendiriyoruz. Bu teknolojiyi kısa vadeli bir yatırım önceliğinden ziyade uzun vadede teknolojik seçeneklerimizi açık tutan bir alan olarak değerlendiriyor, yatırım odağımızı geri dönüş potansiyeli daha net olan teknolojilere yöneltiyoruz.

GELİŞMİŞ ANALİTİK VE KARAR DESTEK SİSTEMLERİ (UYGULAMADA)

Image

Senaryo analizleri, esneklik modellemeleri, enerji depolama sistemlerinin etkileşimine yönelik analizler ile optimizasyon araçlarından yararlanıyoruz. Bu araçlar sayesinde enerji depolama sistemlerini, hibrit konfigürasyonları, hidrojen alanındaki seçenekleri ve yeni gelişen teknolojileri belirsiz piyasa ve sistem koşulları altında değerlendirebiliyoruz. Analitik kabiliyetlerimiz yalnızca teknik uygulanabilirliği değerlendirmekle sınırlı kalmıyor. Esnek üretim varlıklarının ticari açıdan değerlendirilmesine, yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonunun analiz edilmesine ve üretimin sistem ve piyasa koşullarına göre en uygun şekilde yönlendirilmesine ilişkin kararların alınmasına da katkı sağlıyor. Böylece hem stratejik hazırlığımızı hem de yatırım disiplinimizi güçlendiriyoruz.

Baraj yönetimimizi hava durumu verileri, uydu görüntüleri ve akış tahmin modelleriyle optimize ediyoruz. Bu sayede hidroelektrik santral portföyümüz genelinde su girişlerini daha doğru öngörebiliyor ve su kaynaklarını daha etkin şekilde tahsis edebiliyoruz. Üretken yapay zeka, makine öğrenmesi ve gelişmiş analitik uygulamalarını bilgi keşfi ve karar destek süreçlerimize entegre ediyoruz. Böylece yapılandırılmış ve yapılandırılmamış operasyonel verilerden, teknik dokümanlardan ve piyasa bilgilerinden daha etkin yararlanıyor; senaryo analizlerini zenginleştiriyor, analiz süreçlerini hızlandırıyor ve kuruluş genelinde karar alma kalitesini artırıyoruz.

Bu kabiliyetleri, Senkron Digital’in OnePact® ve CyberPact® platformlarıyla tamamlıyoruz. Bu platformlar, hem kendi üretim varlıklarımızda hem de üçüncü taraf varlıklarda performansın izlenmesini ve siber güvenliğin sağlanmasını mümkün kılıyor. Ayrıca enerji yönetim sistemleri ve karar destek platformları alanında uzmanlaşmış girişimleri sistematik olarak takip ediyor ve değerlendiriyor, ölçeklenebilir ve veri odaklı karar alma kabiliyetimizi daha da güçlendiriyoruz.

UZUN VADELİ TEKNOLOJİ ARAŞTIRMALARI VE İŞ BİRLİKLERİ (TEKNOLOJİ TARAMASI VE KAVRAM KANITLAMA AŞAMASI)

Image

Erken aşamadaki enerji çözümlerini pilot uygulamalar ve kavram kanıtlama çalışmalarıyla test ediyoruz. Öncelikli çalışma alanlarımız arasında perovskit güneş teknolojileri, Tufanbeyli Linyit Santrali’nde yürütülen karbon yakalamaya yönelik erken aşamadaki kavram kanıtlama çalışması ve Hacınınoğlu Santrali’nde çok düşük debilerde çalışabilen yatay yüzeyli Arşimet türbini de dahil olmak üzere gelişmiş türbin teknolojileri yer alıyor. Ayrıca anomali tespiti, haritalama ve üretim varlıklarının denetimine yönelik yeni nesil robotik teknolojiler ile otonom drone çözümlerini de değerlendiriyoruz. İleri perovskit fotovoltaik geri dönüşümü, fotovoltaik-batarya optimizasyonu, rüzgar sistemlerinin güvenilirliği ve yapay zeka destekli akıllı enerji sistemlerini kapsayan AB Zaman Ufku projelerine katılım için hazırlıklarımızı tamamladık. Yeni Teknolojiler Departmanımız, Enerjisa Üretim’in stratejik öncelikleri ile küresel inovasyon ekosistemi arasında köprü görevi görüyor. Yeni nesil üretim teknolojileri, otonom operasyonlar ve kestirimci bakım alanlarında faaliyet gösteren girişimler, akademik kurumlar ve teknoloji sağlayıcılarının geliştirdiği çözümleri belirliyor, değerlendiriyor ve test ediyor. Yeni nesil yenilenebilir enerji teknolojileri, su teknolojileri, siber güvenlik ve ileri robotik alanlarını kapsayan sistematik teknoloji izleme çalışmalarıyla bu faaliyetleri sürekli besliyoruz.

