Skip to content
2025 ENTEGRE FAALİYET RAPORU

2025 Performansı ve Öngörüler

Enerjisa Üretim olarak 2025 yılında, elektrik üretimi, enerji ticareti ve dijital yetkinliklerimizi bir araya getiren entegre iş modelimiz sayesinde güçlü operasyonel ve finansal sonuçlar elde ettik. Türkiye’nin en büyük özel sektör elektrik üreticilerinden biri olarak konumumuzu güçlendirirken ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürdük.

Yıl boyunca yenilenebilir enerji yatırımlarımızı ilerlettik, farklı üretim teknolojilerinden oluşan portföyümüzde yüksek emre amadelik seviyelerini koruduk ve gelirlerimizin öngörülebilirliğini artırmaya odaklandık. Enerji ticareti ve dijital platformlarımızın kapasitesini geliştirerek uzun vadeli büyüme stratejimiz doğrultusunda önemli adımlar attık.

2025 yılı, aynı zamanda zorlu piyasa koşullarını yönetmemizi gerektiren bir dönem oldu. Hidrolojik koşulların zayıf seyretmesi, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, devam eden tavan fiyat uygulamasının doğal gaz santrallerimizin kârlılığı üzerindeki etkisi ve piyasa koşulları nedeniyle enerji ticaretinin finansal katkısındaki gerilemeye rağmen güçlü performansımızı koruduk. Entegre iş modelimizin sağladığı esneklik ve dayanıklılıkla bu zorlukları yönetirken enerji dönüşümü yol haritamız doğrultusunda ilerlemeye devam ettik.

Operasyonel performansımız, çeşitlendirilmiş çok teknolojili portföyümüzün ve merkezi işletme modelimizin gücünü yansıttı. 2025 yıl sonu itibarıyla hidroelektrik, rüzgar, güneş, doğal gaz ve linyit teknolojilerini kapsayan ve gelir yaratan 32 santralde yaklaşık 4,33 GW kurulu güce ulaştık. Toplam elektrik üretimimiz, bir önceki yıla göre %15 artarak yaklaşık 15,0 TWh’ye ulaştı. Bu üretim, Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yaklaşık %4-5’ine karşılık geliyor. Yenilenebilir enerji santrallerimiz yaklaşık 4,15 TWh elektrik üretirken, doğal gaz santrallerimiz 7,62 TWh esnek ve fiyat değişikliklerine duyarlı üretim gerçekleştirdi. Tufanbeyli Enerji Üssü ise 3,62 TWh yerli kaynaklara dayalı baz yük üretimiyle tarihindeki en yüksek yıllık üretim seviyesine ulaştı.

Image

Portföy dönüşümümüzde 2025 yılında da önemli ilerleme kaydettik. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu gücümüz içindeki payı 2024’teki %47 seviyesinden yaklaşık %53’e yükselirken, yerli ve yenilenebilir kaynakların toplam payı portföyümüzün yaklaşık %63’ünü oluşturdu. Rüzgar enerjisi üretimimiz; devreye alınan yeni YEKA-2 RES kapasitesinin yanı sıra Balıkesir RES ve Dağpazarı RES kapasite artış projelerinin katkısıyla önemli ölçüde arttı. Yenilenebilir enerji odaklı bu büyüme, üretim altyapımızı güçlendirirken gelecekteki kazançlarımızın öngörülebilirliğini artırdı ve Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolümüzü daha da pekiştirdi. Bununla birlikte hidroelektrik, doğal gaz ve yerli termik santrallerimiz; esneklik, baz yük üretimi ve sistem güvenilirliği sağlamaya devam etti. Böylece entegre portföy yaklaşımımız sayesinde kaynaklardaki değişkenliği, piyasa dinamiklerini ve arz güvenliği gereksinimlerini etkin bir şekilde yönetebildik.

Finansal performansımız 2025 yılında da güçlü seyrini sürdürdü. Devreye alınan kapasitenin kademeli olarak üretime katkı sağlaması, elektrik üretim hacmindeki artış, disiplinli finansal yönetim ile dövize endeksli ve fiyat korumalı gelir kaynaklarının artan katkısı bu performansı destekleyen başlıca unsurlar oldu. FAVÖK ve net kâr reel olarak artarak sırasıyla 16,1 milyar TL ve 6,5 milyar TL seviyesine ulaştı. Toplam varlıklarımız, başta YEKA-2 RES ve erken aşamadaki YEKA-2024 RES projelerinin geliştirilmesi olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarının sürmesi ile üretim portföyümüzün modernizasyonu ve bakım çalışmaları sayesinde 252,5 milyar TL’ye yükseldi. Net borcumuz, yenilenebilir enerji portföyümüzün hızla büyütülmesine paralel olarak planlı yatırım döngümüz doğrultusunda arttı. Devreye alınan varlıklarımızın kazançlarımıza ve nakit akışımıza katkısı kademeli olarak arttıkça, kaldıraç seviyemizin gerilemesini ve uzun vadeli finansal dayanıklılığımızın daha da güçlenmesini bekliyoruz.

Yılın öne çıkan gelişmelerinden biri, sözleşmeye dayalı ve dövize endeksli gelirlerin kazançlarımızın öngörülebilirliğini ve finansal dayanıklılığını daha da güçlendirmesi oldu. Ekim 2025’te EÜAŞ ile imzaladığımız Elektrik Satış Anlaşması, Tufanbeyli Enerji Üssü’nün sabit fiyatlı elektrik satışını güvence altına aldı. Bu anlaşmanın 2026 yılından itibaren kazançlarımıza daha anlamlı katkı sağlamasını bekliyoruz. YEKA kapsamındaki varlıklarımızın ABD dolarına endeksli fiyatlama yapısıyla birlikte bu yapı, serbest piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalara maruziyetimizi azaltıyor, gelir kalitemizi artırıyor ve döviz cinsinden borçlarımız için doğal bir koruma mekanizması oluşturuyor. Bu gelişme, özellikle 2022 enerji krizinin ardından serbest piyasa elektrik fiyatlarının normalleşmeyi sürdürdüğü mevcut dönemde daha da önem kazanıyor.

Image

Ticari faaliyetlerimiz ve enerji ticareti performansımız, üretim portföyümüz genelinde portföy optimizasyonunu, çeşitlendirmeyi ve risk yönetimini daha da güçlendirdi. Enerjisa Commodities aracılığıyla, yaklaşık 32,5 bin işlem gerçekleştirerek Türkiye’de 32 TWh, Avrupa’da ise 76 TWh olmak üzere toplam yaklaşık 110 TWh elektrik ticareti hacmine ulaştık. Platformumuz, elektrik, doğal gaz ve çevresel ürün piyasalarında 30’dan fazla ülkeye ticaret erişimi sağlarken, Avrupa’da 30 binden fazla, Türkiye’de ise 1.500’ün üzerinde işlem gerçekleştirdi. Yıl boyunca İtalya’da doğal gaz, Almanya ve Hollanda’da gün içi elektrik, İsviçre’de ise elektrik ve doğal gaz piyasalarında faaliyet göstermeye başladık. Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan ve Avusturya’da doğal gaz ticareti lisansları aldık; Nord Pool üyeliğiyle Nordik elektrik piyasalarına erişim sağladık. Bu gelişmeler, sınır ötesi portföy optimizasyonu kabiliyetimizi güçlendirirken, farklı piyasalardaki seçeneklerimizi artırdı ve portföyümüz genelinde disiplinli risk yönetimini destekledi.

Dijital ve veri odaklı yetkinliklerimiz, operasyonel mükemmelliği daha da ileri taşıdı ve yalnızca üretim portföyümüzde değil, portföyümüzün ötesinde de ilave değer yarattı. Uzaktan Operasyon Merkezi, Mobil Operasyon Merkezi, OnePact Suite, CyberPact ve Güvenlik Operasyon Merkezi aracılığıyla merkezi operasyon yönetimi, gerçek zamanlı izleme, kestirimci bakım, üretim optimizasyonu ve operasyonel teknoloji siber güvenliği alanlarındaki yetkinliklerimizi daha da geliştirdik. Merkezi işletme modelimiz; yan hizmetler performansı, izleme ve kontrol kalitesi, operasyonel olaylara müdahale hızı ve dengesizlik yönetiminde ölçülebilir iyileşmeler sağladı. Senkron Digital, uluslararası faaliyetlerini de genişleterek dört kıtada 15 ülkede 30’dan fazla müşteriye ait 9 GW’ın üzerinde üretim kapasitesini yönetti ve güvence altına aldı. Böylece Enerjisa Üretim bünyesinde geliştirilen operasyonel standartların ve teknoloji yetkinliklerinin küresel ölçekte rekabet gücüne sahip olduğunu ortaya koydu.

2025 yılında sürdürülebilir büyüme ve enerji dönüşümü stratejimizi hayata geçirme konusunda da önemli ilerleme kaydettik. Yenilenebilir enerji kapasitemizi büyütmeye devam etmemiz, YEKA kapsamındaki varlıklarımızın artan katkısı, hibrit ve depolama destekli projeler ile sürdürülebilir finansman araçlarından yararlanılması; portföyümüzün daha esnek, daha dayanıklı ve daha düşük karbonlu bir üretim platformuna dönüşümüne katkı sağladı. Aynı zamanda İklim Geçiş Planımızı uygulamayı sürdürerek, portföy genelinde biyoçeşitlilik yönetimini geliştirerek, döngüsellik ve kaynak verimliliği uygulamalarını yaygınlaştırarak ve Adil Geçiş yaklaşımımızı hayata geçirerek sorumlu büyüme gündemimizi daha da ileri taşıdık. Böylece portföyümüzün sorumlu dönüşümünü ve uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratımını destekledik. Bandırma Enerji Üssü, doğal gaz, rüzgar, güneş, hidroelektrik, batarya depolama ve yeşil hidrojen yetkinliklerini bir araya getirerek yeni nesil enerji çözümleri için inovasyon ve uygulama merkezi olma rolünü daha da güçlendirdi. Tufanbeyli Enerji Üssü ise, 2040 Net Sıfır yol haritamızla uyumlu, Türkiye’nin tesis özelinde ilk Adil Geçiş Yol Haritası kapsamında; operasyonel verimlilik, emisyon yoğunluğunun azaltılması, teknoloji dönüşümü, bölgesel değer yaratımı ve toplulukların uzun vadeli dayanıklılığını birlikte ele alan dengeli ve planlı enerji dönüşümü yaklaşımımızı ortaya koymayı sürdürdü.

Tüm bu başarılar, Enerjisa Üretim’in operasyonel mükemmellik, disiplinli sermaye tahsisi, ticari optimizasyon, dijital inovasyon, insan odağı ve sorumlu büyümeyi bir araya getiren entegre iş modelinin gücünü ortaya koyuyor. 2026 yılına daha büyük, yenilenebilir enerji payı daha yüksek, daha dijital ve giderek daha dayanıklı bir platformla girdik. Bu yapıyla, genişleyen varlık tabanımız sayesinde kazançlarımızın öngörülebilirliğini artırmak, sürdürülebilir nakit yaratmak ve hissedarlarımız, çalışanlarımız, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki topluluklar ve daha geniş enerji sistemi için uzun vadeli değer oluşturmak üzere güçlü bir konumdayız.

Enerjisa Üretim olarak 2025 yılında büyüme stratejimiz doğrultusunda yatırımlarımızı sürdürdük, faaliyetlerimizi genişlettik ve kârlılığımızı artırdık. Yıl boyunca devreye aldığımız yeni kapasitelerin elektrik üretimine sağladığı katkı, dövize endeksli ve sabit fiyatlı gelirlerimizin artan payı ve disiplinli finansal yönetim anlayışımız sayesinde finansal performansımızı güçlendirirken gelirlerimizin öngörülebilirliğini de artırdık.

Enerjisa Üretim olarak 2025 yılını, 32 santralimizde yaklaşık 4,33 GW kurulu güç ve 15,0 TWh elektrik üretimiyle tamamladık. Türkiye’nin toplam elektrik üretiminin yaklaşık %4-5’ini karşılayarak ülkemizin enerji arzına önemli katkı sağladık.

Elektrik üretimimiz, 2023 yılındaki 12,3 TWh seviyesinden 2024’te 13,1 TWh’ye, 2025 yılında ise yaklaşık 15,0 TWh’ye yükselerek istikrarlı büyümesini sürdürdü. Bu artışta, mevcut santrallerimizin performansının yanı sıra devreye aldığımız yeni yatırımların üretimimize sağladığı katkı da etkili oldu. Yeni kapasitelerin kademeli olarak devreye girmesiyle birlikte üretim gücümüzü artırırken finansal performansımızı da destekledik.

Şirketimiz, 2025 yılında Türkiye’deki zayıf hidrolojik koşullara, devam eden tavan fiyat uygulaması nedeniyle doğal gaz santrallerindeki kârlılığın azalmasına ve enerji ticareti faaliyetleri açısından daha zorlu piyasa koşullarına rağmen temel finansal göstergelerinde güçlü bir büyüme kaydetti. 2025 yılında FAVÖK ve net kâr reel olarak çift haneli büyüme göstererek sırasıyla 16,1 milyar TL ve 6,5 milyar TL’ye ulaştı. Bu performans; devreye alınan yeni rüzgar enerjisi kapasitesinin desteklediği yüksek üretim hacmi, portföy optimizasyonu, fiyat korumalı ve dövize endeksli gelir kaynaklarının artan katkısı ile disiplinli finansal yönetim sayesinde gerçekleşti. Şubat 2026 itibarıyla Enerjisa Üretim, 16 rüzgar enerjisi santralindeki 1 GW’ı aşan kurulu rüzgar enerjisi kapasitesiyle Türkiye’de bu eşiği aşan ilk şirket oldu.

Net borcumuz, devam eden yatırım döngümüz doğrultusunda artarken, Net Borç/FAVÖK oranımız yüksek sermaye harcamalarının etkisiyle yaklaşık 3,2x seviyesine yükseldi. Bu artışın geçici nitelikte olmasını bekliyoruz. Devreye alınan yeni varlıklarımızın üretime, kazançlarımıza ve nakit akışımıza katkısı arttıkça, Net Borç/FAVÖK oranımızın kademeli olarak 3,0x’in altına gerilemesini öngörüyoruz.

Operasyonel açıdan ise çeşitlendirilmiş üretim portföyümüz iş modelimizin başlıca güçlü yönlerinden biri olmayı sürdürdü. 2025 yılında:

Doğal gaz santrallerimiz, esnek ve fiyat sinyallerine duyarlı üretim sağlayarak 7,62 TWh elektrik üretti.

Tufanbeyli Enerji Üssü, 3,62 TWh baz yük elektrik üretimi gerçekleştirdi.

Yenilenebilir enerji santrallerimiz ise yaklaşık 4,15 TWh elektrik üretti (HES: 2,07 TWh; RES ve GES: 2,08 TWh).

Farklı üretim teknolojilerinden oluşan portföyümüz sayesinde değişen piyasa koşullarına daha hızlı uyum sağlıyor, fiyat dalgalanmalarından kaynaklanan riskleri daha etkin yönetiyor ve gelirlerimizin sürdürülebilirliğini güçlendiriyoruz.

Image

2025 yılında öne çıkan gelişmelerden biri, 2026 yılından itibaren kazançlarımıza daha belirgin katkı sağlaması beklenen sözleşmeye dayalı, dövize endeksli ve fiyat korumalı gelirlerin artan payı oldu. Bu kapsamda, Ekim 2025’te EÜAŞ ile imzalanan ve 2029 yıl sonuna kadar geçerli olan Elektrik Satış Anlaşması önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Bu anlaşma kapsamında, Tufanbeyli Enerji Üssü’nden 2025’in kalan bölümünde 0,5 TWh, anlaşma süresinin sonuna kadar ise yılda 2,3 TWh elektrik satışı taahhüt edildi. Söz konusu yapı, piyasa fiyatlarının üzerinde sabit fiyat güvencesi sağlıyor. YEKA kapsamındaki varlıklarımızın ABD dolarına endeksli fiyatlama yapısıyla birlikte değerlendirildiğinde, serbest piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalara maruz kalma düzeyimizi önemli ölçüde azaltıyor. Böylece, 2022 enerji krizinin ardından serbest piyasa elektrik fiyatlarında görülen normalleşme ve aşağı yönlü seyre rağmen kazançlarımızın dayanıklılığını güçlendiriyor. Sözleşmeye dayalı ve ABD dolarına endeksli bu gelir yapılarının, 2027 yıl sonu itibarıyla FAVÖK’ümüzün %50’sinden fazlasını güvence altına alması bekleniyor. Aynı dönemde FAVÖK’ümüzün %50’den fazlasının da ABD dolarına endeksli olması öngörülüyor. Bu yapı, döviz cinsinden borçlarımız için doğal bir koruma mekanizması oluştururken borç servis kapasitemizi ve bilanço dayanıklılığımızı güçlendiriyor, dalgalı makroekonomik koşullarda döviz kuru riskine maruziyetimizi de sınırlandırıyor.

Enerji dönüşümü stratejimiz doğrultusunda, portföyümüzde yenilenebilir enerjinin payını artırmayı sürdürdük. 2025 yıl sonu itibarıyla:

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu gücümüz içindeki payı yaklaşık %53’e ulaştı.

Yerli ve yenilenebilir kaynakların toplam payı ise yaklaşık %63 olarak gerçekleşti.