Uluslararası iş birlikleri ve sektör platformları, inovasyon çalışmalarımızı kendi portföyümüzün ötesine taşıyor. 2025 yılında Enerjisa Üretim, önde gelen uluslararası danışmanlık şirketleri tarafından entegre dijital operasyonlar alanında referans saha olarak seçildi. Bu kapsamda, 20’den fazla ülkeden sektör temsilcisini Senkron ROC ve Bandırma Enerji Üssü’nde ağırladık. Yıl içinde ayrıca, VGBE ile birlikte Türkiye’de “Digitalisation in Hydropower 2025” uluslararası etkinliğine ev sahipliği yaptık. Bunun yanı sıra Türkiye’nin ilk canlı OT siber güvenlik tatbikatını gerçekleştirdik. Bu çalışmalar kurumsal yetkinliklerin geliştirilmesine, sektörler arası bilgi paylaşımına ve enerji sektöründe dijital operasyon standartlarının gelişimine katkı sağladı.

İnovasyon ekosistemimizi Türkiye, ABD ve Avrupa’daki girişim ve teknoloji ekosistemlerine yapılandırılmış erişimimizle daha da güçlendiriyoruz. Bu sayede dünya genelinde geliştirilen yeni çözüm ve girişimleri, Bandırma Enerji Üssü’nde yürüttüğümüz entegre Ar-Ge ve teknoloji entegrasyon platformu ile kurum içi İnovasyon Komitemizin disiplinli yönetişim anlayışıyla bir araya getiriyoruz. Böylece yeni çözümleri stratejik önceliklerimiz ve sermaye disiplinimiz doğrultusunda belirliyor, test ediyor ve operasyonlarımıza entegre ediyoruz.

Önümüzdeki dönemde inovasyon gündemimiz, operasyonel, sistemsel ve finansal açıdan ölçülebilir değer yaratan teknolojilere öncelik vermeyi sürdürecek. Kısa vadeli önceliklerimiz arasında, ön lisansı alınan 500 MW’lık portföy kapsamında Batarya Enerji Depolama Sistemlerinin yaygınlaştırılması, ROC operasyonlarında yapay zeka destekli otomasyonun daha ileri taşınması ve dijital ikiz uygulamalarının tüm üretim varlıklarımız genelinde yaygınlaştırılması yer alıyor. Bu girişimlerin operasyonel verimliliği artırması, üretim varlıklarımızın performansını güçlendirmesi ve gelir kalitesini iyileştirmesi bekleniyor. Uzun vadede ise yeşil hidrojen uygulamalarını, karbon yakalama teknolojilerini ve yeni nesil yenilenebilir enerji teknolojilerini ticari kullanıma hazır hale geldikçe değerlendirmeyi sürdüreceğiz. Böylece sermayemizi başarısı kanıtlanmış ve ölçeklenebilir çözümlere disiplinli bir yaklaşımla tahsis ederken, portföy dönüşüm hedeflerimizle uyumlu gelişmekte olan büyüme fırsatlarına yönelik seçeneklerimizi de seçici biçimde açık tutacağız.

Stratejik önceliklerimizi yapılandırılmış, aşamalı ve belirli bir takvime dayanan yol haritasıyla hayata geçiriyoruz. Finansal disiplini, operasyonel mükemmelliği ve sürdürülebilirlik hedeflerini tek bir karar alma çerçevesinde bütünleştiren bu yol haritası, stratejimizin uygulanmasına yön veriyor.

Yol haritamız 2028, 2030, 2035 ve 2040 hedeflerini kapsıyor. Dört temel eksen doğrultusunda ilerliyor: iklim ve doğa, enerji güvenliği, insanımız ve sosyal etki. Her eksen; sermaye tahsisimiz, operasyonel kabiliyetlerimiz ve paydaşlarımıza yönelik taahhütlerimizin, değişen politika çerçeveleri, teknolojilerin olgunluk düzeyi ve piyasa koşullarıyla nasıl etkileşime girdiğini ortaya koyuyor. Bu yapı, portföyümüzün ve tüm paydaşlarımız için yarattığımız değerin uzun vadeli kalitesini, dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini şekillendiriyor. Bu yaklaşım, büyüme, enerji sistemine katkı ve uzun vadeli değer yaratımı arasındaki ödünleşimleri etkin şekilde yönetmemizi sağlıyor. Aynı zamanda uygulama disiplininden ve stratejik tutarlılıktan ödün vermeden, portföyümüzün değişen dış koşullara uyum sağlama konusundaki stratejik esnekliğini koruyor.