Bu dönüşümün temel itici gücü rüzgar enerjisi üretimindeki güçlü artış oldu. 2024 yılında 1,23 TWh olan rüzgar enerjisi üretimi, devreye alınan yeni YEKA-2 RES kapasitesinin yanı sıra Balıkesir RES ve Dağpazarı RES kapasite artış projelerinin katkısıyla 2025 yılında 2,06 TWh’ye yükseldi. Bu dönüşüm yalnızca yenilenebilir enerji portföyümüzü büyütmekle kalmadı, aynı zamanda kazançlarımızın öngörülebilirliğini artırdı, piyasa dalgalanmalarına maruziyetimizi azalttı ve zaman içinde daha dayanıklı bir portföy yapısı oluşturmamıza katkı sağladı.

Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Enerjisa Üretim’in 2025 performansı; ölçeklenebilir büyümeyi, disiplinli sermaye tahsisi ve yatırım uygulamalarını, dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir üretim portföyünü ve öngörülebilirliği ve kalitesi giderek artan bir gelir yapısını bir araya getiren iş modelinin gücünü ortaya koyuyor. Ayrıca 2020’den 2025 yılı sonuna kadar kesintisiz olarak temettü dağıtmamız, hissedarlarımıza nakit getiri sağlama konusundaki güçlü kapasitemizi de yansıtıyor..

FİNANSAL ÖZET*

Image

1. Stratejik Yatırımlarla Desteklenen Varlık Büyümesi

Enerjisa Üretim’in toplam varlıkları, 2024 yılındaki 211,5 milyar TL seviyesinden 2025 yıl sonu itibarıyla 252,5 milyar TL’ye ulaştı. Bu artışta, yenilenebilir enerji yatırımlarımız doğrultusunda attığımız adımlar önemli rol oynadı. Yıl boyunca YEKA-2 RES yatırımlarımızda ilerleme kaydederken YEKA-2024 RES projelerimizin geliştirme çalışmalarını da sürdürdük. Önümüzdeki dönemde devreye alınacak bu yatırımlarla kurulu gücümüzü artırmayı, dövize endeksli ve sabit fiyatlı sözleşmelerden elde ettiğimiz gelirleri büyütmeyi ve uzun vadeli finansal performansımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz.

2. Operasyonel Kaldıracı Yansıtan FAVÖK Büyümesi

Konsolide FAVÖK, 2024 yılındaki 14,3 milyar TL seviyesinden 2025 yılında 16,1 milyar TL’ye yükseldi. Bu artış, Türkiye’deki zayıf hidrolojik koşullara, devam eden tavan fiyat uygulaması nedeniyle doğal gaz santrallerindeki kârlılığın azalmasına ve enerji ticareti faaliyetleri açısından daha zorlu piyasa koşullarına rağmen operasyonel kârlılığımızdaki iyileşmeyi ortaya koyuyor. Performansta; devreye alınan YEKA projeleri, Tufanbeyli Enerji Üssü’nün Elektrik Satış Anlaşması kapsamındaki satışları, sıkı maliyet disiplini ve etkin portföy optimizasyonu belirleyici oldu.

3. Finansal Disiplinle Desteklenen Net Kâr

Enerjisa Üretim’in net dönem kârı, 2024 yılındaki 5,9 milyar TL seviyesinden 2025 yılında 6,5 milyar TL’ye yükseldi. Bu artış yalnızca FAVÖK büyümesinden değil, aynı zamanda disiplinli finansal yönetim ve bilanço yönetiminden kaynaklandı. Enflasyon muhasebesi net parasal gelir sağlarken, ABD doları bazlı sözleşmeli gelirler finansman kaynaklı kur etkilerine karşı doğal bir koruma mekanizması oluşturdu.

4. Yatırım Dönemini Yansıtan Sermaye Harcamaları

Enerjisa Üretim’in toplam sermaye harcamaları (CapEx), 2024 yılındaki 710 milyon ABD doları seviyesinden 2025 yılında 810 milyon ABD dolarına ulaştı. Böylece son iki yıldaki toplam sermaye harcamaları 1,5 milyar ABD dolarını aştı. Bu artış başta YEKA-2 RES ve YEKA-2024 RES projeleri olmak üzere, üretim portföyünün modernizasyonu ve bakım yatırımlarıyla şekillenen yoğun yatırım dönemini yansıtıyor. Hızlanan bu yatırım süreci, yenilenebilir enerji odaklı büyüme stratejimizin uygulanmasını desteklerken gelecekteki kazançlarımızın öngörülebilirliğini de artırıyor.

5. Finansal Disiplinle Desteklenen Düzenli Hissedar Getirisi

Enerjisa Üretim, tutarlı ve disiplinli temettü politikası doğrultusunda, 2020-2024 döneminde tahakkuk esasına göre 690 milyon ABD doları temettü dağıttı. Bu yaklaşım, piyasa koşulları ve yatırım döngümüzle uyumlu dengeli bir sermaye tahsisi anlayışını yansıtırken, finansal gücümüzü koruyor ve sürdürülebilir hissedar getirilerini destekliyor.

Enerjisa Üretim olarak 2025 yılında, uzun vadeli büyüme stratejimiz doğrultusunda önemli adımlar attık. Üretim kapasitemizi ve yenilenebilir enerji portföyümüzü genişletirken dövize endeksli ve fiyat dalgalanmalarına karşı koruma sağlayan gelirlerimizin payını artırarak finansal yapımızı güçlendirdik. Tüm bu süreçte yatırımlarımızı disiplinli bir finansal yönetim anlayışıyla sürdürdük.

Önümüzdeki dönemde, devam eden yatırımlarımızın tamamlanması ve yeni kapasitelerin devreye girmesiyle birlikte büyüyen portföyümüzün kârlılığımıza ve nakit akışımıza daha güçlü katkı sağlamasını bekliyoruz. Böylece sürdürülebilir büyümemizi desteklerken uzun vadeli değer yaratma kapasitemizi de artırmayı amaçlıyoruz.

*31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla Türk lirasının satın alma gücü esas alınarak reel olarak ifade edilmiştir.

2025 yılında hidroelektrik, rüzgar, güneş, doğal gaz ve yerli kömür santrallerimizden oluşan üretim portföyümüzle yüksek emre amadelik seviyelerini koruyarak rekor elektrik üretimine ulaştık. Yıl boyunca 4 yeni santrali devreye alırken toplam kurulu gücümüzü bir önceki yıla göre %12 artırdık. Farklı üretim teknolojilerini bir araya getiren portföyümüz sayesinde değişen piyasa koşullarına, yakıt maliyetlerine ve hidrolojik koşullara esnek bir şekilde uyum sağladık. Operasyonel güvenilirliğimizi ve verimliliğimizi koruyarak Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %4-5’ini karşıladık.

2025 yılı elektrik üretimi: 15,0 TWh

2025 yılı operasyonel kurulu gücü: 4,33 GW

Gelir üreten santral sayısı: Türkiye genelinde 32 elektrik üretim santrali

Karşılanan elektrik ihtiyacı: Yaklaşık 5,8 milyon* hanenin elektrik ihtiyacı - Türkiye toplam talebinin yaklaşık %4-5’i

Yenilenebilir enerjiyle elektrik ihtiyacı karşılanan hane sayısı: 2,6 milyon

Yenilenebilir enerji varlıklarının payı: Toplam kurulu gücün %53’ü

Yerli ve yenilenebilir kaynakların payı: Toplam kurulu gücün %63’ü

Esnek üretim varlıklarının payı: Toplam kurulu gücün %63’ü**

Portföyümüz; baz yük, esnek üretim ve değişken yenilenebilir enerji varlıkları arasında stratejik olarak dengelendi. Kurulu güç dağılımında hidroelektrik 1.350 MW (%31,2), rüzgar 937 MW (%21,6), güneş 9 MW (%0,2), doğal gaz kombine çevrim 1.587 MW (%36,6) ve Tufanbeyli Enerji Üssü 450 MW (%10,4) paya sahip. Yenilenebilir enerji kaynaklarının operasyonel kurulu güç içindeki payı, 2024 yılındaki %47 seviyesinden 2025 yılında yaklaşık %53’e yükseldi. Yerli ve yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payı ise 2025 yılında yaklaşık %63 olarak gerçekleşti.

Toplam elektrik üretimimiz, bir önceki yıla göre %15 artarak 15 TWh’ye ulaştı. Bu üretimin 4,15 TWh’lik bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı. Doğal gaz santrallerimiz, 7,62 TWh üretimle esnek ve fiyat sinyallerine duyarlı dengeleme varlıkları olarak rollerini sürdürürken, Tufanbeyli Enerji Üssü 3,62 TWh üretimle tarihindeki en yüksek yıllık üretim performansına ulaştı. Hidroelektrik santrallerimiz, hidrolojik koşullardaki değişkenliğe rağmen yaklaşık 2,07 TWh elektrik üretti. Rüzgar ve güneş enerjisi santrallerimiz ise yaklaşık 2,08 TWh üretim gerçekleştirerek 2025 yılında devrede olan yenilenebilir enerji portföyümüzün katkısını ortaya koydu. Bu dengeli üretim portföyü, hidrolojik koşulların ve piyasa dalgalanmalarının etkisini azaltma kapasitemizi ortaya koydu. Bir teknolojide oluşan baskının diğer teknolojilerin performansıyla kısmen dengelenmesi, portföyümüzün dayanıklılığını güçlendirdi ve disiplinli sermaye tahsisi yaklaşımımızı destekledi.

Image

2025 yılında, üretim portföyümüzdeki tüm santrallerimizde operasyonel güvenilirliği ve yüksek emre amadelik seviyelerini koruduk. Santrallerimizin kapasite kullanım oranlarında teknik kısıtlardan çok piyasa koşulları ve enerji kaynaklarının kullanılabilirliği belirleyici oldu.

Hidroelektrik santrallerimizde, önleyici bakım çalışmalarımız ve dijital izleme sistemlerimiz sayesinde güçlü operasyonel performansımızı sürdürdük. Doğal gaz ve yerli kömür santrallerimizin üretimini ise piyasa koşulları, üretim maliyetleri ve elektrik sisteminin ihtiyaçları doğrultusunda esnek bir şekilde yönettik. Bu santrallerimizi, ihtiyaç duyulduğunda hızla devreye girerek üretimlerini artırabilecek şekilde hazır tuttuk.

Rüzgar ve güneş enerjisi santrallerimizde de yüksek emre amadelik seviyelerini koruduk. Bu santrallerimizin üretim performansında ise teknik kısıtlardan çok rüzgar ve güneşlenme koşulları belirleyici oldu.

Varlık Bazında Rol Dağılımının Performansa Etkisi

Hidroelektrik santrallerimiz, portföyümüzün esneklik kabiliyetinin temelini oluşturdu. Baraj yönetimi ve nehir tipi hidroelektrik santrallerimizin işletilmesi sayesinde gün içi ve mevsimsel optimizasyon sağlanırken; puant saatlerde üretim gerçekleştirilmesi ve yan hizmetler piyasasına katılım yoluyla portföy esnekliği etkin şekilde desteklendi.

Doğal gaz santrallerimiz, esnek ve marjinal üretim birimleri olarak çalışarak talebin zirve yaptığı dönemlerde sistem güvenilirliğine katkı sağladı ve yenilenebilir üretimin değişken doğasını dengeledi. Portföy optimizasyonu ve yakıt tedarik stratejileriyle entegre işletme yaklaşımı sayesinde, dalgalı piyasa koşullarında ekonomik yük dağıtımı sağlandı.

Tufanbeyli Enerji Üssü, yerli kaynaklara dayalı bir baz yük üretim varlığı olarak sistem yeterliliğine ve portföyün genel istikrarına katkı sundu. Tufanbeyli’nin stratejik rolü, yerli kaynakların değerlendirilmesini, operasyonel disiplini ve dönüşüm sürecinin yönetimini bir arada ele aldığımız dengeli portföy modelimiz çerçevesinde anlam kazanıyor.

Rüzgar ve güneş enerjisi santrallerimiz ise ağırlıklı olarak üretim hacmine odaklanarak karbonsuzlaşma hedeflerimizi destekledi ve toplam elektrik üretimimiz içindeki yenilenebilir enerji payını artırdı. Hibrit santral konfigürasyonları ile depolama çözümlerinin entegrasyonu, bu santrallerin sistem esnekliğine ve portföy genelindeki dengeleme kabiliyetine katkısını güçlendirdi.

Portföy Düzeyinde Optimizasyonun Performansa Etkisi

Portföy genelinde tüm varlıklar; piyasa fiyat tahminleri, teknik kısıtlar, yakıt pozisyonları ve risk limitlerini entegre eden merkezi bir optimizasyon ve yük tevzi çerçevesinde yönetildi. Bu yapı, Enerjisa Üretim’in varlık değerini en üst düzeye çıkarmasına, piyasa oynaklığını etkin şekilde yönetmesine ve farklı piyasa koşullarında istikrarlı operasyonel performansını sürdürmesine olanak sağladı.

Çeşitlendirilmiş üretim portföyümüz, farklı teknolojiler arasında doğal bir dengeleme mekanizması da oluşturdu. Bir segmentte üretimin veya kârlılığın azalması, diğer segmentlerdeki daha güçlü performansla kısmen telafi edildi. Bu portföy yaklaşımı, FAVÖK’ün dayanıklılığını artırdı, nakit akışının istikrarını destekledi ve disiplinli sermaye tahsisi yaklaşımını güçlendirdi. Bu doğrultuda operasyonel performans yalnızca tek tek varlıkların performans göstergeleriyle değil, portföyün sistem düzeyinde güvenilir, optimize edilmiş ve değer yaratan üretim sunma kabiliyetiyle de değerlendirildi.

* EPDK’nın 2024 yılı faturalandırılmış mesken elektrik tüketim verileri ve TÜİK hane halkı istatistikleri esas alınarak, hane başına yıllık ortalama 2.800 kWh elektrik tüketimi varsayımıyla hesaplanmıştır.
** Baraj tipi hidroelektrik ve doğal gaz varlıklarını içerir.

Enerjisa Üretim, 2025 yılında bağlı ortaklığı Enerjisa Commodities aracılığıyla güçlü bir ticari faaliyet ve enerji ticareti performansı ortaya koydu. Böylece üretim portföyümüzün optimizasyonunu, çeşitlendirilmesini ve risk yönetimini daha da güçlendirdi.

Elektrik ticareti hacmi: ~110 TWh (Türkiye’de 32 TWh, Avrupa’da 76 TWh)

Elektrik, doğal gaz ve çevresel ürün piyasalarında: >30 ülkeye ticaret erişimi

Aktif faaliyet: 9 ülkede 18 piyasa

İşlem sayısı: ~32,5 bin

Aktif ticari sözleşme: >120

Türkiye elektrik piyasasındaki vadeli sözleşmeler: ~1/3*

Image

Ticari Performans ve Elektrik Satış Yapısı

Enerjisa Commodities, 2025 yılında Türkiye’de 32 TWh, Avrupa’da ise 76 TWh olmak üzere toplam yaklaşık 110 TWh elektrik ticareti hacmine ulaştı. Türkiye’deki işlem hacmi, Türkiye elektrik piyasasındaki vadeli sözleşmelerin yaklaşık üçte birine karşılık gelirken, büyümenin temel itici gücünü Avrupa operasyonları oluşturdu.

Şirket, ikili anlaşmalara dayalı fiziki ticaret ile borsa işlemlerini bir araya getiren dengeli ticari modelini sürdürdü. Avrupa’da yaklaşık 6 TWh elektriğin fiziki ticareti yapılırken, yaklaşık 70 TWh’lik işlem organize elektrik borsalarında gerçekleştirildi. Bu hibrit yapı, Enerjisa Commodities’in piyasa likiditesinden ve şeffaf fiyat oluşumundan yararlanmasını, fiziki teslimatları güvence altına almasını ve ikili anlaşmalar aracılığıyla ilave değer yaratmasını sağladı.

Ticaret Faaliyetleri ve Pazar Erişimi

Enerjisa Commodities, yaklaşık 32,5 bin işlem ve 120’nin üzerinde aktif ticari sözleşmeyle yüksek ticaret hacmini sürdürerek piyasalara erişim ve işlem gerçekleştirme kabiliyetini ortaya koydu.

Şirket, elektrik, doğal gaz ve çevresel emtia piyasalarında 30’dan fazla ülkede faaliyet göstererek coğrafi erişimini daha da genişletti; 9 ülkedeki 18 piyasada aktif varlığını sürdürdü. Bu geniş coğrafi erişim, ticaret fırsatlarını artırırken sınır ötesi optimizasyon kabiliyetlerini güçlendirdi ve Avrupa’nın başlıca ticaret merkezlerinde çeşitlendirilmiş likiditeye erişim sağladı.

Doğal Gaz Ticareti Faaliyetleri

Doğal gaz ticareti, Enerjisa Commodities portföyünün önemli bir bileşeni olmayı sürdürdü. Bu kapsamda fiziki ve finansal doğal gaz ticareti birbirinden net biçimde ayrıştırılarak yönetildi.

Fiziki doğal gaz ticareti hacmi yaklaşık 600 GWh’ye ulaşırken, finansal doğal gaz ticareti hacmi 30 TWh’yi aştı. Finansal işlemler ağırlıklı olarak riskten korunma, fiyat riskinin yönetimi ve doğal gaz portföyünün optimizasyonuna katkı sağladı.

Portföy Optimizasyonu ve Stratejik Büyüme

Enerjisa Commodities, 2025 yılında hedef odaklı coğrafi büyüme, ürün çeşitlendirmesi ve hizmet kapsamının genişletilmesi sayesinde portföy optimizasyonu kabiliyetlerini önemli ölçüde güçlendirdi.

  • İtalya doğal gaz piyasasına (PSV) giriş yapıldı ve doğal gaz depolama pozisyonlarının yönetimine başlandı.

  • Almanya ve Hollanda’da gün içi elektrik ticareti faaliyetleri başlatıldı.

  • İsviçre elektrik ve doğal gaz piyasalarına giriş yapıldı.

  • Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan ve Avusturya’da doğal gaz ticareti lisansları alındı.

  • Şirketin ilk fiziki depolama optimizasyonu işlemi gerçekleştirildi.

  • İlk sınır ötesi doğal gaz taşıma işlemi gerçekleştirildi.

  • Nord Pool’a kayıt olunarak Nordik elektrik piyasalarına erişim sağlandı.

  • Santral yönetim hizmetleri de dahil olmak üzere, 1.100 MW’ın üzerinde yenilenebilir enerji kapasitesinin ticari yönetimi üstlenildi. Bu, 2024’e kıyasla yaklaşık %45’lik bir artışa karşılık geliyor.

Bu girişimler, sınır ötesi ticaret fırsatlarını artırırken portföy içindeki esnekliği de güçlendirdi. Böylece şirket, farklı piyasalar ve vadeler arasında pozisyonlarını daha etkin şekilde optimize ederek ticari performansını geliştirdi.

Pazar Konumlandırması ve Risk Yönetimi

Enerjisa Commodities, Avrupa’daki büyüyen varlığıyla bölgesel bir enerji ticaret platformu olarak konumunu güçlendirmeyi sürdürdü. Risk yönetimi yaklaşımı ise çeşitlendirme, disiplinli pozisyon yönetimi ve likiditeye güçlü erişim üzerine kurulu olmaya devam etti. Bu yaklaşım, açık şekilde tanımlanmış risk limitleri ve yapılandırılmış yönetişim uygulamalarıyla desteklendi.

Temel ilkelerimiz:

Fiziki ve finansal ticaret faaliyetleri arasında dengeli bir yapının korunması

Piyasalar, ürünler ve karşı taraflar genelinde risklerin çeşitlendirilmesi

Likidite ve şeffaf fiyat oluşumunu desteklemek amacıyla organize piyasaların etkin şekilde kullanılması

Riskten korunma ve fiyat riskinin yönetimi amacıyla finansal araçlardan yararlanılması

Enerjisa Commodities’in ticaret faaliyetleri ile Enerjisa Üretim’in üretim portföyü arasında entegrasyon sağlanarak toplam portföy değerinin en üst düzeye çıkarılması

* Enerjisa Üretim’in Türkiye vadeli elektrik piyasasına ilişkin kendi hesaplamasına dayanmaktadır.

Genel olarak Enerjisa Commodities, 2025 yılında Avrupa’daki varlığını genişletirken risk yönetiminde disiplinli yaklaşımını koruyarak çeşitlendirilmiş ve etkin şekilde optimize edilmiş bir ticaret performansı sergiledi. Ticaret faaliyetleri; piyasalardaki karmaşıklığın yönetilmesi, ticari değerin optimize edilmesi ve Enerjisa Üretim’in çeşitlendirilmiş üretim portföyünün performansının desteklenmesinde temel unsurlardan biri olmayı sürdürdü.

Image
>9 GW

Yönetilen ve siber güvenliği sağlanan toplam elektrik üretim kapasitesi

>30

Dünya genelinde hizmet verilen müşteri sayısı

>40.000

Dünya genelinde izlenen varlık sayısı

>50

Güvenliği sağlanan kritik saha sayısı

15

Ülke

4

Kıta

>50.000

Enerjisa Üretim operasyonları genelinde saniyede işlenen sinyal sayısı

>15.000

Güvenliği sağlanan OT/IoT veri noktası

2025 yılında dijital kabiliyetlerimiz, Enerjisa Üretim’in üretim portföyü genelindeki operasyonel performansı daha da ileri taşıdı. Operasyonel görünürlüğü artıran, veri odaklı karar alma süreçlerini destekleyen ve hidroelektrik, rüzgar, güneş, doğal gaz ile linyit santrallerimiz arasındaki koordinasyonu güçlendiren bu kabiliyetler, operasyonlarımızın daha etkin yönetilmesine katkı sağladı. Başlangıçta Enerjisa Üretim’in kendi operasyonlarının performansını optimize etmek amacıyla geliştirilen bu kabiliyetler, bugün hem üretim portföyümüz genelinde operasyonel mükemmelliği destekliyor hem de Senkron Digital aracılığıyla dijital çözümlerin ticarileştirilmesine katkı sağlıyor.

2025 yılında Senkron ROC, Enerjisa Üretim’in çeşitlendirilmiş üretim portföyü genelinde merkezi ve 7/24 operasyonel gözetim sağlamayı sürdürdü. Merkezi izleme ve kontrol altyapısı sayesinde tüm varlıklarımız arasında operasyonel standartların tutarlı şekilde uygulanması ve faaliyetlerin disiplinli biçimde yürütülmesi sağlandı. Standartlaştırılmış işletme prosedürleri, ortak performans göstergeleri (KPI’lar) ve açık yönetişim yapısı; performansın şeffaf biçimde yönetilmesini ve operasyonel sapmalara hızla müdahale edilmesini sağlayarak operasyonel dayanıklılığı güçlendirdi, yüksek emre amadeliği destekledi ve coğrafi olarak farklı noktalara yayılmış santrallerimiz genelinde karar alma kalitesini artırdı. Güvenilir operasyonlar; gerçek zamanlı izleme, gelişmiş Denetleyici Kontrol ve Veri Toplama (SCADA) sistemleri ile merkezi alarm yönetimi sayesinde sürdürüldü. Varlıkların durumu, operasyonel limitler ve şebeke koşulları sürekli izlenerek olağan dışı durumlar erken aşamada tespit edildi. Bu sayede proaktif operasyonel müdahalelerle plansız duruşlar en aza indirildi, varlık bütünlüğü korundu ve istikrarlı, öngörülebilir üretim performansı desteklendi. Operasyonel verimlilik; veri odaklı performans yönetimi, sürekli iyileştirme ve koordineli kök neden analizleriyle desteklendi. Bu yaklaşım, üretim optimizasyonuna, ekipman performansının iyileştirilmesine, maliyetlerin kontrol altında tutulmasına ve varlıkların uzun vadeli değerinin korunmasına katkı sağladı. Güvenlik ise ödün verilmeyen önceliklerimizden biri olmayı sürdürdü. Merkezi operasyon yönetimi kapsamında çalışma izin sistemi, izolasyon prosedürleri ve operasyonel risk kontrolleri günlük karar alma süreçlerine entegre edildi.

Senkron MOC, uzak sahalar, inşaat sahaları ve bakım faaliyetleri için ROC ile eşdeğer izleme ve operasyonel destek sağlayarak bu kabiliyetleri daha da geliştirdi. Böylece merkezi operasyonlar ile sahadaki ekipler arasındaki koordinasyon, portföy genelinde daha da güçlendirildi.

Image

Merkezi operasyon modeli, 2025 yılında ölçülebilir operasyonel iyileşmeler de sağladı. Yan hizmetler performansında %88,2, izleme ve kontrol kalitesinde %72,3 ve operasyonel olaylara müdahale hızında %90 oranında iyileşme elde edilirken, dengesizlik cezaları tamamen ortadan kaldırıldı. Yenilikçi yöntemler sayesinde 188,5 MWh’nin üzerinde enerji kaybı önlendi. Rüzgar enerjisi santralleri portföyümüz genelinde acil durdurma komutları 7 saniye içinde iletildi, alarmın sıfırlanmasının ardından türbinler 10 saniye içinde yeniden devreye alınmaya hazır hale geldi ve kayda alınan tüm olaylarda komut-yanıt uyumu %100 olarak gerçekleşti.

2025 yılında dijital kabiliyetlerimiz, operasyonlar ile ticari faaliyetler arasındaki entegrasyonu daha da güçlendirdi. Senkron Digital, OnePact Suite aracılığıyla gerçek zamanlı izleme, kestirimci bakım, üretim tahmini ve enerji ticareti uygulamaları, yenilenebilir enerji santrallerimizin operasyonel ve ticari yaşam döngüsünü tek bir dijital ekosistem içinde desteklemeyi sürdürdü. Yıl içinde devreye alınan OnePact Monetize, otomatik teklif hazırlama, yapay zeka destekli piyasa analizi ve gerçek zamanlı üretim optimizasyonu sayesinde Türkiye’de Gün Öncesi Piyasası, Gün İçi Piyasası ve Dengeleme Güç Piyasası’na akıllı katılımı destekledi. Nord Pool ve EPEX entegrasyonları da Avrupa enerji piyasalarıyla uyumu daha da güçlendirdi. Yıl içinde kullanıma alınan OnePact EMS ise hibrit ve enerji depolama sistemleriyle entegre santrallerin işletimini güçlendirdi. Gerçek zamanlı üretim optimizasyonu, depolama koordinasyonu ve ticari yönetim fonksiyonlarını tek bir operasyonel ortamda bir araya getirdi. Bu kabiliyetler, Bandırma Enerji Üssü’nde Türkiye’nin ilk lisanslı hibrit santralinin işletimini ve büyüyen hibrit yenilenebilir enerji ve depolama portföyümüzün yönetimine yönelik dijital altyapımızı güçlendirdi.

Operasyonel teknoloji dayanıklılığı, 2025 yılı boyunca önceliklerimiz arasında yer almaya devam etti. CyberPact ve Senkron Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) aracılığıyla, kritik altyapılar için özel olarak tasarlanmış sürekli izleme, OT güvenlik değerlendirmeleri, sızma testleri, uyumluluk denetimleri ve yönetilen SOC hizmetleriyle operasyonel teknoloji ortamımızdaki siber güvenliği daha da güçlendirdik. Üretim portföyümüz genelindeki 15.000’in üzerinde OT/IoT veri noktası sürekli izlendi ve siber güvenliği sağlandı. Bu sayede operasyonel süreklilik desteklenirken santrallerimizin güvenilir şekilde işletilmesi de güvence altına alındı. Yıl içinde, Türkiye’nin ilk canlı operasyonel teknoloji siber güvenlik tatbikatı işletmedeki bir hidroelektrik santralde gerçekleştirildi. Bu uygulama, kritik altyapılar genelinde siber hazırlık seviyemizi daha da güçlendirdi. Senkron Digital ayrıca, uluslararası kabul görmüş bilgi güvenliği, endüstriyel siber güvenlik ve varlık yönetimi standartları doğrultusunda dijital yönetişim çerçevesini güçlendirmeyi sürdürdü.

Image

Senkron ROC, Enerjisa Üretim’in kendi operasyonlarını desteklemenin yanı sıra ROC Hizmeti (ROC-as-a-Service) modeli kapsamında diğer santrallere de uzaktan izleme ve operasyonel koordinasyon hizmetleri sunmayı sürdürdü. Böylece kendi portföyümüzde geliştirilen operasyonel kabiliyetlerin olgunluğu daha da pekiştirildi. Senkron Digital, 2025 yılında ölçeklenebilir bir dijital iş kolu olarak büyümesini sürdürdü. Başlangıçta Enerjisa Üretim’in üretim portföyünün operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilen OnePact Suite ve CyberPact çözümleri, bugün dört kıtada 15 ülkede 30’dan fazla müşteri tarafından kullanılıyor ve 9 GW’ın üzerinde elektrik üretim kapasitesinin yönetimini ve siber güvenliğini destekliyor. Enerji sektörünün ötesinde CyberPact; kamu hizmetleri, çimento, havacılık, petrol ve doğal gaz sektörlerinde de aktif olarak kullanılıyor. Bu durum, operasyonel süreklilik ve siber dayanıklılığın kritik önem taşıdığı farklı kritik altyapı sektörlerinde de bu kabiliyetlerin uygulanabilirliğini ortaya koyuyor. Enerjisa Üretim için geliştirilen dijital model, bugün Amerika, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da sunulan hizmetlerin temelini oluşturuyor. Yıl içinde Senkron Digital, önde gelen uluslararası sektör etkinliklerine katılarak küresel marka görünürlüğünü daha da güçlendirdi. RüzgarEurope 2025’te yenilenen marka kimliği tanıtıldı. GISEC Global 2025 ve MEICA Expo 2025 ile Orta Doğu siber güvenlik pazarına güçlü bir giriş yapıldı. TÜREK 2025’te ise güneş, rüzgar ve batarya varlıklarının entegre yönetimini destekleyen OnePact EMS çözümü tanıtıldı. Bu uluslararası yaygınlık, kendi operasyonlarımız için geliştirdiğimiz operasyonel standartlar ve teknoloji kabiliyetlerinin yalnızca kendi portföyümüz için değil, küresel ölçekte de rekabet gücüne sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarımızı büyütürken hibrit üretim ve enerji depolama uygulamalarımızı da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Büyüyen ve çeşitlenen üretim portföyümüzü etkin bir şekilde yönetmemizde dijital yetkinliklerimiz önemli bir rol oynamaya devam edecek.

Merkezi operasyon yönetimi, kestirimci analitik, yapay zekâ destekli karar alma sistemleri, entegre ticari optimizasyon ve siber güvenlik çözümlerimizle operasyonel verimliliğimizi artırmayı, portföy yönetimimizi geliştirmeyi ve sistem güvenilirliğini güçlendirmeyi sürdüreceğiz.

Senkron Digital aracılığıyla ise kendi operasyonlarımızda geliştirdiğimiz ve başarısını kanıtladığımız dijital çözümleri uluslararası pazarlarda daha geniş ölçekte sunmaya devam edeceğiz. Böylece hem kendi santrallerimiz hem de diğer enerji üreticileri için değer yaratırken dijital teknolojiler alanındaki büyümemizi de destekleyeceğiz.

Enerjisa Üretim’de sürdürülebilir büyümenin temelini, uzun vadeli enerji dönüşümü stratejimizin kararlılıkla hayata geçirilmesi oluşturuyor. 2025 yılında yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sürdürdük, İklim Geçiş Planımızı uygulamaya devam ettik, yeni nesil enerji teknolojilerine yatırım yaptık, doğayı proje geliştirme süreçlerimize daha güçlü şekilde entegre ettik, adil geçiş yaklaşımımızı destekledik ve sürdürülebilir finansman kaynaklarını harekete geçirdik. Böylece enerji dönüşümü yol haritamızı güçlendirirken sistem güvenilirliğini ve finansal disiplini de desteklemeyi sürdürdük.

İklim Geçiş Planının Uygulanması

2025 yılında İklim Geçiş Planımızın uygulanması; yatırım kararlarımızı, operasyonel önceliklerimizi ve portföyümüzün uzun vadeli dönüşümünü şekillendirmeyi sürdürdü. Planımız; IPCC AR6 C2 (1,5°C hedefinin yüksek düzeyde aşıldığı) senaryosu, IEA Net Sıfır 2050 Yol Haritası ve AB’nin 2040 sera gazı emisyon azaltım hedefiyle uyumlu, aynı zamanda Türkiye’nin 2053 net sıfır vizyonuyla yapısal olarak uyum gösteren bilim temelli bir dönüşüm çerçevesi sunuyor. Planı farklı kılan temel unsur, geçiş sürecindeki belirsizlikleri olasılıksal bir yaklaşımla ele alması. Emisyon yoğunluğuna ilişkin projeksiyonumuz, tek bir senaryoya dayalı deterministik öngörüler yerine Monte Carlo senaryo analizine dayanıyor. Bu analiz kapsamında, yenilenebilir teknoloji maliyetleri, Türkiye elektrik piyasasının gelişimi, karbon düzenlemelerinin takvimi, hidrolojik değişkenlik ile şebeke kapasitesi kısıtları, tedarik zinciri teslim süreleri ve kritik mineral tedarik riski gibi birbiriyle etkileşim içindeki belirsizlikler dikkate alınarak 1.000 bağımsız senaryo simüle ediliyor. Bu metodoloji, uzun yatırım döngüleri ve birbirine bağlı altyapılar genelinde riski gözeten karar alma süreçlerini destekliyor. Ayrıca, gerçekçi sistem koşulları altında karbonsuzlaşma sonuçlarının daha iyi öngörülmesine olanak sağlıyor.

İklim Geçiş Planımız, birbirini tamamlayan dört temel unsur üzerine yapılandırıldı: yenilenebilir enerji yatırımlarının büyütülmesi, teknolojik inovasyon ve operasyonel optimizasyon, fosil yakıta dayalı üretimin dönüştürülmesi ile doğa temelli çözümler ve ekosistemlerin yeniden canlandırılması. Enerji dönüşümü yol haritamız; yenilenebilir enerji yatırımlarının büyütülmesini, emisyon yoğunluğunun azaltılmasını, operasyonel verimliliğin artırılmasını ve kaynakların sorumlu şekilde yönetilmesini bir araya getirirken, elektrik sisteminin güvenilirliğini de dönüşümün temel bir gerekliliği olarak ele alıyor.