“ÜRETİM NEXT”TEN “INFINITY”YE

Bugünkü yol haritamız, 2021 yılında başlattığımız “Üretim Next” fazı üzerine inşa ediliyor. Bu dönem, yenilenebilir enerji büyümesi, portföy dönüşümü ve kabiliyet gelişimini odağına alan yeni yatırım döngüsünün başlangıcını oluşturdu. “Üretim Next”, mevcut büyüme stratejimizin uygulama aşamasını temsil ederken, uzun vadeli “Infinity” vizyonumuzun da temelini oluşturuyor. “Infinity” fazıyla birlikte, ağırlıklı olarak yenilenebilir kaynaklardan oluşan portföyümüz, kazançlarımızın güçlü öngörülebilirliği, sürdürülebilir temettü yaratma kapasitemiz ve Türkiye sınırlarının ötesinde değer yaratan ölçeklenebilir dijital ve enerji ticareti iş kollarımızla entegre bir enerji platformu olarak konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu dönüşüm, Enerjisa Üretim’in değer yaratma yapısını elektrik üretiminin ötesine taşıyor. Yeni gelir kaynakları oluştururken uzun vadeli yapısal büyüme potansiyelimizi de güçlendiriyor. Aynı zamanda yalnızca şirketimizi değil, içinde yer aldığımız ekosistemi de daha ileri taşımayı hedefliyor. Böylece kalıcı etki ve ortak değer yaratmayı amaçlıyoruz.

Image

“ÜRETİM NEXT”İN HAYATA GEÇİRİLMESİ

2028 yılına kadar önceliğimiz, güvence altına alınmış yenilenebilir enerji proje portföyümüzü devreye almak, yeni devreye alınan varlıklardan elde edilen nakit akışlarını istikrara kavuşturmak ve yoğun yatırım döneminin ardından bilanço dayanıklılığımızı güçlendirmek olacak. Bu doğrultuda, 2028 yılına kadar 40’tan fazla santralde toplam 6.250 MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyoruz. Üretim portföyümüzde yerli ve yenilenebilir kaynakların payının yaklaşık %70’e ulaşmasını öngörüyoruz. 2030 yılına kadar ise üretim portföyümüzü daha da büyütmeyi ve güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda, kurulu gücümüzü 6-7 GW seviyesine çıkarmayı ve yenilenebilir enerji payını %70’in üzerine taşımayı amaçlıyoruz. Bu büyüme; baz yük, esnek üretim ve yenilenebilir enerji varlıklarından oluşan dengeli bir üretim portföyüyle destekleniyor. Böylece hem sistem güvenilirliğini koruyor hem de portföyümüzün piyasalardaki konumunu optimize ediyoruz. Bu dinamik portföy yaklaşımı, değişen piyasa koşulları ve düzenleyici öncelikler doğrultusunda portföyümüzü sürekli dengelememize olanak tanırken, elektrik sisteminin esnekliğine ve güvenilirliğine de katkı sağlıyor.

2030 sonrasında ise yol haritamızın odağı; portföy optimizasyonu, disiplinli yeniden yatırımlar, sistem esnekliğinin artırılması ve konvansiyonel üretim varlıklarının planlı ve yönetilen dönüşümü olacak. Bu dönüşümü, varlıkların teknik ömürlerini piyasa koşulları ve iklim hedefleriyle uyumlu şekilde yöneterek gerçekleştireceğiz.

2028’e kadar uzanan büyüme planımızın temelini YEKA-2 RES ve YEKA-2024 RES projeleri oluşturuyor. Bu projelerin yaklaşık 1.750 MW yeni rüzgar enerjisi kapasitesi sağlaması bekleniyor. Büyüme planımızı, mevcut rüzgar enerjisi santrallerimizde yürüttüğümüz stratejik satın almalar ve kapasite artırımı projeleri ile batarya enerji depolama sistemleriyle desteklenen yaklaşık 500 MW ön lisanslı yeni rüzgar enerjisi yatırımı tamamlıyor. Büyüme planımız ayrıca, portföy kalitesini artırmayı, yenilenebilir enerji payını yükseltmeyi ve genel getiri profilini iyileştirmeyi hedefleyen seçici satın almalar ve mevcut sahalardaki kapasite artırımı projeleriyle destekleniyor. Bu yatırımları, açık finansal sınırlar ve ilkeler doğrultusunda hayata geçiriyoruz. Sermayeyi disiplinli şekilde tahsis ediyor, yatırım kararlarımızda sermaye maliyetimizle uyumlu getiri eşiklerini esas alıyor ve temettü yaklaşımımızı serbest nakit akışı ile kaldıraç disiplinini gözeterek belirliyoruz.