Image

Varlıkları hızla devreden çıkarmak yerine, karbonsuzlaşma sürecini çevresel hedeflerle enerji arz güvenliği, maliyet açısından erişilebilirlik ve sistem esnekliği arasında denge kuran, kademeli ve sistem odaklı bir yaklaşımla yönetiyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, operasyonel iyileştirmelerimiz ve portföy optimizasyonumuz; 2040 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında net sıfıra ulaşma hedefimizi birlikte destekliyor. Bu hedefe giden yolu, sabit bir bitiş noktası olarak değil, farklı senaryolara göre şekillenen bir dönüşüm yolculuğu olarak ele alıyoruz. Emisyon yoğunluğu projeksiyonumuz; 2024 yılındaki 463 gCO₂e/kWh başlangıç seviyesinden 2030’da 218 gCO₂e/kWh’ye, 2035’te 191 gCO₂e/kWh’ye ve 2040 yılında net sıfır hedefi doğrultusunda 40 gCO₂e/ kWh’nin altına ilerliyor. Bu yolculuktaki her kilometre taşı, muhasebe uygulamalarından değil, portföyümüzde gerçekleştirilen yapısal dönüşümden kaynaklanıyor. 2025 yılında Kapsam 1 emisyon yoğunluğu 463 gCO₂e/kWh’den 458 gCO₂e/kWh’ye gerileyerek bu hedef doğrultusunda ilk ilerlemeyi ortaya koydu.

Buna paralel olarak portföy dönüşümümüz de ilerleme kaydetti. Üretim portföyümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı 2025 yılında operasyonel kurulu gücümüzün yaklaşık %53’üne ulaştı. Böylece üretim portföyümüzde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payını 2028 yılına kadar yaklaşık %70’e çıkarma hedefimize bir adım daha yaklaştık. Güvence kapsamındaki son dönem verilerinde, AB Taksonomisi ile uyumlu sermaye harcamalarının (CapEx) payı %83,5’e ulaştı. Bu oran, 2030 için belirlediğimiz %85, 2035 için %90 ve 2040 için %95 hedefleri doğrultusundaki uzun vadeli ilerlememizi destekliyor.

Yıl boyunca yürüttüğümüz uygulamalar; emisyon yönetimini, operasyonel verimliliği, kaynak optimizasyonunu ve iklim dayanıklılığını güçlendirmeyi sürdürdü. Aynı zamanda AB Taksonomisi, 2026 yılında kesin uygulama dönemine girecek Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 2027’de pilot uygulamasının başlaması ve 2028’den itibaren tam uyum yükümlülüklerinin devreye girmesi beklenen Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve sürdürülebilir finansman alanındaki gelişmelerle uyumumuzu da destekledi. Bu çerçevelere yönelik hazırlık çalışmalarını sürdürmek, uzun vadeli rekabet gücümüzü güçlendirirken portföyümüzü iklimle uyumlu piyasa koşullarına da hazırlıyor.

İklim Geçiş Planımızın güvenilirliği uluslararası düzeyde de takdir gördü. Planımız, Londra’da düzenlenen Reuters Events: Net-Zero Awards 2025’te finalistler arasında yer aldı. Böylece Enerjisa Üretim, ölçülebilir, güvenilir ve bilim temelli net sıfır yol haritaları geliştiren seçkin küresel şirketler arasında gösterildi.

Sürdürülebilir Büyümeye Yatırım

Enerji dönüşümünün hayata geçirilmesi, güçlü finansman yapılarıyla desteklenen disiplinli yatırımlar gerektiriyor. 2025 yılında sözleşmeye dayalı yenilenebilir enerji yatırımları, önemli yeşil finansman işlemleri ve portföyümüz genelindeki çevresel sermaye yatırımlarıyla enerji dönüşümü yatırımlarımızı daha da ileri taşıdık.

Sürdürülebilir finansmanı, yalnızca bir finansman etiketi olarak değil, enerji dönüşümü mimarisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. İkinci Taraf Görüşü kapsamında en yüksek sürdürülebilirlik derecelendirmesi olan “Dark Green/Koyu Yeşil” notunu alan Yeşil Finansman Çerçevemiz, sürdürülebilir sermayeye erişimimizin yapısal temelini oluşturuyor. Bu çerçeve; uygun yatırım kriterleri, fon kullanımındaki disiplin ve bağımsız etki raporlaması sayesinde finansmanın doğrulanmış düşük karbonlu ve enerji dönüşümünü destekleyen faaliyetlere yönlendirilmesini sağlıyor.

Mevcut yatırım döneminde gerçekleştirilen iki önemli finansman işlemi, bu çerçevenin gücünü ortaya koyuyor: 2024 yılında, J.P. Morgan liderliğinde DFC, HSBC, KfW IPEX-Bank, DEG, Proparco ve Akbank’tan oluşan konsorsiyumla, Euler Hermes ihracat kredi garantisi desteğiyle, 750 MW YEKA-2 Rüzgar Enerjisi Santrali portföyü için yaklaşık 1 milyar ABD doları tutarında Yeşil

Kredi anlaşması imzaladık. Bu işlem, Türkiye rüzgar enerjisi sektöründe gerçekleştirilen en büyük finansman işlemi oldu.

2025 yılında, EBRD tarafından Türkiye’de ilk kez doğrudan bir YEKA rüzgar projesine sağlanan finansmanı alan şirket olduk. Muğla’da geliştirilecek yaklaşık 250 MW ilave rüzgar enerjisi kapasitesi için 200 milyon ABD dolarına kadar finansman sağlandı. Devreye alınacak üç yeni rüzgar enerjisi santralinin yılda yaklaşık 630 GWh yenilenebilir elektrik üretmesi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayımlanan güneş ve rüzgar için Türkiye şebeke emisyon faktörüne göre yılda yaklaşık 393 bin ton CO₂ emisyonunun önlenmesini sağlaması bekleniyor.

Image

Yeşil Finansman Çerçevemiz, sürdürülebilirlik bağlantılı finansman araçlarımız ve uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan iş birliklerimiz bu işlemlerin gerçekleştirilmesine imkan sağlıyor. Böylece uzun vadeli enerji dönüşümü stratejimizle uyumlu, çeşitlendirilmiş ve rekabetçi maliyetlere sahip finansmana erişimimizi daha da güçlendiriyor.

YEKA kapsamındaki yatırımlarımız yalnızca yenilenebilir enerji kapasitemizi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda portföyümüzün gelir görünürlüğünü de güçlendiriyor. YEKA-2 RES portföyü, 15 yıl süreyle ABD doları endeksli gelir akışı sağlıyor. YEKA-2024 RES projeleri ise ilk altı yılda 49,5 ABD doları/MWh düzeyindeki taban fiyatıyla desteklenen piyasa bazlı fiyatlandırma modelinden yararlanıyor; ardından 20 yıl süreyle ABD doları endeksli destek mekanizmasına geçiyor. Bu yapı, serbest piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalara maruz kalma düzeyimizi önemli ölçüde azaltırken, projelerin finansman kabiliyetini güçlendiriyor ve döviz cinsinden yükümlülüklerimize karşı doğal koruma sağlıyor.

2025 yılında gerçekleştirdiğimiz zorunlu ve gönüllü çevresel sermaye harcamaları ile faaliyet giderleri; yenilenebilir enerji yatırımlarını, çevrenin korunmasını, biyoçeşitlilik yönetimini, emisyon azaltımını, operasyonel iyileştirmeleri ve portföyümüz genelindeki çevresel uyum çalışmalarını desteklemeyi sürdürdü. Bu harcamalar, büyüme odaklı sermaye yatırımlarımızı tamamlayarak yatırım programımızın enerji dönüşümüyle uyumunu daha da güçlendirdi.

Disiplinli sermaye tahsisi ve sürdürülebilir finansman yaklaşımımız sayesinde, yatırım döngümüz boyunca finansal dayanıklılığımızı korurken uzun vadeli büyüme yatırımlarımızı hayata geçirme kapasitemizi güçlendirmeyi sürdürüyoruz.

Geleceğin Enerji Çözümlerine Yatırım

Enerjisa Üretim, yenilenebilir enerji üretiminin yanı sıra enerji dönüşümünün bir sonraki aşamasını desteklemesi beklenen teknolojilere yatırım yapmayı da sürdürdü. 2025 yılında inovasyon çalışmalarımız üç temel alana odaklandı: Enerji depolama ve hibrit çözümlerin ölçeklendirilmesi, yeni nesil yenilenebilir enerji ve enerji dönüşümü teknolojilerinin geliştirilmesi, Bandırma Enerji Üssü’ndeki entegre inovasyon platformumuzun güçlendirilmesi.

Enerji depolama ve hibrit sistemler, pilot uygulama aşamasından ölçeklenebilir uygulamalara doğru önemli ilerleme kaydetti. Bandırma Enerji Üssü’nde yıl içinde ticari dengeleme faaliyetlerine başlayan, Bakanlık onaylı ve şebekeye entegre Türkiye’nin ilk 2 MW/4 MWh kapasiteli Batarya Enerji Depolama Sistemi’nin ardından, üç projede ön lisansa sahip 500 MW rüzgar kapasitesi ile 500 MWh batarya depolama kapasitesini kapsayan daha geniş bir proje portföyünü de ilerlettik. Mevcut rüzgar ve termik santral sahalarındaki hibrit güneş enerjisi kapasitemiz, 2022 yılından bu yana yaklaşık 90 MW’a ulaştı. Bu kapasitenin 2028 yılına kadar yaklaşık 157 MW’a çıkarılması hedefleniyor. Böylece kapasite kullanımının artırılması ve uzun vadeli karbonsuzlaşma hedeflerimiz destekleniyor.

İnovasyon çalışmalarımız, yeni nesil teknolojiler alanında da devam etti. Düşük debili işletme koşulları için Hacınınoğlu HES’te Arşimet burgu türbini çözümleri pilot olarak uygulanırken, perovskit güneş hücreleri de yeni nesil fotovoltaik teknolojiler arasında değerlendirilmeyi sürdürdü. Bandırma Enerji Üssü’ndeki küçük ölçekli yeşil hidrojen ünitesi, kurum içi operasyonel bilgi birikimimizi ve deneyimimizi desteklemeye devam etti. Böylece hidrojen, kısa vadeli bir uygulama önceliğinden ziyade uzun vadeli stratejik bir seçenek olarak konumlandırıldı. Tufanbeyli Enerji Üssü’ndeki Karbon Yakalama, Kullanma ve Depolama (CCUS) pilot projesinde devreye alma çalışmaları devam etti. Projenin 2026 yılında devreye alınması hedefleniyor ve karbonsuzlaşma yolunda önemli teknolojik çözümlerden biri olarak değerlendiriliyor. Ayrıca ileri perovskit fotovoltaik geri dönüşümü, fotovoltaik-batarya optimizasyonu, rüzgar sistemlerinin güvenilirliği ve yapay zeka destekli akıllı enerji sistemlerini kapsayan AB Zaman Ufku projelerine katılım için hazırlıklar tamamlandı. Gelişmiş dijital kabiliyetlerimiz, analitik yetkinliklerimiz ve operasyonel optimizasyon çalışmalarımızla birlikte bu girişimler; üretim portföyümüzün esnekliğini, verimliliğini ve uzun vadeli dayanıklılığını daha da güçlendiriyor.

Image

Bandırma Enerji Üssü, doğal gaz kombine çevrim, rüzgar, güneş, hidroelektrik, batarya depolama ve yeşil hidrojen kabiliyetlerini aynı sahada bir araya getiren entegre inovasyon ve deney platformu olarak faaliyet göstermeyi sürdürdü. 2025 yılında Bandırma Enerji Üssü’nde iki önemli uygulama daha hayata geçirildi. Bunlardan ilki, Enercon’un yeni nesil kara tipi platformunun Türkiye’deki ilk prototipi olan 6 MW Enercon E-175 EP5 türbininin devreye alınması oldu. 175 metre rotor çapına sahip bu türbin, dünyanın en büyük kara tipi rotorlarından birini barındırıyor. Aynı yıl, Türkiye’de bir elektrik üretim sahasında hayata geçirilen ilk operasyonel agrivoltaik uygulama da Bandırma Enerji Üssü’nde devreye alındı. İnovasyon çalışmalarımız, Enerjisa Üretim’in stratejik öncelikleri ile küresel inovasyon ekosistemi arasında köprü kuran Yeni Teknolojiler Departmanımız tarafından yürütülüyor. Yatırımların disiplinli şekilde hayata geçirilmesi ise İnovasyon Komitemiz tarafından sağlanıyor. Enerjisa Üretim,

2025 yılında entegre dijital operasyonlar alanında referans saha olarak da seçildi. Bu kapsamda 20’den fazla ülkeden sektör temsilcilerini ağırladık ve VGBE iş birliğiyle Digitalization in Hidroelektrikpower 2025 uluslararası etkinliğine Türkiye’de ev sahipliği yaptık.

Doğayı Gelecekteki Büyümemize Entegre Etmek

Yenilenebilir enerji projelerimizin planlanması, tasarlanması ve geliştirilmesinde çevresel hususlar giderek daha belirleyici bir rol oynuyor. Yaklaşımımız, azaltım hiyerarşisini doğrudan proje uygulama süreçlerine entegre ediyor. Uygulamalarımız IFC Performans Standardı 6 ve EBRD Performans Gerekliliği 6 ile uyumlu şekilde yürütülürken, tür önceliklendirmesinde IUCN, CITES ve Bern Sözleşmesi de referans alınıyor. 2025 yılında biyoçeşitlilik, yeni yatırım projelerimize daha güçlü şekilde entegre edildi. Bu kapsamda Biyoçeşitlilik Eylem Planları, Kritik Habitat Değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik risk ve etki değerlendirmeleri, tür ve habitat envanterleri, kuş ve yarasa izleme çalışmaları ile İsteğe Bağlı Durdurma (Shutdown on Demand) sistemleri uygulandı.

Yıl içinde, kritik habitat kriterlerini tetikleyen türler için biyoçeşitlilikte net kazanç yaklaşımının uygulanmasında da önemli ilerleme kaydedildi. Bu kapsamda doğa pozitif dönüşüm programı devreye alındı. Yarasa koruma uygulamaları, İsteğe Bağlı Durdurma sistemleri, bitki taşınması, tohum toplama ve yayılım çalışmaları yürütüldü. Tepeli pelikana yönelik biyoçeşitlilikte net kazanç uygulamaları başlatılırken, yeni yatırım projeleri için tür ve habitat envanterleri oluşturuldu.

Doğa temelli inovasyon çalışmalarımız da genişlemeyi sürdürdü. Güneş enerjisi üretimini tarımsal faaliyetlerle bir araya getirerek arazi kullanım verimliliğini artırmayı amaçlayan agrivoltaik uygulamalar değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, ilave çevresel ve sosyal değer yaratırken yenilenebilir enerji üretimi ile sürdürülebilir arazi kullanımının bir arada gerçekleştirilebileceğini de ortaya koyuyor.

Image

Adil ve Kapsayıcı Bir Dönüşümü Desteklemek

Uzun vadeli dönüşüm stratejimiz, başarının yalnızca teknolojik dönüşüme değil, aynı zamanda bu süreç boyunca çalışanların, yerel toplulukların ve bölgesel ekonomilerin desteklenmesine de bağlı olduğu anlayışına dayanıyor.

2025 yılında, Türkiye’de özel sektör tarafından işletilen bir linyit santrali için hazırlanan ilk sahaya özgü Adil Geçiş Yol Haritası’nın Tufanbeyli Enerji Üssü’nde uygulanmasına devam edildi. Yol haritası, hedef niteliğindeki taahhütlerden ziyade kilometre taşları, hesap verebilirlik mekanizmaları ve düzenli raporlama döngülerini içeren resmi bir program olarak yapılandırıldı. Çalışanlar, yerel topluluklar, kamu kurumları, üniversiteler, sendikalar ve diğer paydaşlarla yürütülen yapılandırılmış katılım süreciyle hazırlanan yol haritası; istihdam ve yetkinlik dönüşümü ile kırsal ve bölgesel ekonominin canlandırılmasına odaklanan iki ana eksende toplam 20 proje önerisinden oluşuyor. Yol haritası, iş gücünün dönüşümünü desteklemek, bölgesel ekonomik çeşitliliği artırmak ve toplulukların uzun vadeli dayanıklılığını güçlendirmek için bir çerçeve sunuyor.

Image

Program, sahanın dönüşümünü birbirini tamamlayan dört boyutta ele alıyor. Bunlar; mevcut saha içinde yenilenebilir enerji geliştirme potansiyelini de kapsayan fiziksel saha dönüşümü; Tufanbeyli Akademisi’nin yeşil beceri eğitim programı ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği, arıcılık, kadın kooperatifleri ve yerel üreticilere verilen destek üzerine kurulu toplumsal ve bölgesel ekonomik çeşitlendirme; iş gücünün yeniden yetkinlik kazanması ve farklı alanlara yönlendirilmesi; çevresel iyileştirme ve rehabilitasyon çalışmalarıdır. Programın temel ilkesi açık: İş gücüne yönelik dönüşüm desteği yapısal değişimlerden önce başlıyor. Toplulukların ekonomik kalkınması ise varlık dönüşümü süreciyle eş zamanlı ilerliyor. Uzun vadeli ve öne çıkan taahhütlerimizden biri de Yerel Topluluklarla Fayda Paylaşımı Modeli. Model kapsamında, bir yenilenebilir enerji santralinden elde edilen gelirlerin şeffaf yönetişim mekanizmaları aracılığıyla yerel toplulukların yararına tahsis edilmesi öngörülüyor. Planlama ve iş birliği geliştirme çalışmalarının 2030’a kadar ilerletilmesi, modelin ise 2040 yılına kadar tam olarak uygulamaya alınması hedefleniyor.

EBRD teknik destek programı da 2025 yılında iş gücünün yeniden yetkinlik kazanmasını, bölgesel ekonomik çeşitliliği ve kadınların enerji dönüşümüne katılımını desteklemeyi sürdürdü. EBRD’nin Muğla YEKA-2 yatırım çerçevesi kapsamında kurulması taahhüt edilen ve ulusal akreditasyona sahip olan Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezimiz aracılığıyla, kömür sektöründe çalışanların yenilenebilir enerji, tarım ve turizm gibi alanlarda yeniden istihdam edilebilmeleri için yetkinlik kazanmalarını destekliyoruz.

Bu çalışmaları, yenilenebilir enerji alanındaki beceri belgelendirme programları ile çalışanlar ve bölgedeki gençlere yönelik yeniden yetkinlik kazandırma eğitimleri tamamlıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri doğrultusunda 2023 yılında başlatılan REDKA Programı da bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Program sayesinde 25 kadın mühendis ve teknisyen rüzgar operasyonlarımızda aktif saha görevleri üstlendi.

Kamu kurumları, üniversiteler ve yerel kuruluşlarla iş birliklerimizi sürdürerek bölgesel dayanıklılığı güçlendirmeyi ve kapsayıcı, sorumlu bir enerji dönüşümünü desteklemeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımımızın güvenilirliği, 2025 yılında uluslararası düzeyde de takdir gördü. Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanında Communitas Awards ve Green World Awards’ta ödül aldık; Edie Awards’ın Sosyal Sürdürülebilirlik-Güçlü Topluluklar kategorisinde finalistler arasında yer aldık.

Geçiş Sürecine İlişkin Görünüm

Enerjisa Üretim, önümüzdeki dönemde de İklim Geçiş Planı’nı kararlılıkla uygulamayı sürdürecek. Farklı üretim teknolojilerini içeren portföyümüzü düşük karbonlu bir yapıya dönüştürürken sistem güvenilirliğini korumaya, enerji arz güvenliğine katkı sağlamaya ve disiplinli sermaye tahsisini sürdürmeye devam edeceğiz. Yenilenebilir enerji portföyümüzün büyütülmesi, operasyonel verimlilik, üretimde esneklik ve portföy optimizasyonu bu sürecin temel öncelikleri olmaya devam edecek. Bu yaklaşım, 2040 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında Net Sıfıra ulaşma hedefimizi destekleyecek.

İnovasyon, dijitalleşme ve teknoloji geliştirme çalışmaları da bu dönüşümü güçlendirmeyi sürdürecek. Hibrit yenilenebilir enerji uygulamaları, enerji depolama altyapısı, dijital ve yapay zeka destekli operasyonel kabiliyetler ile yeni nesil teknolojiler, portföyümüzün esnekliğini ve operasyonel dayanıklılığını daha da artıracak. Bandırma Enerji Üssü ise yeni nesil enerji çözümlerinin test edilmesi, entegre edilmesi ve ölçeklendirilmesi için şirketimizin inovasyon platformu olmayı sürdürecek.

Sorumlu büyüme anlayışı, Enerjisa Üretim’in enerji dönüşümü yolculuğunun ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecek. Çevresel sorumluluk, biyoçeşitlilik yönetimi, kaynakların sorumlu kullanımı, sürdürülebilir finansman, sorumlu tedarik zinciri yönetimi ve paydaş katılımı; proje geliştirme ve operasyonel karar alma süreçlerimize yön vermeyi sürdürecek. Aynı zamanda Tufanbeyli Enerji Üssü’nde Adil Geçiş Yol Haritası’nın uygulanmasına devam edilerek iş gücünün dönüşümü, bölgesel kalkınma ve toplulukların uzun vadeli dayanıklılığı desteklenecek. Böylece sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli değer yaratımına yönelik bütüncül yaklaşımımızı daha da güçlendireceğiz.

Image

ÇEVRESEL PERFORMANS

2025 yılında da çevresel sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin ve faaliyetlerimizin merkezinde tutmaya devam ettik. İklim Geçiş Planımız ve 2040 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında Net Sıfıra ulaşma taahhüdümüz doğrultusunda; emisyon yönetimi, kaynak verimliliği, su, atık ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmalarımızı geliştirdik. Çevresel performansımızı daha etkin ölçmek, izlemek ve yönetmek için uygulamalarımızı güçlendirirken sürdürülebilirlik yaklaşımımızı günlük operasyonlarımızdan uzun vadeli yatırım kararlarımıza kadar tüm faaliyetlerimize entegre etmeyi sürdürdük.

Image

Çevresel Performans Yönetiminin Güçlendirilmesi

Yılın önemli gelişmelerinden biri, Power BI tabanlı Çevresel ve Sosyal Yönetim İzleme Sisteminin devreye alınması oldu. Bu sistem, proje geliştirme ve işletme faaliyetlerimiz genelinde çevresel performansın merkezi ve veri odaklı bir platform üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistem; çevresel yükümlülüklerin, paydaş ve proje taahhütlerinin, eylem planlarının, proje taahhütlerinin ve sera gazı emisyonları, hava kalitesi, gürültü, yeraltı suyu, atık su, atık yönetimi ve çevresel akış uygulamaları gibi temel çevresel performans göstergelerinin sistematik olarak izlenmesine olanak tanıyor. Çevresel performansı daha izlenebilir, ölçülebilir ve raporlanabilir hale getiren sistem; etkin performans yönetimine katkı sağlıyor, veri odaklı karar alma süreçlerini güçlendiriyor ve ÇSY alanındaki değişen beklentilere, ulusal mevzuata ve uluslararası standartlara uyumu artırıyor.

İklim Performansı ve Kaynak Verimliliği

2025 yılındaki iklim performansımız; üretim portföyümüzdeki değişim, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimindeki performans, termik santrallerimizin işletme rejimi, yakıt kullanımı, piyasa koşulları ve operasyonel verimlilik uygulamalarından etkilendi. İklim Geçiş Planımız doğrultusunda emisyon yoğunluğunun azaltılması, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, portföy optimizasyonu ve verimlilik projeleri öncelikli odak alanlarımız olmayı sürdürdü.

Yıl içinde Kapsam 1 emisyonlarımız, termik üretim ve buna bağlı yakıt tüketimindeki artışa paralel olarak yükseldi. Buna karşın, üretim miktarımızın ve portföy bileşimimizin değişmesiyle birlikte birim elektrik üretimi başına düşen emisyon miktarı azaldı ve Kapsam 1 emisyon yoğunluğumuz 463 gCO₂e/kWh seviyesinden 458 gCO₂e/kWh seviyesine geriledi. Kapsam 2 emisyonlarımız ise genel olarak yatay seyretti. Yardımcı elektrik ihtiyacımızın giderek artan bölümü, genişleyen hibrit yenilenebilir enerji varlıklarımızda işletme tarafından üretilen elektrikle karşılandı. Böylece şebekeden satın alınan elektriğe olan bağımlılık azaldı. Kapsam 3 emisyonlarımız ise ağırlıklı olarak Enerjisa Commodities aracılığıyla gerçekleştirilen elektrik ticareti hacmindeki artış ve yeni varlıkların devreye alınmasına bağlı sermaye malları kaynaklı emisyonlardaki yükseliş nedeniyle arttı.

Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 emisyonlarımızı izlemeyi sürdürerek karbonsuzlaşma yolculuğumuzu şeffaf bir şekilde yönettik. Değer zincirimizdeki iklim etkilerini daha kapsamlı değerlendirebilmek amacıyla Kapsam 3 emisyonlarımızı; Satın Alınan Mal ve Hizmetler, Sermaye Malları, Yakıt ve Enerjiyle İlgili Faaliyetler, Yukarı Yönlü Taşımacılık ve Dağıtım, Operasyonlardan Kaynaklanan Atıklar, İş Seyahatleri, Çalışanların İşe Gidiş Gelişleri, Yukarı Yönlü Kiralanan Varlıklar ve Satılan Ürünlerin Kullanımı kategorileri altında değerlendirdik.

Yakıt, su, hammadde, yardımcı malzeme ve enerji tüketiminin santral bazında optimize edilmesi yıl boyunca önceliklerimiz arasında yer aldı. Bu çalışmalar, emisyonların azaltılmasını, kaynakların verimli kullanılmasını ve çevresel performansın sürekli iyileştirilmesini sağladı.

Su Yönetimi ve Döngüsel Kaynak Yönetimi

Su yönetimi uygulamalarımızı, hidroelektrik, termik ve yenilenebilir enerji santrallerimizin farklı operasyonel özelliklerini dikkate alacak şekilde yürüttük. 2025 yılında su çekimi ve su deşarjı yaklaşık %39 oranında arttı. Bu artış, su yoğunluğundaki yapısal bir değişimden değil, ağırlıklı olarak soğutma suyu kullanan termik santrallerde üretimin artmasından kaynaklandı. Çekilen suyun büyük bölümü soğutma amacıyla kullanıldıktan sonra yeniden alıcı ortama geri verildiğinden, su çekimi ve deşarjındaki değişim benzer bir seyir izledi.

Portföyümüz genelinde su çekimi, su tüketimi, deşarj edilen suyun kalitesi ve su verimliliği göstergelerini; havza bazındaki su stresi profilleri ile yasal gereklilikleri dikkate alarak izlemeyi sürdürdük. Hidroelektrik santrallerimizde çevresel akış uygulamaları belirlenen eşik değerler doğrultusunda aylık olarak takip edilirken, atık su ve yeraltı suyu kalitesi fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametreler üzerinden değerlendirilmeye devam etti. Bu çalışmalar operasyonel performansın desteklenmesine ve sürekli iyileştirme yaklaşımımıza katkı sağladı.

2025 yılında hidroelektrik santrallerimizde, operasyonlarımızın yüzey suyu ekosistemleri üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve yönetmek amacıyla AB Su Çerçeve Direktifi (WFD) ile uyumlu izleme çalışmalarımızı sürdürdük. Program kapsamında alıcı ortamların ekolojik durumu ve su kalitesi göstergelerini değerlendirdik. Elde edilen veriler, uyarlanabilir yönetim anlayışımızı, sürekli iyileştirme çalışmalarımızı ve uluslararası su yönetimi beklentileriyle uyumu destekleyen sağlam bir veri altyapısı oluşturdu. Operasyon dönemine yönelik WFD izleme çalışmaları, Seyhan ve Ceyhan havzalarındaki hidroelektrik santrallerimiz ile Çambaşı HES ve Arkun HES’te, ilgili akarsuların memba ve mansap noktalarında gerçekleştirildi.

Enerjisa Üretim, operasyonel su yönetiminin yanı sıra faaliyet gösterdiği bölgelerde güvenli şekilde yönetilen su, sanitasyon ve hijyen (WASH) hizmetlerini desteklemeyi de taahhüt ediyor. Bu doğrultuda çalışanlarımızın tamamı, tüm operasyon sahalarımızda güvenli içme suyuna, sanitasyon ve hijyen olanaklarına erişebiliyor. Bu uygulama, suya ve sanitasyona erişimin temel bir insan hakkı olduğu anlayışımızın yanı sıra çalışanlarımızın sağlığına ve refahına verdiğimiz önemin de bir göstergesidir.

Tehlikeli atık yönetimini de tüm sahalarımızda bakım ve operasyon planlama süreçlerine daha güçlü şekilde entegrasyonunu güçlendirdik. Böylece atık miktarının azaltılması, mevzuata uyumun güçlendirilmesi, maliyet etkinliğinin artırılması ve izlenebilirliğin geliştirilmesi yönünde somut kazanımlar elde ettik. Atık yönetimi hiyerarşisi doğrultusunda eğitimler ve operasyonel kontroller güncellendi, çevre açısından daha uygun alternatiflerin kullanılmasıyla kimyasal optimizasyon desteklendi, atıkların ayrıştırılması ve geri kazanım uygulamaları standart hale getirildi. Bu yaklaşım, çevresel etki değerlendirmeleri ve saha bazlı risk analizleriyle desteklenerek uçtan uca atık yönetim sistemimizi daha da güçlendirdi.

Geliştirilmiş izleme ve raporlama süreçleri, laboratuvar kimyasallarında ihtiyaca yönelik envanter yönetimi ve saha bazlı önleyici uygulamalar sayesinde tehlikeli atık miktarımızı 344 tondan 213 tona düşürdük. Böylece termik santrallerimizde 2024 baz yılına kıyasla yaklaşık %38’lik bir azalma sağlayarak 2025 yılı için belirlediğimiz %10’luk azaltım hedefini önemli ölçüde aştık. Tehlikesiz atıklarda (kül hariç) sağlanan yaklaşık %48’lik azalmayla birlikte, şirket genelinde yürütülen atık azaltım çalışmaları yıl sonu itibarıyla termik santrallerimizde yaklaşık %55 oranında toplam atık azaltımı sağladı. Yıl boyunca oluşan toplam atığın %99,9’u geri kazanım ve geri dönüşüm yöntemleriyle yönetilirken yalnızca %0,1’i bertaraf edildi. Bu sonuç, kaynak verimliliği ve döngüsellik yaklaşımımızın mevzuata uyumun ötesine geçtiğini ortaya koyuyor.

Atık yönetimi yaklaşımımıza ilişkin daha ayrıntılı bilgiye internet sitemizden ulaşabilirsiniz.

Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Yönetimi

Biyoçeşitlilik ve ekosistem yönetimi, 2025 yılında da çevresel performansımızın önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürdü. Yenilenebilir enerji projelerimizde habitat bütünlüğü, kuş ve yarasa izleme çalışmaları ile ekosistem hassasiyetleri; planlama, inşaat ve işletme süreçlerine entegre edilmeye devam etti. YEKA projelerindeki çevresel yönetim uygulamaları ise IFC Performans Standartları ile uyumlu şekilde yürütüldü. İşletmedeki hidroelektrik santrallerimizde yürütülen yaban hayatı ve balık izleme çalışmaları ile balıkların uygun habitatlara nakledilmesine yönelik uygulamalar, sucul ekosistemlerin ve bölgedeki türlerin korunmasını destekledi.

Image

Yılın önemli çıktılarından biri, sahadan elde edilen izleme verilerinin tür, habitat, türbin ve uygulama bazında ölçülebilir yönetim verilerine dönüştürülmesi oldu. İşletmedeki YEKA-2 sahalarında kuş ve yarasa izleme, floristik izleme, karasal fauna izleme, Biyoçeşitlilik Eylem Planları, Kritik Habitat Değerlendirmeleri, İsteğe Bağlı Durdurma (Shutdown on Demand) sistemleri ile net kayıp olmaması/biyoçeşitlilikte net kazanç yaklaşımları entegre bir şekilde uygulandı. Yeni yatırım projelerinde inşaat öncesinde yürütülen mevcut durum çalışmaları ise proje tasarımına ve sonraki uygulamalara veri temelli bir altyapı oluşturdu.

Türlere özgü koruma çalışmaları Muğla YEKA-2 portföyü ile YEKA-2024 projelerinde ilerlemeye devam etti. Bu çalışmalar; endemik bitki türlerinin korunması, bitkilerin uygun habitatlara nakledilmesine yönelik uygulamalar, alıcı habitat planlaması ile kuşlar, yarasalar, memeliler, amfibiler ve sürüngenleri kapsayan kapsamlı ekolojik değerlendirmeleri içerdi. 2025 yılının öne çıkan gelişmelerinden biri, bitki çeşitliliği açısından yüksek hassasiyet taşıyan rüzgar santrallerinde öncelikli flora türlerinin kurtarılması, taşınması, in situ korunması ve tohum transferine yönelik kurumsal standardın uygulamaya alınması oldu. Edirne RES ile Muğla YEKA-2 RES sahalarında (Falp ve Gaia RES) tutarlı şekilde uygulanan bu standart; tetikleyici kriterlerin belirlenmesi, alıcı saha veya koruma alanı seçimi, işaretleme, fiziksel koruma, taşıma ve izleme süreçlerini tek bir operasyonel zincir altında bir araya getiriyor. Standardın 2025 yılındaki uygulamaları, üç sahada 25 öncelikli taksonun korunmasını, 710 bitki örneğinin uygun habitatlara nakledilmesini ve yaklaşık 1.030 tohumun toplanmasını veya yayılmasını sağladı. Bu çalışmalar, coğrafi referanslandırılmış 21 alıcı saha ve koruma kaydıyla desteklendi. Böylece biyoçeşitlilik yönetimi, proje bazlı bir taahhüt olmanın ötesine geçerek ölçeklenebilir, denetlenebilir ve tekrarlanabilir bir operasyonel uygulamaya dönüştü. Yıl içinde kritik habitat kriterlerini tetikleyen türler için biyoçeşitlilikte net kazanç yaklaşımı uygulanmaya başlandı. Yeni yatırım projelerinde biyoçeşitlilik risk ve etki değerlendirmeleri devam ederken doğa pozitif dönüşüm programı hayata geçirildi, tepeli pelikana yönelik biyoçeşitlilikte net kazanç uygulamaları başlatıldı, yeni projeler için tür ve habitat envanterleri oluşturuldu.

Image

Gaia Rüzgar Enerjisi Santrali’nde Fritillaria ozgeana türünün korunması, taşınması ve izlenmesine yönelik çalışmalar; dar yayılış gösteren ve yakın zamanda tanımlanmış endemik bir türün korunmasına yönelik önemli bir proje örneğini oluşturuyor.