Portföy disiplinimiz, aktif portföy yönetimini de kapsıyor. Bu kapsamda, stratejik önceliği bulunmayan veya ölçeği sınırlı varlıkları seçici şekilde elden çıkarıyor, elde edilen kaynakları daha yüksek değer yaratma potansiyeline sahip büyüme fırsatlarına yönlendiriyoruz. Böylece portföy kalitemizi artırırken bilanço esnekliğimizi ve sermaye verimliliğimizi de güçlendiriyoruz.

“Üretim Next” Kilometre Taşları

Image

Yenilenebilir enerji kapasitemizi büyütüyor, portföyümüzün dayanıklılığını güçlendiriyor ve disiplinli uygulama anlayışımızla değer yaratıyoruz.

* Yerli ve yenilenebilir kaynak payı, yenilenebilir enerji kaynakları ile yerli konvansiyonel üretimin toplamını kapsar.
** Hibrit kapasite dahil.
*** Hibrit kapasite dahil.

Image

Uzun vadeli dayanıklılık ve sürdürülebilir değer yaratımı için gerekli portföyü, yetkinlikleri ve dönüşüm yollarını bugünden hazırlıyoruz.

“INFINITY”YE DOĞRU

2035 dönemi, portföy dönüşümümüzün daha ileri bir aşamasını temsil ediyor. Bu dönemde düşük karbonlu teknolojiler, emisyon yoğunluğunun azaltılması, operasyonel verimlilik ve iklim dayanıklılığı; operasyonel uygulamalarımıza ve yatırım kararlarımıza giderek daha fazla entegre oluyor. Karbon yönetimi, teknoloji dönüşümü ve doğal kaynakların sorumlu yönetimini İklim Geçiş Planımızın ortaya koyduğu çerçevede birlikte ele alıyoruz.

2040 itibarıyla yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyüme, operasyonel optimizasyon, portföy dönüşümü, düşük karbonlu teknolojiler, karbon yönetimi ve doğa temelli çözümler; Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları için belirlediğimiz Net Sıfır hedefini destekleyen bütünleşik bir dönüşüm yolunda bir araya geliyor. Bu dönüşümün hızı ve aşamaları; teknolojilerin olgunlaşma düzeyi, karbon fiyatlandırma mekanizmalarının gelişimi ve enerji sistemindeki genel koşullar doğrultusunda şekillenecek. Böylece karbonsuzlaşma sürecini disiplinli ve ekonomik açıdan sürdürülebilir bir yaklaşımla hayata geçireceğiz.

Pilot Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın geçiş dönemi de dahil olmak üzere Türkiye’de gelişen karbon fiyatlandırma mekanizmalarını finansal modelleme ve yatırım değerlendirme süreçlerimize entegre ediyoruz. Bu yaklaşım, portföyümüz üzerindeki uzun vadeli etkileri değerlendirme kabiliyetimizi güçlendirirken sermaye tahsisi kararlarımızı da daha etkin biçimde optimize etmemizi sağlıyor.

SORUMLU BÜYÜME

Uzun vadeli büyüme hedeflerimizi iklim, doğa, kaynak verimliliği ve sosyal değer yaratımını birlikte ele alan entegre bir yaklaşımla hayata geçiriyoruz. İklim Geçiş Planımız stratejik yönümüzü belirlerken, portföy genelinde uyguladığımız operasyonel yaklaşımlar bu taahhütleri saha düzeyinde somut ve ölçülebilir uygulamalara dönüştürüyor. Böylece stratejimiz ile uygulamalarımız arasındaki tutarlılığı sağlıyoruz.

Döngüsel ekonomi, su yönetimi, atık yönetimi, biyoçeşitlilik ve ekosistem dayanıklılığını uzun vadeli değer yaratımının birbirini tamamlayan unsurları olarak görüyoruz. Çalışanlarımızın ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki toplulukların güvenli şekilde yönetilen su, sanitasyon ve hijyen (WASH) hizmetlerine erişimini destekleme taahhüdümüzü de sürdürüyoruz. Su stresi, habitat hassasiyeti, rehabilitasyon, kaynak tüketimi ve yerel ekosistemler üzerindeki etkiler gibi çevresel performans unsurlarını, proje geliştirme sürecinin en erken aşamalarından itibaren değerlendiriyoruz. Bu değerlendirmeleri operasyonel performans göstergelerimize ve yatırım süreçlerimize entegre ediyoruz. Böylece hem uygulama kalitemizi hem de varlıklarımızın uzun vadeli dayanıklılığını güçlendiriyoruz.