2025 yılında biyoçeşitlilik izleme çalışmaları 5.000 saatin üzerine çıktı. Bu çalışmalar kapsamında portföyümüz genelinde 2.500’den fazla takson-saha kaydı üzerinden 500’den fazla farklı taksonun izlenmesi ve korunması desteklendi. Biyoçeşitlilik Yönetim Planları 19 sahada uygulanırken, Enerjisa Üretim Bandırma Enerji Üssü ve Komşuköy’de Türkiye’nin öncü nitelikteki agrivoltaik tarım projelerini geliştirmeyi sürdürdü. Bu projeler kapsamında yaklaşık 9,88 ton tarımsal ürün hasadı gerçekleştirildi. Ağaçlandırma, rehabilitasyon ve ekosistemlerin dayanıklılığını destekleyen çalışmalar da çevresel performansımızın önemli unsurları arasında yer aldı. Muğla Bölge Orman Müdürlüğü Yangın Üssü Projesi, Muğla YEKA-2 rüzgar projelerimizin bulunduğu bölgede orman yangınlarına müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine ve orman ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlıyor. 2021-2025 döneminde 1.510.066 fidan dikilirken, 1.095 hektarlık alanda rehabilitasyon çalışmaları tamamlandı. Bu çalışmalar ekosistemlerin iyileştirilmesini, karbon yutak kapasitesinin artırılmasını, erozyonun kontrolünü ve habitat kalitesinin güçlendirilmesini sağladı.

Çevresel Performansın Değer Zinciri Geneline Yaygınlaştırılması

Çevresel performans yaklaşımımız kendi operasyonlarımızın ötesine geçerek değer zincirimize de yayılıyor. Bu kapsamda, 2025 yılında YEKA-2 RES projelerini destekleyen ikinci kademe tedarikçilere yönelik çevresel değerlendirme çalışmaları başlattık. Bu çalışmalarla tedarikçilerimizin çevresel performansını değerlendirmeyi ve değer zincirimiz genelinde sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Programın önümüzdeki yıllarda daha da genişletilmesi planlanıyor.

2025 yılında elde ettiğimiz sonuçlar, emisyon yönetimi, kaynak verimliliği, su yönetimi, döngüsellik, biyoçeşitlilik ve ekosistem yönetimi alanlarında çevresel performans yönetimimizi kararlılıkla geliştirmeyi sürdürdüğümüzü ortaya koyuyor. Geliştirdiğimiz izleme sistemleri, emisyon yoğunluğundaki iyileşme, atık azaltımı ve kaynak verimliliğinde kaydettiğimiz ilerleme, biyoçeşitlilik yönetiminin kapsamını genişletmemiz ve çevresel değerlendirme uygulamalarını tedarik zincirimize taşımamız, bu alandaki ilerlememizi destekledi. Böylece uzun vadeli enerji dönüşümü yolculuğumuzu destekleyen çevresel performansımızı daha da güçlendirdik.

BİR BAKIŞTA ÇEVRESEL PERFORMANS

GEÇİŞ GİRİŞİMLERİ VE DÖNÜŞÜM

Enerjisa Üretim, 2025 yılında faaliyet modelini dönüştürmeyi sürdürdü ve giderek daha fazla yenilenebilir kaynağa dayanan, dağıtık ve dinamik hale gelen enerji sisteminin gerektirdiği yetkinlikleri güçlendirdi. Yıl boyunca portföy analitiği yetkinliğimizi geliştirmeye, operasyonel esnekliği artırmaya, dijitalleşmeyi hızlandırmaya, yeni nesil teknolojileri devreye almaya ve yenilenebilir ve konvansiyonel varlıklarımızın dönüşümünü planlı ve kontrollü bir şekilde ilerletmeye odaklandık. Bu çalışmalar, entegre üretim portföyümüzün dayanıklılığını, uyum yeteneğini ve uzun vadeli rekabet gücünü daha da güçlendirdi.

Portföy Analiz Kabiliyetinin Güçlendirilmesi

Yılın önemli gelişmelerinden biri, portföy optimizasyonu kabiliyetlerimizi daha da geliştirmemiz oldu. İleriye dönük üretim ve gelir modelleme yetkinliklerimizi güçlendirdik. Hidrolojik koşulları, piyasa fiyatlarındaki değişimleri ve yakıt maliyetlerindeki belirsizlikleri kapsayan senaryo analizlerimizi genişlettik. Ticaret, üretim planlama ve varlık yönetimi ekiplerimizin veri ve analizlere dayalı olarak birlikte karar alma yetkinliğini güçlendirdik.

Bu çalışmalar, üretim varlıklarımızın daha etkin şekilde programlanmasını, riskten korunma stratejilerimizin güçlendirilmesini ve gelecekteki gelirlerimizin daha öngörülebilir hale gelmesini sağladı. Ayrıca portföy genelinde daha hızlı ve bütüncül kararlar almamıza imkan tanıdı. Böylece varlıkları tek tek optimize etmek yerine, portföyün tamamında değer optimizasyonunu esas alan yaklaşımımızı güçlendirdik. Müşterilerimizin değişen ticari ihtiyaçlarına ve sürdürülebilirlik gerekliliklerine yanıt veren yapılandırılmış ticari ürünlerimizin ve uzun vadeli anlaşmalarımızın kapsamını da genişlettik.

Image

Operasyonel Esnekliğin Artırılması

Operasyonel dönüşüm, üretim portföyümüz genelinde kestirimci bakım, duruma dayalı varlık yönetimi ve dijital destekli işletme uygulamalarının daha yaygın kullanılmasıyla hız kazandı. Hidroelektrik santrallerimizde kestirimci bakım, çevrim içi izleme ve Kök Neden Analizi uygulamaları giderek standart hale gelerek güvenilirliği artırdı ve bakım faaliyetlerinin daha proaktif şekilde planlanmasını sağladı. Rüzgar ve güneş enerjisi santrallerimizde ise yapay zeka destekli kestirimci bakım, otonom dron denetimleri, dijital iş sağlığı ve güvenliği yönetimi ile uzaktan yönetilen insansız santral uygulamaları operasyonel verimliliği ve sistemin değişen koşullara yanıt verme kabiliyetini daha da geliştirdi. Portföy genelinde bu yetkinlikler; yenilenebilir enerji üretimini, esnek termik üretim kapasitesini ve piyasa fırsatlarını tek bir entegre işletme modeli içinde dengeleyebilmemizi sağladı.

İnovasyon ve Teknoloji Uygulamalarının Hızlandırılması

2025 yılında inovasyon faaliyetlerimiz, araştırma aşamasından operasyonel uygulamaya doğru önemli ilerleme kaydetti. Bandırma Enerji Üssü; doğal gaz, rüzgar, güneş ve hidroelektrik üretimini batarya depolama ve yeşil hidrojen yetkinlikleriyle bir araya getirerek Enerjisa Üretim’in entegre inovasyon merkezi olma rolünü daha da güçlendirdi. Türkiye’nin Bakanlık onaylı ve şebekeye entegre ilk Batarya Enerji Depolama Sistemi’nin devreye alınması, sistem esnekliğinin ve yenilenebilir enerji entegrasyonunun güçlendirilmesi açısından önemli bir kilometre taşı oldu. Bandırma Enerji Üssü ayrıca uzun süreli enerji depolama, karbon yakalama, ileri fotovoltaik teknolojiler, agrivoltaik uygulamalar ve diğer yeni nesil yenilenebilir enerji teknolojileri dahil olmak üzere geleceğin enerji çözümlerinin test edilmesi ve doğrulanmasına yönelik gerçek koşullarda deney platformu olmayı sürdürdü. Yıl içinde ayrıca, girişimler, üniversiteler ve teknoloji iş ortaklarıyla yürütülen iş birlikleri aracılığıyla yeni teknolojilerin belirlenmesini, değerlendirilmesini ve uygulamaya alınmasını hızlandırmak amacıyla Yeni Teknolojiler Departmanını kurduk. Bu departmanla gelecekteki rekabet gücümüzü ve uzun vadeli karbonsuzlaşma hedeflerimizi güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

Portföy Dönüşümünün Kontrollü Şekilde İlerletilmesi

Dönüşüm çalışmaları, konvansiyonel üretim portföyümüzde de devam etti. Tufanbeyli Enerji Üssü’nde rekor seviyedeki yıllık üretim performansı, güvenilirlik analizleri ve gerçek zamanlı operasyonel veriler temelinde geliştirilen daha esnek ve veri odaklı bakım stratejisiyle desteklendi.

Mühendislik iyileştirmeleri sayesinde minimum işletme yükü 90 MW’tan 60 MW’a düşürülerek yük alma ve yük atma esnekliği artırıldı. Madencilik ekipmanlarının elektrifikasyonu, dijital filo yönetimi, uzaktan madencilik operasyonları ve Mine Next girişimleri ise operasyonel verimliliğin, teknoloji modernizasyonunun ve emisyon azaltımının kontrollü bir dönüşüm yaklaşımı kapsamında birlikte ilerleyebileceğini ortaya koydu. Buna paralel olarak, portföyümüz genelinde hibrit yenilenebilir enerji uygulamaları, enerji depolama entegrasyonuna yönelik çalışmalar ve teknoloji modernizasyonu faaliyetleri devam etti. Bu çalışmalar hem operasyonel esnekliği güçlendirdi hem de faaliyetlerimizi giderek daha fazla yenilenebilir kaynaklara dayanan ve dağıtık hale gelen enerji sistemine hazırladı.

Genel olarak, 2025 yılında hayata geçirilen bu girişimler, Enerjisa Üretim’in dönüşümünün yalnızca yenilenebilir enerji kapasitesini artırmakla sınırlı olmadığını ortaya koydu. Portföy analitiği yetkinliğimizi, operasyonel esnekliğimizi, dijital yetkinliklerimizi, inovasyon kapasitemizi ve varlık dönüşümünü planlı ve kontrollü bir yaklaşımla güçlendirerek; daha dayanıklı, daha esnek ve düşük karbonlu bir enerji sistemi için gerekli entegre işletme modelini geliştirmeyi sürdürdük.

TEDARİK ZİNCİRİ

Enerjisa Üretim olarak tedarik zincirini, entegre değer yaratma modelimizin stratejik bir unsuru olarak yönetiyoruz. Operasyonel sürekliliğin, yatırımların hayata geçirilmesinin, sürdürülebilirlik performansının ve uzun vadeli dayanıklılığın tedarikçilerimizin yetkinlik ve performansıyla yakından bağlantılı olduğunun bilincindeyiz. Tedarik süreçlerini yalnızca satın alma faaliyetinden ibaret görmüyor; tedarik zinciri yönetimini operasyonel planlama, yatırım projeleri, bakım planlaması, bütçeleme, kurumsal risk yönetimi, ÇSY performansının izlenmesi ve dijital dönüşüm süreçleriyle entegre şekilde ele alıyoruz. Böylece işimizin tamamına yayılan uçtan uca değer yaratımını destekliyoruz. Bu entegre yaklaşım, maliyet optimizasyonunun ötesine geçerek tedarik güvenliğini, kaliteyi, tedarikçi dayanıklılığını, yerelleştirme fırsatlarını ve değer zincirimiz genelinde sorumlu tedarik uygulamalarını güçlendiriyor.

Risk yönetimi ve dayanıklılık, 2025 yılında da tedarik zinciri yaklaşımımızın temel unsurları arasında yer almaya devam etti. Tedarikçi seçimi, değerlendirmesi ve performans yönetimi süreçlerimizi; teknik yetkinlik, finansal güç, kalite, teslimat performansı, iş sağlığı ve güvenliği, iş etiği ve ÇSY performansını kapsayan kriterlerle güçlendirmeyi sürdürdük.

Tedarikçilerimizi iş ilişkisi boyunca düzenli olarak değerlendiriyor; böylece performanslarını sürekli izliyor, iyileştirme alanlarını belirliyor ve gerektiğinde zamanında önleyici adımlar atıyoruz. Satın alma harcamalarımızın %100’ü için risk haritalaması tamamlandı. Böylece tedarikçilerin kritiklik düzeyini; finansal, jeopolitik ve sürdürülebilirlik risklerini değerlendirebiliyor ve gerekli alanlarda risk azaltıcı önlemlere öncelik verebiliyoruz. Tedarik Zinciri Risk ve Dayanıklılık Programımız kapsamında kritik alt tedarikçilerimiz ve tedarik zincirinin daha alt kademelerindeki bağımlılıklar hakkında daha kapsamlı bilgi edinmeye başladık. Böylece tedarik zincirindeki kırılganlıkları daha erken belirleyebiliyor; alternatif tedarik kaynaklarına yönelme, tedarikçilerle iş birliğini güçlendirme ve yerlileştirme değerlendirmeleri gibi risk azaltıcı önlemleri zamanında hayata geçirebiliyoruz.

Image

ÇSY unsurlarını tedarikçi yaşam döngüsünün tüm aşamalarına entegre etmeyi sürdürdük. Tedarikçilerimizden; iş etiği, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele, insan hakları, çalışma standartları, iş sağlığı ve güvenliği, çevrenin korunması ve kaynakların sorumlu kullanımı konularını kapsayan Enerjisa Üretim Sürdürülebilir Tedarik İlkeleri (Tedarikçi Davranış Kuralları)’na ve ilgili politikalarımıza uyum sağlamalarını istiyoruz. Çevresel ve sosyal performans, tedarikçi değerlendirme süreçlerimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Yüksek riskli tedarikçiler ve seçili ikinci kademe tedarikçiler için ise kapsamlı durum tespiti, çevresel ve sosyal denetimler, saha ziyaretleri, takip denetimleri ve uygulama izleme çalışmalarını yürütüyoruz. 2025 yılında tedarikçilerimizle birlikte 224 düzeltici ve iyileştirici faaliyeti tamamladık. Bu faaliyetlerin uygulanmasını sistematik olarak izlerken, değer zincirimiz genelinde ÇSY performansının sürekli iyileştirilmesini, tedarikçilerin gelişimini ve kapasite güçlendirme çalışmalarını desteklemeyi sürdürdük.

Tedarikçilerimizle etkileşim ve onların yetkinliklerinin geliştirilmesi, sorumlu tedarik yaklaşımımızın temel unsurları arasında yer almayı sürdürdü. Dayanıklı tedarik zincirlerinin karşılıklı gelişim ve sürekli iyileştirme anlayışına dayandığının bilinciyle, tedarikçilerimizle şeffaf ve iş birliğine dayalı ilişkiler kurmaya önem veriyoruz. Tedarikçilerimizi; sürdürülebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik, insan hakları ve sorumlu iş yapma anlayışını kapsayan eğitimler, farkındalık programları ve uygulamaya yönelik rehberlik çalışmalarıyla destekledik. Yıl içinde tedarik zincirimizin %80’inden fazlası kapasite geliştirme faaliyetlerine katıldı. Öncelikli sürdürülebilirlik konularını ele alan 40 saatlik eğitim ve 12 tedarikçi bilgilendirme notuyla bu çalışmaları destekledik. Ayrıca kadın girişimcilere ait tedarikçilerin gelişimini destekleyen Bridge Programı dahil olmak üzere kapsayıcı ve yerel tedarik uygulamalarını teşvik etmeyi sürdürdük. İş birliği, uygulamaya yönelik rehberlik, bilgi paylaşımı ve sürekli iyileştirme anlayışıyla tedarikçilerimizin yetkinliklerini güçlendirmeye devam ettik.

Dijitalleşme, tedarik zincirinde şeffaflığı ve karar alma süreçlerini güçlendirmeyi sürdürdü. Dijital satın alma platformları, Power BI panoları ve yapay zeka destekli izleme araçları; harcama analizini, tedarikçi performansının yönetimini, kategori yönetimini ve risk izleme süreçlerini güçlendirdi. Tedarikçilerimizi, seçili Tier-2 bağımlılıklarını ve alternatif tedarikçileri yapay zekâ tabanlı sistemlerle izleyerek; finansal performans, iş sağlığı ve güvenliği, siber güvenlik, ÇSY performansı, etik ve uyum başlıklarındaki gelişmeleri takip ettik ve erken uyarı kabiliyetimizi güçlendirdik. Ayrıca tedarikçilerimiz hakkındaki kamuya açık bilgileri yapay zeka desteğiyle izleyerek tedarikçilerimizle daha proaktif iletişim kurduk, riskleri sistematik biçimde raporladık ve satın alma kararlarımızı verilere dayalı olarak aldık.

İş sağlığı ve güvenliği, tedarik zincirimiz genelinde temel önceliklerimizden biri olmayı sürdürdü. İş sağlığı ve güvenliği yetkinliği, özellikle yüksek riskli faaliyetler yürüten yükleniciler için tedarikçi yeterlilik ve değerlendirme süreçlerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Saha prosedürlerine, çalışma izni gerekliliklerine ve yetkinlik doğrulama süreçlerine uyum ise çalışmalara başlanmadan önce zorunlu tutuluyor. YETKİ yaklaşımımız kapsamında, yüklenici personeli dahil olmak üzere Enerjisa Üretim sahalarında görev yapan herkes, güvenli olmayan durumları tespit etme ve güvenliğin risk altında olduğu durumlarda işi durdurma yetkisine sahip. Böylece güvenli operasyonlara ilişkin ortak sorumluluk anlayışını güçlendiriyoruz. Çalışmalar ise ancak tespit edilen risk ortadan kaldırıldıktan veya kabul edilebilir seviyeye indirildikten sonra yeniden başlatılıyor.

Dijital sistemler de bu yaklaşımı desteklemeyi sürdürdü. YES, yüklenicilerin sahaya giriş süreçlerinin, risk değerlendirmelerinin, yöntem beyanlarının, sağlık ve eğitim kayıtlarının, iş sağlığı ve güvenliği dokümantasyonunun ve saha uyum süreçlerinin dijital olarak yönetilmesini sağlıyor. ENSAFE ise olayların, uygunsuzlukların, saha gözlemlerinin ve aksiyonların sistematik olarak izlenmesine olanak tanıyor. Power BI panolarıyla birlikte bu sistemler, tedarikçi ekosistemimiz genelinde iş sağlığı ve güvenliği performansının veri odaklı, izlenebilir ve aksiyon odaklı bir yaklaşımla yönetilmesini sağlıyor. Uzun süreli yüklenicilerin performansını da güvenlik olgunluğunu güçlendirmek ve sürekli iyileştirmeyi teşvik etmek amacıyla düzenli olarak değerlendiriyoruz.

Image

Tedarik zinciri sürdürülebilirliğine yönelik yaklaşımımızı; Kapsam 3 emisyonları, tedarikçilerimizin iklim olgunluğu ve sorumlu tedarik uygulamaları konularında tedarikçilerimizle daha yakın iş birliği kurarak geliştirmeyi sürdürdük. Değer zinciri genelindeki emisyon ölçümü, emisyon azaltım hedefleri ve iklim eylemlerini daha iyi anlayabilmek amacıyla tedarikçilerimizle çalışmayı sürdürdük. Böylece tedarik zincirimizin iklim etkilerini daha kapsamlı değerlendirebildik. Tedarikçilerimizin iklim performansına yönelik bu çalışmalar, yıl içinde Enerjisa Üretim’in CDP Tedarikçi Katılımı Değerlendirmesi’ndeki (CDP SEA) performansındaki iyileşmeye de katkı sağladı. Bu gelişme, değer zincirimiz genelinde iklim yönetimi olgunluğunun arttığını ortaya koydu. Bu çalışmaların tamamı, tedarik zincirimizin dayanıklılığını, şeffaflığını ve sürdürülebilirliğini güçlendirdi. Aynı zamanda sorumlu iş uygulamalarını kendi operasyonlarımızın ötesine taşıyarak operasyonların güvenilirliğini, sürdürülebilir büyümeyi ve uzun vadeli değer yaratımını destekledi.

SOSYAL ETKİ

Enerjisa Üretim olarak uzun vadeli değer yaratmanın ürettiğimiz elektriğin ötesine geçtiğine inanıyoruz. İşimizin dayanıklılığı, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki toplulukların ve ekosistemlerin refahıyla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle sosyal etkiyi iş modelimize, yatırım kararlarımıza ve operasyonel uygulamalarımıza entegre ediyoruz. Paydaşlarımızla güvene dayalı ilişkiler kuruyor, kapsayıcı kalkınmayı destekliyor ve sorumlu iş yapma anlayışını teşvik ediyoruz. Bu bütüncül yaklaşımla toplulukların dayanıklılığını güçlendirerek, yerel kalkınmayı destekleyerek, adil ve sürdürülebilir enerji dönüşümünü mümkün kılarak ortak değer yaratıyoruz.

Bu yaklaşımı yapılandırılmış bir sosyal yönetim çerçevesiyle destekliyoruz. Sosyal performans unsurlarını, erken planlama ve durum tespiti çalışmalarından başlayarak inşaat, işletme ve uygulanabildiği durumlarda devreden çıkarma aşamalarına kadar proje yaşam döngüsünün tamamına entegre ediyoruz. Yaklaşımımız IFC Performans Standartları, EBRD Çevresel ve Sosyal Politikası, Ekvator Prensipleri (EP4), BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri ile Sorumlu İş Yönetimine ilişkin OECD Rehberi gibi uluslararası kabul görmüş çerçevelerle uyumludur.

Sosyal Performans İlkelerimiz

  • Zarar Vermemek:Faaliyetlerimizden kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin yerel topluluklar ve ilgili paydaşlara zarar vermesini önlemeye çalışıyoruz. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise bu etkileri azaltmak ve/veya telafi etmek için gerekli adımları atıyoruz.
  • Kapsayıcılık ve Şeffaflık:Yerel paydaşlarımızla güvene dayalı ve güçlü ilişkiler kurmayı hedefliyor, tüm iletişim faaliyetlerimizde kapsayıcılık ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda hareket ediyoruz.
  • Toplumsal Duyarlılık:Yerel paydaşları etkileyebilecek kararlar alırken saha koşullarını ve bölgenin sosyokültürel yapısını dikkate alıyor; bu yapıyla uyumlu sosyal projeler geliştiriyoruz.
  • Toplumsal Fayda Yaratma:Sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda, yerel düzeyde toplumsal refahın artırılmasına katkı sağlayan projeler geliştiriyor ve hayata geçiriyoruz.
  • İş Birliği ve Ortaklıklar:Sosyal sorumluluk ve paydaş katılımına yönelik tüm çalışmalarımızda kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliklerine, ayrıca ortak değer yaratmayı amaçlayan ortaklıklara öncelik veriyoruz.

Sosyal Etki Yönetişimi

Kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik yaklaşımımız doğrultusunda, faaliyetlerimizi ve paydaş ilişkilerimizi; iş faaliyetlerimizden kaynaklanan sosyal etki ve sürdürülebilirlik unsurlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alan entegre bir çerçeve kapsamında yönetiyoruz. Bu doğrultuda, toplumsal değer yaratmayı amaçlayan tüm sosyal etki girişimlerinin geliştirilmesi, incelenmesi, uygulanması, izlenmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi süreçlerinin etkin şekilde yürütülmesini sağlıyoruz.

Kurumsal Sosyal İlişkiler

Sosyal etki yönetişimini sürdürülebilirlik yönetimi yaklaşımımıza entegre ediyor. Böylece paydaş katılımı, toplumsal yatırımlar, toplumla ilişkiler ve şikayet yönetiminin tutarlı ve hesap verebilir bir çerçevede yürütülmesini sağlıyoruz. Bu yönetişim modeli, tüm yenilenebilir enerji projelerimiz ve operasyonlarımız genelinde etkin gözetimi, açıkça tanımlanmış sorumlulukları ve sürekli iyileştirmeyi sağlıyor.

Yönetişim Yapısı

Sosyal Etki Değerlendirmesi

IFC Performans Standartları ve EBRD Çevresel ve Sosyal Politikası kapsamında geliştirilen projeler için, çevresel ve sosyal durum tespiti sürecinin temel bir unsuru olarak bağımsız Sosyal Etki Değerlendirmeleri (SED) yaptırıyoruz. Bu değerlendirmeler, planlanan enerji projelerinin etkilenen topluluklar ve diğer ilgili paydaşlar üzerindeki olası olumlu ve olumsuz sosyal etkilerini finansal kapanış ve inşaat öncesinde sistematik olarak belirliyor, tanımlıyor ve değerlendiriyor. SED süreci, IFC PS1 (Çevresel ve Sosyal Riskler ile Etkilerin Değerlendirilmesi ve Yönetimi) ile EBRD ESR1 (Çevresel ve Sosyal Değerlendirme) doğrultusunda yapılandırılmış bir metodoloji izliyor. Sürecin temel aşamaları:

  • Kapsamın belirlenmesi ve temel verilerin toplanması; projeden etkilenen toplulukların sosyoekonomik profilinin çıkarılması, arazi kullanım biçimlerinin ve geçim kaynaklarının analiz edilmesi, demografik analizlerin yapılması ve kırılgan grupların haritalanması

  • Paydaşların belirlenmesi ve paydaş katılımının planlanması; ev sahibi topluluklar, geleneksel arazi kullanıcıları, kadınlar, gençler ve engelli bireyler dahil olmak üzere projeden etkilenen tüm paydaşların kapsanması

  • Etkilerin belirlenmesi ve önem düzeyinin değerlendirilmesi; inşaat ve işletme dönemlerinde geçim kaynakları, araziye erişim, toplum sağlığı ve güvenliği, kültürel miras ile toplumsal uyum üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerin değerlendirilmesi

  • Azaltım hiyerarşisinin uygulanması; öncelikle etkilerden kaçınılması, ardından etkilerin en aza indirilmesi, eski haline getirilmesi ve geriye kalan etkiler için dengeleme veya telafi mekanizmalarının uygulanması

  • Paydaş Katılım Planı’nın (PKP) hazırlanması; zaman planı, sorumluluklar ve izleme göstergelerinin belirlenmesi

  • Değerlendirme bulguları nihai hale getirilmeden önce topluluklarla paylaşılması ve topluluklardan alınan geri bildirimlerin değerlendirme sürecine entegre edilmesi

Bağımsız sosyal uzmanları ve uzman danışmanlık kuruluşlarını Sosyal Etki Değerlendirmelerini (SED) yürütmek üzere görevlendiriyoruz. Böylece değerlendirmelerin tarafsız ve sağlam bir metodolojiyle yürütülmesini sağlıyor; elde edilen bulgulardan hem proje tasarımına ilişkin kararlarda hem de etkilenen bölgeye yönelik daha geniş kapsamlı sosyal etki yönetimi stratejimizin oluşturulmasında yararlanıyoruz. Sosyal konuları da içeren etki değerlendirme raporları, gerektiğinde etkilenen paydaşlarla erişilebilir formatlarda ve yerel dillerde paylaşılıyor. Elde edilen bulgular ise proje bazındaki Çevresel ve Sosyal Yönetim Sistemlerine (ÇSYS) entegre ediliyor. Taahhütlere ilişkin ilerleme durumu, periyodik Çevresel ve Sosyal İzleme Raporları kapsamında kredi sağlayıcı kuruluşlara raporlanıyor. Projelerin fiziksel veya ekonomik yer değiştirmeyi içermesi durumunda ise IFC PS5 ve EBRD ESR5 ile uyumlu Yeniden Yerleşim Eylem Planları (YYEP) ve/ veya Geçim Kaynakları Geri Kazanım Planları (GKGKP) eş zamanlı olarak hazırlanıyor.

Bunun yanı sıra kurumsal toplumsal yatırım portföyümüzün etkinliğini değerlendirmek ve sürekli iyileştirme fırsatlarını belirlemek amacıyla İNGEV’e (İnsani Gelişme Vakfı) bağımsız bir Sosyal Etki Değerlendirmesi yaptırdık. Değerlendirme altı tematik alanda ve iki faaliyet bölgesinde hayata geçirilen 37 projeyi kapsadı. Çalışmada paydaş görüşmeleri, faydalanıcı anketleri ve nitel analizleri bir araya getiren karma yöntem kullanıldı. Proje çıktılarının değerlendirilmesinin yanı sıra yaklaşımımız enerji sektöründeki öncü şirketlerin toplumsal yatırım uygulamalarıyla da karşılaştırıldı.

Değerlendirme sonuçları, toplumsal yatırımlarımızın hem paydaşlar hem de faydalanıcılar açısından güçlü ve tutarlı sonuçlar ürettiğini ortaya koydu. Genel sosyal etki puanı, hem paydaş hem de faydalanıcı değerlendirmelerinde 100 üzerinden 93 olarak gerçekleşti. Bu sonuç, projelerimizin ihtiyaçlarla güçlü uyumunu, etkililiğini ve algılanan değerini yansıttı. Eğitim, kültür, çevre, ekonomik güçlenme, sağlık ve bölgesel kalkınma alanlarında olumlu sonuçlar elde edilirken, faydalanıcı memnuniyeti de portföy genelinde yüksek seviyesini korudu.

Değerlendirme, uzun vadeli etkiyi daha da güçlendirmeye yönelik önemli içgörüler de sundu. Projelerin kısa vadeli çıktıları ve paydaş memnuniyeti güçlü olsa da değerlendirme, uzun vadeli etkiyi artırmaya yönelik gelişim alanlarını ortaya koydu. Bulgular; faydalanıcı odaklı proje tasarımına, sistematik ihtiyaç analizlerine, daha güçlü izleme ve değerlendirme uygulamalarına ve yerel paydaşlarla iş birliğinin geliştirilmesine daha fazla odaklanılması gerektiğini gösterdi. Analiz ayrıca, uygulamaların yerel koşullara göre şekillendirilmesinin toplumsal yatırımların hem sürdürülebilirliğini hem de uzun vadeli etkinliğini artırabileceğini ortaya koydu.

Bu bulgulardan hareketle, 2040 Sosyal Katkı hedefimiz doğrultusunda kurumsal toplumsal yatırım yaklaşımımızı geliştirmek amacıyla uzun vadeli bir Sosyal Etki Yol Haritası hazırlandı. Yol haritası faydalanıcı odaklı proje tasarımının güçlendirilmesi, çok paydaşlı iş birliklerinin yaygınlaştırılması, yapılandırılmış bir İzleme, Değerlendirme ve Öğrenme (MEL) çerçevesinin oluşturulması, etki göstergelerinin standartlaştırılması, faydalanıcı verilerinin yönetiminin iyileştirilmesi, sistematik ihtiyaç analizlerinin proje planlamasına entegre edilmesi, yerel kaynakların ve iş gücünün harekete geçirilmesi, çalışan gönüllülüğünün artırılması ve paydaşların öğrenme ve kapasite geliştirme süreçlerinin güçlendirilmesi dahil dokuz stratejik öncelik ortaya koyuyor.

Toplumsal Yatırım Planlamasında Topluluk İhtiyaç Analizleri

Toplumsal yatırım kararlarımızı, toplumsal yatırım programlarını tasarlamadan önce proje bazında yürüttüğümüz yapılandırılmış Topluluk İhtiyaç Analizlerinden elde edilen bulgulara dayandırıyoruz. Dışarıdan belirlenmiş çözümleri uygulamak yerine, toplumsal yatırımlarımızın ev sahibi toplulukların gerçek önceliklerini, kapasitesini ve ihtiyaçlarını yansıtmasını sağlıyoruz. İhtiyaç değerlendirmeleri, kurum bünyesindeki veya hizmet alınan üçüncü taraflarca görevlendirilen yetkin sosyal uzmanlar tarafından yürütülüyor. Bu süreçte karma yöntem yaklaşımı benimsiyoruz. Çalışmalar kapsamında hane halkı anketleri ve yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştiriliyor. Cinsiyet ve farklı sosyal gruplara göre ayrı ayrı odak grup görüşmeleri düzenleniyor. Katılımcı haritalama ve kaynak analizleri yapılıyor. Yerel idari istatistikler, okullaşma oranları, sağlık hizmetlerinden yararlanma düzeyi ve il kalkınma planları gibi ikincil veriler inceleniyor. Ayrıca mükerrer çalışmaları önlemek ve iş birliği fırsatlarını belirlemek amacıyla kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve diğer yerel paydaşlarla görüşmeler gerçekleştiriliyor.

Yatırım alanları topluluk önceliklerine göre belirlenirken analiz sonuçları; eğitim, bölgesel kalkınma ve altyapı, ekonomik güçlenme ve geçim kaynakları, sağlık ve sosyal refah, kültür ve çevre ile toplumsal cinsiyet ve eşitlikten oluşan altı stratejik toplumsal yatırım alanımız ve ilgili SKA hedefleriyle birlikte değerlendiriliyor. İhtiyaç analizleri, projenin kritik aşamalarında ve göç, yeniden yerleşim veya daha geniş sosyoekonomik değişimler nedeniyle topluluk profilinde önemli değişiklikler yaşanması halinde güncelleniyor. Elde edilen bulgular ise her projenin sosyal performans kayıtlarının bir parçası olarak saklanıyor.

Toplumsal Yatırım Stratejisi ve SKA’larla Uyum

Faaliyetlerimizden kaynaklanabilecek etkileri yönetmek ve toplumsal fayda yaratma ilkemiz doğrultusunda hareket etmek amacıyla toplumsal yatırımlarımızı SKA çerçevesiyle uyumlu şekilde aşağıdaki ana başlıklar altında yapılandırıyoruz.

Paydaşlarımız için ortak değer yaratan ve sürdürülebilir toplumsal kalkınmaya katkı sağlayan bağış ve sponsorluk faaliyetleri yürütüyoruz. Bu katkılar, stratejik sosyal önceliklerimizle uyumlu şekilde planlanıyor ve şeffaflığı, hesap verebilirliği ve kaynakların sorumlu kullanımını esas alan yapılandırılmış bir karar alma çerçevesi kapsamında yönetiliyor.

Tüm bağış ve sponsorluklar uygunluk, stratejik uyum, mevzuata ve vergi düzenlemelerine uyum, gerekli belgelerin hazırlanması ve şeffaf raporlamayı kapsayan, açıkça tanımlanmış yönetişim süreçlerine tabi tutuluyor. Tüm öneriler; sağlayacağı toplumsal fayda, sürdürülebilirlik hedeflerimizle uyumu, olası itibar etkileri ve yürürlükteki mevzuata uygunluğu gibi nesnel kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor. Tüm katkılarımıza ilişkin şeffaflığı, izlenebilirliği ve etkin gözetimi sağlamak amacıyla güçlü dokümantasyon ve raporlama uygulamaları yürütüyor, aynı zamanda bu faaliyetlerin daha geniş sosyal etki hedeflerimize katkısını da izliyoruz.

Sayılarla 2025 Yılı Toplumsal Yatırımları

2025 yılında 15 ilde toplam 108 toplumsal yatırım projesi hayata geçirdik. Projelerimiz; bölgesel kalkınma ve altyapı, eğitim, sağlık, kültür ve sanat ile spor alanlarını kapsadı. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak üretim tesislerimizin bulunduğu Balıkesir, İzmir, Aydın, Muğla ve Manisa’da yürütülürken Adana, Çanakkale ve diğer sekiz ildeki topluluklara da ulaştı. Bölgesel kalkınma ve altyapı, hem proje sayısı hem de tahsis edilen kaynaklar açısından en büyük paya sahip oldu. Bu dağılım, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde orman yangınlarının önlenmesine, kırsal alanlardaki su ve yol altyapısının iyileştirilmesine ve yerel kamu hizmetlerinin güçlendirilmesine verdiğimiz önceliği yansıtıyor.