Biyoçeşitlilik yol haritamız, proje ön fizibilite aşamasından işletme dönemine kadar tüm süreci kapsıyor. Biyoçeşitliliği, yatırım ve operasyon süreçlerimizde temel karar kriterlerinden biri olarak ele alıyoruz. Yenilenebilir enerji portföyümüz genelinde entegre izleme, net kayıp olmaması (no net loss) ve net kazanç (net gain) yaklaşımlarını benimsiyoruz. Biyoçeşitlilik Eylem Planları (BAP), türlerin taşınması, alıcı habitat yönetimi ve uzun dönemli izleme çalışmalarını operasyonel karar alma ve uyarlanabilir yönetim mekanizmalarımıza entegre ediyoruz. 2028 yılına kadar faaliyetteki tüm yenilenebilir enerji santrallerimiz için karşılaştırılabilir başlangıç durumu, izleme ve azaltım veri setleri oluşturmayı hedefliyoruz. 2030 yılına kadar biyoçeşitlilik taramalarını, kritik habitat yönetimini ve net kayıp olmaması ilkesini tüm yatırım kararlarımızda standart karar kriterleri haline getirmeyi amaçlıyoruz. Aynı dönemde net kazanç uygulamalarını öncelikli tür ve habitatlarda kademeli olarak yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. 2035 yılına kadar portföy düzeyindeki izleme sonuçlarının net kazanç değerlendirmelerine temel oluşturmasını öngörüyoruz. Bu çalışmaları rüzgar ve güneş enerjisi santrallerimizde yürüttüğümüz habitat rehabilitasyonu uygulamalarıyla tamamlamayı hedefliyoruz. 2040 yılına kadar ise net kazanç yaklaşımını öncelikli tür ve habitatların daha geniş bir bölümünde hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Doğa üzerindeki etkilerimizi, bağımsız güvence süreçlerine uygun veri kalitesiyle ölçmeyi, yönetmeyi ve izlemeyi hedefliyoruz. Enerji sisteminin dönüşümünde karbonsuzlaşma hedeflerini; enerjinin uygun maliyetli olması, sistem güvenilirliği ve bölgesel kalkınma öncelikleriyle birlikte gözetmek gerekiyor. Adil Geçiş Yol Haritamız, portföyümüzün planlı dönüşümüne rehberlik ediyor. Aynı zamanda bu dönüşümün sosyoekonomik etkilerini, iş gücü üzerindeki yansımalarını ve uzun vadeli bölgesel dayanıklılığı da gözetiyor.

Tufanbeyli Enerji Üssü, bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor. Burada operasyonel verimlilik, emisyon yoğunluğunun azaltılması, teknoloji dönüşümü ve bölgesel değer yaratımı uzun vadeli dönüşüm perspektifiyle birlikte ele alınıyor. Rehabilitasyon çalışmaları ile bölgesel dayanıklılık, çevresel ve operasyonel önceliklerle birlikte değerlendiriliyor. Topluluklarla fayda paylaşımı mekanizmalarını ise dönüşümün sağladığı faydaların daha geniş ekosisteme yayılmasını sağlayacak şekilde tasarlıyoruz.

Büyüme, dönüşüm ve sorumlu yönetim önceliklerimizin birlikte yarattığı etki, yol haritamızın dört ekseninde somutlaşıyor. Bu yapı, stratejik önceliklerimizi 2028, 2030, 2035 ve 2040 hedefleri kapsamında somut ve ölçülebilir çıktılara dönüştürüyor. İklim ve Doğa ekseni; iklim eylemi, döngüsel ekonomi, biyoçeşitlilik ve su yönetimini kapsıyor. Enerji Güvenliği ekseni; yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeyi, depolama sistemleriyle sağlanan sistem esnekliğini ve varlıklarımızın iklim dayanıklılığını odağına alıyor. İnsanımız ekseni; dönüşen iş gücümüz için kapsayıcılığı, yetkinlik geliştirmeyi, yeniden beceri kazandırmayı ve çalışan esenliğini bir araya getiriyor. Sosyal Etki ekseni ise Adil Geçiş uygulamalarını, bölgesel kalkınmayı, enerji sektöründe kadınların güçlendirilmesini ve toplumsal fayda programlarını kapsıyor. Bu dört eksen hesap verebilirliği güçlendiriyor, ilerlememizin şeffaf biçimde izlenmesini sağlıyor ve yol haritamızı hissedarlarımız, çalışanlarımız, topluluklar ve daha geniş enerji sistemi için uzun vadeli değer yaratımıyla ilişkilendiriyor.

2040 Yol Haritası

Altı stratejik önceliğimizi, yol haritamızın dört ekseni doğrultusunda ölçülebilir sonuçlara ve ortak değer yaratımına dönüştürüyoruz.

* Hibrit kapasite dahil.
** Hibrit kapasite dahil.

“INFINITY” VİZYONUNU DESTEKLEYEN ENTEGRE DEĞER YARATIMI

Entegre değer yaratma yaklaşımımız; Üretim Platformu, Enerji Ticareti ve Piyasalar Platformu, Dijital Enerji Platformu olmak üzere üç platform üzerine kurulu. Birlikte çalışan bu üç platform, Değer Yaratımı Modelimiz bölümünde açıklanan altı sermaye unsurunu uzun vadeli değere dönüştürüyor. Beş farklı üretim teknolojisinden oluşan çeşitlendirilmiş portföyümüz ve yukarıda açıklanan yenilenebilir enerji büyümesiyle desteklenen Üretim Platformu, iş modelimizin operasyonel temelini oluşturuyor. Bu temel; Enerji Ticareti ve Piyasalar Platformu ile Dijital Enerji Platformu tarafından daha da güçlendiriliyor. Tüm platformları yatay olarak destekleyen inovasyon ve yeni teknolojiler ise portföy performansını, piyasa optimizasyonunu ve operasyonel mükemmelliği artırıyor. Böylece yatırım döngüsü boyunca birbirini besleyen bir değer yaratma döngüsü oluşuyor.

Enerji Ticareti ve Piyasalar Platformu

Enerjisa Commodities, dalgalı ve birbirine bağlı enerji piyasalarında operasyonel dayanıklılığı artırıyor, nakit akışının öngörülebilirliğini güçlendiriyor ve portföyün riske göre optimize edilmesini sağlıyor. 2025 yılında İtalya, Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan, İsviçre ve Avusturya piyasalarına girerek önemli bir büyüme kaydeden Enerjisa Commodities, bugün Türkiye’nin yanı sıra sekiz Avrupa ülkesinde elektrik ve doğal gaz alanındaki 18 organize ve tezgah üstü piyasada faaliyet gösteriyor. Ticari varlığı 18 ülkeye, elektrik, doğal gaz ve çevresel ürünlerdeki ticaret erişimi ise yaklaşık 30 ülkeye ulaşıyor. Varlık yoğunluğu düşük bir iş modeliyle faaliyet gösteren şirketin yol haritası; gelişmiş tahminleme, otomasyon, entegre risk izleme ve disiplinli yönetişime odaklanıyor. Bu kapsamda geliştirilen yetkinlikler, 2025 yılında gerçekleştirilen ilk fiziksel depolama optimizasyonu ve ilk sınır ötesi fiziksel doğal gaz taşımacılığı gibi kilometre taşlarıyla somutlaşıyor. Riskten korunma faaliyetleri ise fiyat riskinin yönetimine temel oluştururken, üretim portföyü genelinde nakit akışının öngörülebilirliğini güçlendiriyor.

Dijital Enerji Platformu

Dijital yol haritamız, Senkron Digital tarafından geliştirilen yetkinlikler ile Senkron ROC aracılığıyla hayata geçirilen merkezi operasyon modelinin üzerine inşa ediliyor. Gelişmiş analitik, yapay zeka uygulamaları ve entegre dijital çözümler; üretim portföyümüz genelinde operasyonel mükemmelliği, sisteme katkımızı ve performans optimizasyonunu güçlendiriyor. Ayrıca hem kendi operasyonlarımıza hem de daha geniş bir ekosisteme hizmet veren ölçeklenebilir dijital iş modelleri sayesinde şirket içi faaliyetlerimizin ötesinde ilave değer yaratıyor.

İnovasyon ve Yeni Teknolojiler

İnovasyon ve yeni teknolojileri, portföyümüze, operasyonlarımıza ve karar alma süreçlerimize entegre edilen sistem yetkinlikleri olarak ele alıyoruz. Bu yetkinliklerle güvenilirliği, esnekliği, sürdürülebilirliği ve karlılığı güçlendiriyoruz. Operasyonel ve finansal açıdan somut değer yaratan teknolojilere öncelik veriyor, bu teknolojileri kavram kanıtlama aşamasından ölçeklenebilir uygulamaya kadar olgunluk düzeylerine göre yönetiyoruz. Depolama ve hibrit çözümler, gelişmiş analitik, otomasyon ve geçiş teknolojilerini ise sistem ve piyasa koşulları elverdiği ölçüde ölçeklendiriyor; inovasyonu sermaye disipliniyle birlikte hayata geçiriyoruz.

Entegre Değer Yaratımı

Üretim portföyümüzü güçlendiren tamamlayıcı platformlar

FİNANSAL DİSİPLİN VE HİSSEDAR DEĞERİ

Finansal disiplin ve uzun vadeli hissedar değeri, yol haritamızın temelini oluşturuyor. Sermayemizi uzun vadeli bir bakış açısıyla tahsis ediyor, büyüme fırsatları ile finansal dayanıklılık arasında denge kuruyoruz. Yatırımlarımızı portföy kalitesini, kazançların öngörülebilirliğini ve sürdürülebilir değer yaratımını güçlendirecek şekilde yönlendiriyoruz.

Sermaye Tahsisi ve Yatırım Disiplini

Disiplinli ve önceliklendirilmiş yatırım çerçevemiz doğrultusunda sermayemizi öngörülebilir nakit akışları, riske göre güçlü getiriler ve stratejik açıdan belirgin uygunluk sunan projelere tahsis ediyoruz. Orta vadede büyümeye yönelik sermaye harcamalarımızın temelini, özellikle YEKA mekanizmaları, YEKDEM yapıları veya uzun vadeli sözleşmelerle desteklenen rüzgar enerjisi yatırımları oluşturuyor. Bu yatırımlar, aşamalı geliştirme karar noktalarında değerlendirilen depolama ve hibrit çözümlerle destekleniyor.

Yatırım kararlarımızı; iç verim oranı (IRR) eşikleri, iç karbon fiyatı ve projeye özgü risk parametreleri doğrultusunda değerlendiriyoruz. Böylece büyümeyi, getirilerden veya bilanço gücünden ödün vermeden gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Image

Nakit Akışı Yaratımı ve Kazançların Öngörülebilirliği

Güçlü ve öngörülebilir nakit yaratma kapasitemiz, uzun vadeli stratejimizin hayata geçirilmesinin temelini oluşturuyor. Mevcut varlıklarımız güçlü bir gelir tabanı sağlarken, çeşitlendirilmiş portföyümüz farklı piyasa koşullarında dayanıklı performans sergilememizi sağlıyor. Operasyonel nakit akışına dönüşüm, gelir kalitesi ve finansal disiplinimizin temel göstergelerinden biri olarak hem büyüme yatırımlarımızı hem de hissedar getirilerini destekliyor.

YEKA sözleşmeleri, YEKDEM kapsamındaki alım garantileri ve EÜAŞ Elektrik Alım Anlaşması (PPA) sayesinde, 2027 yıl sonu itibarıyla FAVÖK’ümüzün %50’den fazlasının öngörülebilir gelir yapısına sahip olmasını bekliyoruz. FAVÖK’ün benzer bir bölümünün ABD dolarına endeksli olmasıyla birlikte bu yapı, kazançların öngörülebilirliği ve nakit akışı dayanıklılığı için güçlü bir taban oluşturuyor.

Bilanço Gücü

Finansal yönetimimizin temelini disiplinli bir kaldıraç çerçevesi oluşturuyor. Mevcut yatırım döngüsü boyunca kaldıraç oranımızın en yüksek seviyesine ulaşması beklenmekle birlikte, Net Borç/FAVÖK oranımız 2025 yıl sonu itibarıyla 3,2x seviyesinde gerçekleşti. Yeni devreye alınan varlıklarımızın üretim ve gelir katkılarının kademeli olarak artmasıyla bu oranın 3,0x’in altına gerilemesi öngörülüyor. Kaldıraç seviyemizi yatırım döngüsü boyunca dinamik bir yaklaşımla yönetiyoruz. İnşaat aşamasında geçici artışlara izin verirken, varlıklarımız işletmeye alınıp nakit yaratmaya başladıkça kaldıraç seviyemizi kademeli olarak azaltıyoruz. Kaldıraç disiplinini korumak, sermaye harcamalarımızın zamanlaması ve hissedarlara yapılacak dağıtımlara ilişkin kararların belirlenmesinde temel önceliklerimiz arasında yer almaya devam ediyor.

Hissedar Değeri

Kâr dağıtımı yaklaşımımız, yatırım döngümüz ve uzun vadeli değer yaratımı hedeflerimiz arasında dengeyi gözetirken, hissedarlarımıza sürdürülebilir ve öngörülebilir getiri sağlama kararlılığımızı da yansıtıyor. Kar dağıtımı kararlarımızı serbest nakit akışı yaratma kapasitemiz, yasal gereklilikler ve kaldıraç sınırlarımız doğrultusunda şekillendiriyoruz. Böylece büyüme yol haritamız boyunca bilanço gücümüzü korurken hissedar getirilerinde sürekliliği sağlamayı hedefliyoruz. 2020 yılından bu yana tahakkuk esasına göre toplam 690 milyon ABD doları temettü dağıttık. Bu performansımız, disiplinli büyüme yaklaşımımızın yanı sıra hissedar değerine verdiğimiz önemi de ortaya koyuyor.

Image

Sürdürülebilir Finansman

Sürdürülebilir finansmanı, ayrı bir finansman etiketi olarak değil, geçiş mimarimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. Yeşil Finansman Çerçevemiz, sürdürülebilirlikle bağlantılı finansman araçlarımız ve uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla kurduğumuz ilişkiler sayesinde çeşitlendirilmiş ve rekabetçi maliyetli finansman kaynaklarına erişimimizi güçlendiriyoruz. Bu kaynakları, doğrulanmış düşük karbonlu ve geçişi destekleyen faaliyetlerle uyumlu şekilde kullanıyoruz. Bu yaklaşımla finansman kararlarımızı uygun nitelikteki yatırımlar, etki raporlaması ve kredi veren kuruluşların beklentileriyle doğrudan ilişkilendiriyoruz. Finansman yaklaşımımızı aynı zamanda yenilenebilir enerji, depolama ve sistem esnekliğini artırmaya yönelik yatırımları kapsayan uzun vadeli geçiş yol haritamızla uyumlu şekilde yürütüyoruz.

YEKA-2 rüzgar enerjisi projeleri için sağlanan toplam finansman 1,2 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu tutar, Türkiye rüzgar enerjisi sektöründe bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük toplam finansman işlemini temsil ediyor. 2025 yılında, Türkiye’de YEKA kapsamındaki bir rüzgar enerjisi projesine özel olarak EBRD’den finansman sağlayan ilk şirket olduk. Bu finansmanın 200 milyon ABD dolarına kadar olan bölümü, Muğla’da yaklaşık 250 MW ilave kapasiteyi destekliyor. Bu işlemler, uluslararası sermaye piyasalarına erişimimizin devam ettiğini gösterirken uzun vadeli büyüme ve geçiş yol haritamıza duyulan güveni de güçlendiriyor. YEKA-2 RES portföyü için ilave finansman sağlamaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Toplam finansman taahhütlerinin 2026 yılında yaklaşık 1,4 milyar ABD dolarına ulaşmasını bekliyoruz.

Fı̇nansal Dı̇sı̇plı̇n ve Hı̇ssedar Değeri

YÖNETİŞİM VE UYGULAMA DİSİPLİNİ

Stratejik yol haritamızın hayata geçirilmesi; Yönetim Kurulu düzeyindeki gözetim, özel yatırım komiteleri ve düzenli strateji değerlendirmeleriyle desteklenen güçlü yönetişim yapılarıyla destekleniyor. Finansal, operasyonel ve sürdürülebilirlik hedeflerimize yönelik ilerlemeyi, yol haritamızın dört ekseniyle ilişkilendirilmiş tanımlı performans göstergeleri (KPI) aracılığıyla izliyoruz. Böylece dış koşullar değiştikçe sermaye tahsisimizi, portföy önceliklerimizi ve geçiş araçlarımızı gerektiğinde güncelleyebiliyoruz.

Stratejimizin uygulanması; CEO, Genel Müdür Yardımcıları ve fonksiyon liderlerinin katılımıyla üç aylık üst yönetim değerlendirme döngüsüyle gözetiliyor. Bu değerlendirmelerde stratejik KPI’lara yönelik ilerleme gözden geçirilirken, aksiyon planları da risk iştahımız doğrultusunda uyumlu hale getiriliyor. 2028, 2030, 2035 ve 2040 hedef dönemlerindeki her kilometre taşı; sayısal hedefler, sorumlu ekipler ve düzenli gözden geçirme takvimiyle ilişkilendiriliyor. Böylece stratejik hedeflerimizin ölçülebilir ve izlenebilir uygulama sonuçlarına dönüşmesi destekleniyor.

Bu entegre ve takvime bağlı yol haritasıyla, bir elektrik üretim şirketinin çok ötesine geçen bir yapı inşa ediyoruz. Büyümeyi, finansal disiplini, operasyonel mükemmelliği, sorumlu geçiş anlayışını ve sürdürülebilirlik önceliklerini tek bir çerçevede bir araya getiren, entegre ve ölçeklenebilir bir enerji platformu oluşturuyoruz. Böylece enerji sistemine katkımızı artırıyor, dayanıklılığımızı güçlendiriyor ve hissedarlarımız, çalışanlarımız, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki topluluklar ve daha geniş enerji ekosistemi için uzun vadeli değer yaratıyoruz. Yatırım, geçiş ve uygulama önceliklerimizi dengeli biçimde yöneterek “Infinity” vizyonumuza doğru ilerlemeyi sürdürüyoruz. Bu vizyon, üretim portföyümüzün ötesine geçen ve Türkiye sınırları dışında da değer yaratan, ölçeklenebilir ve geleceğe odaklı bir enerji platformunu ifade ediyor.

Image

2025 ENTEGRE FAALİYET RAPORU