Tematik Alanlardaki Yaklaşımımız

Eğitim

Eğitim alanındaki yaklaşımımız, okul ortamlarını güçlendirmeye ve teknoloji destekli öğrenme olanaklarını yaygınlaştırmaya odaklanıyor. Okul altyapısına yatırım yapıyor, sınıf ve öğrenme alanlarını donatıyor, çocukların ve gençlerin akademik ve sosyal gelişimini destekleyen projeler yürütüyoruz. Tek seferlik katkılar sunmak yerine, öğrencilerin eğitim ortamlarında kalıcı iyileşme sağlayan çözümler üretmeyi hedefliyoruz.

Image
Bölgesel Kalkınma ve Altyapı

Bölgesel kalkınma ve altyapı, ev sahibi toplulukların en sık dile getirdiği ihtiyaçları yansıttığı için toplumsal yatırımlarımızın temel odak alanını oluşturuyor. Bu alandaki yaklaşımımız, yerel dayanıklılığı güçlendirmeye odaklanıyor. Orman yangınlarının önlenmesi ve yangınlara müdahale kapasitesinin geliştirilmesi, kırsal bölgelerde su ve yol altyapısının iyileştirilmesi ve yerel kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Yatırımlarımızın doğrulanmış yerel ihtiyaçlara yanıt vermesini ve tek seferlik çıktılar yerine kalıcı, ortak fayda yaratmasını sağlamak amacıyla kamu kurumları ve muhtarlarla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz.

Ekonomik Güçlenme ve Geçim Kaynakları

Geçim kaynaklarına yönelik çalışmalarımız, yerel toplulukların uzun vadeli ekonomik kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. Özellikle kadın kooperatiflerine öncelik vererek yerel üreticileri ve kooperatifleri destekliyoruz. Tarım, hayvancılık, mesleki eğitim ve girişimcilik alanlarında projeler yürütüyoruz. Amacımız, adil geçiş hedeflerimiz doğrultusunda bağımlılık yaratan destek mekanizmaları yerine kendi kendine yetebilen yerel kapasite ve dayanıklı gelir kaynakları oluşturmak.

Image
Sağlık ve Toplumsal Refah

Sağlık ve toplumsal refah alanındaki yaklaşımımız, kırsal ve uzak bölgelerde hizmetlere erişimde yaşanan eksikliklerin giderilmesine odaklanıyor. Hizmetlerin ve tesislerin toplulukların yaşadığı bölgelere daha yakın yerlerde sunulmasına katkıda bulunuyor, aksi takdirde uzun mesafeler katetmek zorunda kalacak kişilerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıyoruz. Bu çalışmaları, kamu hizmetlerinin yerini almak için değil, bu hizmetleri tamamlayacak şekilde yürütüyoruz.

Toplumsal refahın sağlık hizmetlerine erişimin yanı sıra koruyucu sağlık uygulamaları, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve sosyal kapsayıcılıkla da güçlendiğinin bilinciyle bu yaklaşımı spor alanına taşıyoruz. Sporun bireyleri bir araya getiren ve gelişimi destekleyen gücünden yararlanıyor; çocukların ve gençlerin fiziksel gelişimini destekliyor, spora katılımı teşvik eden toplumsal yapıları ve kurumları güçlendiriyoruz. Bu yaklaşımı, sporu sağlıklı yaşam ve sürdürülebilirlik farkındalığıyla buluşturan uzun soluklu programlarımız üzerine inşa ediyoruz.

Kültür, Sanat ve Çevre

Yerel kültürel değerlerin korunmasını ve sanatın canlılığını desteklerken, çevrenin korunmasını da tüm toplumsal yatırım çalışmalarımıza entegre ediyoruz. Özellikle orman yangınlarının önlenmesine ve doğal kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarımız, faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde habitatların ve ekosistemlerin korunmasına katkı sağlayarak önemli çevresel faydalar yaratıyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Kadınları ve yeterince temsil edilmeyen diğer kırılgan grupları güçlendirmek, ekonomik fırsatlara erişimlerini artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek amacıyla istihdam, eğitim, girişimcilik ve kapsayıcı sosyal projeler geliştiriyoruz. Bu çalışmalar, sosyal ve ekonomik yaşama eşit katılımı teşvik etmeyi, kapsayıcılığın önündeki engelleri azaltmayı ve daha eşitlikçi ve dayanıklı toplulukların oluşumunu desteklemeyi amaçlıyor.

Image
Paydaş Katılımı ve Şikayet Yönetimi

Toplumsal yatırımlarımızın her aşamasında paydaş katılımını kapsayıcı, kültürel koşullara duyarlı ve süreklilik esasına dayalı bir yaklaşımla yürütüyoruz. Bilgileri zamanında, açık ve erişilebilir şekilde paylaşıyoruz. Topluluk üyeleri için ücretsiz ve misillemeye yol açmayacak şekilde tasarlanmış bir şikayet mekanizması sunuyoruz. Başvurular kayıt altına alınıyor, ön değerlendirmeden geçiriliyor ve risk düzeyine göre çözüm süreleri ile geri bildirim planları belirleniyor. Bu mekanizma, yargı yoluna başvurma hakkını kısıtlamıyor ve kişisel verilerin en üst düzeyde korunmasını güvence altına alıyor. Bu uygulamaları; Kurumsal Paydaş Katılım Planımız, EBRD ESR10 kapsamındaki anlamlı katılım ilkesi ve IFC’nin şikayet mekanizmalarına ilişkin İyi Uygulama Rehberi doğrultusunda hayata geçiriyoruz.

Sosyal Risk Yönetimi ve İnsan Hakları Durum Tespiti

Tüm toplumsal yatırım türlerinde ayrımcılığın önlenmesi, çocukların korunması, veri gizliliği, iş sağlığı ve güvenliği, toplumsal cinsiyete dayalı riskler, yeniden yerleşim ve arazi edinimi süreçlerinin yanı sıra güvenlik güçleriyle ilişkilerden kaynaklanan riskleri değerlendiriyoruz.

BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri (17-21. İlkeler) ve OECD Çok Uluslu Şirketler için Sorumlu İş Yönetimi Rehberi doğrultusunda, potansiyel ve mevcut riskler belirleniyor, önleniyor ve azaltılıyor, telafi mekanizmaları tanımlanıyor. Kritik riskler için bağımsız uzman görüşlerine başvurabiliyoruz. Ekvator Prensipleri ile IFC Performans Standartları’nda yer alan insan hakları değerlendirmesine ilişkin beklentileri de dikkate alıyoruz. Sürece ilişkin ayrıntılı iş akışları, İnsan Hakları Standart İş Prosedürümüz ve İnsan Hakları Durum Tespiti Rehberimizde yer alıyor.

Paydaş katılımı, şikayet ve talep mekanizmaları, kişisel verilerin korunması, çocukların korunması, etik uyum, denetim hakkı ve sözleşmenin feshiyle ilgili hükümleri tedarik ve iş ortaklığı sözleşmelerimize dahil ediyoruz. Ayrıca tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımız için hukuki statü, mali şeffaflık ve yaptırım taramasını kapsayan temel durum tespiti süreçlerini yürütüyoruz. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin imzacısı olarak insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarında küresel standartlara tam uyum taahhüdümüzü sürdürüyoruz. Faaliyetlerimizi ILO Çalışma Yaşamında Temel İlkeler ve Haklar Bildirgesi, BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri, OECD Çok Uluslu Şirketler Rehberi ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri doğrultusunda yürütüyoruz.

Adil Geçişin Desteklenmesi

Sosyal performans çerçevemiz, Adil Geçiş stratejimizle yakın uyum içinde yürütülüyor. Bu yaklaşım, özellikle Tufanbeyli Enerji Üssü gibi enerji dönüşümünün etkilerinin daha belirgin hissedildiği bölgelerde önem kazanıyor. Bu kapsamda kamu kurumlarını, sivil toplum ve çalışan temsilcilerini, etkilenmesi muhtemel çalışanları ve çiftçileri, akademik ve kurumsal paydaşları bir araya getiren özel bir çalışma grubunun desteğiyle çok aşamalı ve yapılandırılmış bir Adil Geçiş Yol Haritası geliştiriyoruz.

Plan, önceliklendirilmiş bir kaynak tahsisi yaklaşımı üzerine kurgulanıyor ve yerel koşullar açısından en önemli müdahale alanlarına odaklanıyor. Bu alanlar ağırlıklı olarak iş gücünün istihdam edilebilirliğinin artırılmasını ve alternatif geçim kaynaklarının geliştirilmesini kapsıyor. Yaklaşımımız, uluslararası kabul görmüş finansman standartları ve ilkeleriyle uyumlu şekilde ilerliyor.

Topluluk İhtiyaç Analizleri, Sosyal Etki Değerlendirmeleri ve toplumsal yatırım planlama süreçlerinden elde edilen bulgular yol haritasına entegre ediliyor. Böylece iş gücünün dönüşümüne ilişkin ihtiyaçların, beceri geliştirme gereksinimlerinin ve daha geniş sosyoekonomik etkilerin plana uygun şekilde yansıtılması sağlanıyor. Bu yaklaşım, dönüşüm sürecinden kaynaklanabilecek risklerin önceden belirlenmesini ve etkin biçimde yönetilmesini sağlıyor.

Uygulama mekanizması iki temel odak alanı üzerine kurulu. Bunlardan ilki, becerilerin geliştirilmesi ve istihdam edilebilirliğin artırılması. Bu kapsamda, uygulamaya hazırlık aşamasında olan beceri geliştirme programının yanı sıra çalışanların yeni beceriler kazanmasını destekleyecek ve yeni istihdam fırsatlarına erişimlerini kolaylaştıracak bir mesleki eğitim merkezinin kurulması planlanıyor. İkinci odak alanı ise alternatif geçim kaynakları. Bu kapsamda tarım ve hayvancılığın yanı sıra tıbbi ve aromatik bitkiler gibi katma değeri yüksek üretim alanları dahil olmak üzere yerel üreticileri ve çiftçileri destekleyecek girişimler değerlendiriliyor. Amaç, yerel koşullara dayalı, daha dayanıklı gelir kaynaklarının oluşturulmasını desteklemek.

Bugüne kadar çalışma grubunun oluşturulması, kısa, orta ve uzun vadeyi kapsayan yapılandırılmış eylem planının hazırlanması ve uygulama planlamasına yön verecek kilometre taşı bazlı izleme sisteminin hayata geçirilmesi yönünde önemli ilerleme kaydedildi. Ayrıca proje fikirleri geliştirildi, hibe kaynaklı finansman olanakları ve diğer finansman seçenekleri değerlendirildi, uygulama süreçlerini destekleyecek protokoller oluşturuldu.

Image

Bu yaklaşım sayesinde daha kapsayıcı ve dengeli bir dönüşüm sürecini desteklemeyi hedefliyoruz. Böylece bölgesel kalkınma hedeflerine katkı sağlamayı ve tesislerimizin bulunduğu bölgelerdeki toplulukların ihtiyaçlarının enerji dönüşümü sürecinde gereğince dikkate alınmasını amaçlıyoruz.

Enerjisa Üretim’in 2026-2027 dönemine ilişkin geleceğe bakışı, rezerv marjlarının daralacağı ve piyasa dinamiklerinin değişmeye devam edeceği beklentisi doğrultusunda şekilleniyor. Bu çerçevede fiyat dinamikleri, sistem kısıtları ve yenilenebilir enerji üretiminin sistemdeki payının artmasının, esnek ve iyi konumlanmış üretim portföyleri açısından hem zorluklar hem de değer yaratma fırsatları sunması bekleniyor. Bu ortamda Enerjisa Üretim’in yakın döneme ilişkin yaklaşımını üç temel öncelik belirliyor: (i) Netleşmiş yenilenebilir enerji yatırımlarının devreye alınma takviminin disiplinli biçimde hayata geçirilmesi, (ii) piyasa dalgalanmalarının ticari ve operasyonel tedbirlerle aktif biçimde yönetilmesi ve (iii) yatırımların en yüksek seviyeye ulaştığı dönemde finansal dayanıklılığın korunması. Bu öncelikler, kazançların öngörülebilirliğini desteklerken portföyümüzün giderek daha dinamik hale gelen piyasa koşullarının sunduğu değer yaratma fırsatlarından yararlanmasını sağlıyor.

2026-2027 dönemi, inşaat ağırlıklı yatırım döneminden operasyonel ölçeklenme dönemine geçişi ifade ediyor. Devreye alınan yeni santrallerin gelir ve nakit yaratımına giderek daha güçlü ve istikrarlı katkı sağlaması bekleniyor. Dövize endeksli ve sabit fiyatlı yenilenebilir enerji sözleşmelerinin artan katkısıyla birlikte gelir yapımızın da daha öngörülebilir hale gelmesi bekleniyor. Bu dönemde temel önceliğimiz uygulama mükemmeliyetini sürdürmek. Yönetim Kurulu öncelikleri arasında, 2026 yılında toplam 1.000 MW kurulu güce sahip YEKA-2 RES portföyünün devreye alınmasının tamamlanması ve YEKA-2024 RES projelerinin 2027 yılından itibaren kademeli devreye alma sürecine hazır hale getirilmesi yer alıyor. Bu gelişmeler, şirketimizin uzun vadeli büyüme patikasının öngörülebilirliğini daha da güçlendiriyor.

Image

YEKA-2 RES ve YEKA-2024 RES projelerinin yanı sıra kapasite artışları ve yeni ön lisans girişimleriyle de ilave değer yaratmaya devam ediyoruz. Uygar RES’in yakınında yer alan İvrindi RES’in inşası ile Aydos ve Dikili RES’lerindeki kapasite artışlarının 2026-2027 döneminde hayata geçirilmesi planlanıyor. Bunun yanında mevcut üretim portföyümüz genelinde hibrit güneş ve rüzgar yatırım fırsatlarını değerlendirerek sermayemizi disiplinli şekilde büyüme alanlarına yönlendirmeyi sürdürüyoruz.

Operasyonel açıdan bakıldığında, Türkiye elektrik piyasasında yenilenebilir enerji kapasitesinin artmaya devam etmesi, depolama yatırımlarının hız kazanması ve şebeke kısıtlarının değişen yapısı nedeniyle fiyat oluşum mekanizmalarının daha karmaşık hale gelmesi bekleniyor. Bu doğrultuda fiyat dalgalanmalarının yüksek seyretmesi; esnekliğin, sistem dengeleme yetkinliklerinin ve ticari optimizasyonun önemini daha da artırıyor.

Bu ortamda Enerjisa Üretim, büyüme, dayanıklılık ve esnekliği yapılandırılmış ve disiplinli bir yaklaşımla dengeleyecek şekilde konumlanıyor. Sözleşmeli gelirler sayesinde aşağı yönlü risklere karşı koruma sağlayan, serbest piyasa fiyatlarına açık yapısıyla yüksek fiyat dönemlerinde ilave değer yaratma potansiyelini koruyan portföy yapımız, gelir istikrarı sağlarken değer yaratma fırsatları da sunuyor. Bu nedenle riskten korunma stratejileri, ikili anlaşmalar ve piyasalara aktif katılımı kapsayan ticari optimizasyon faaliyetleri, fiziksel varlıklarımızın uygulama ve işletme performansı kadar kritik önem taşıyor. Enerjisa Commodities ise Türkiye ve Avrupa piyasalarındaki büyüyen varlığı ile gelişmiş ticaret kabiliyetlerinden yararlanarak fiyat riskini etkin biçimde yönetmemizi ve piyasa dalgalanmalarından doğan fırsatları sistematik şekilde değerlendirmemizi sağlıyor.

Yenilenebilir enerji üretiminin payı arttıkça üretimimizin sistem ihtiyaçlarına yanıt verme kabiliyetini artırmayaemre amade, gün öncesi, gün içi ve dengeleme piyasaları arasındaki entegrasyonu geliştirmeye ve analitik ve dijital araçlardan yararlanarak operasyonel performansımızı iyileştirmeye odaklanıyoruz. Böylece giderek daha dinamik hale gelen piyasa koşullarında üretim varlıklarımızdan elde ettiğimiz değeri en üst düzeye çıkarmayı hedefliyoruz.

Aynı zamanda portföy yönetiminde yalnızca kapasite artışı değil kalite, esneklik ve sisteme sağlanan katkı da öncelikli hale geliyor. Operasyonel açıdan hem yenilenebilir enerji santrallerimizde hem de termik santrallerimizde emre amadeliği ve güvenilirliği artırmaya odaklanıyoruz.

Bu doğrultuda gelişmiş varlık yönetimi uygulamalarından, bakım optimizasyonundan ve maliyet disiplininden yararlanıyoruz. Böylece yeni kapasitenin yalnızca zamanında devreye alınmasını değil, işletmeye geçtikten sonra da sürdürülebilir ve yüksek performans göstermesini amaçlıyoruz. Senkron Digital aracılığıyla dijital yetkinliklerimizi kendi faaliyetlerimizin ötesine taşıyor, üçüncü taraflara da dijital hizmetler sunuyoruz. Böylece yalnızca Enerjisa Üretim için değil, Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda enerji sektörü için de ilave değer yaratıyoruz.

Image

Finansal açıdan 2026-2027 yılları geçiş dönemi niteliği taşıyor. Yatırım süreci devam ederken yeni yenilenebilir enerji santrallerinin daha uzun süre işletmede kalmasıyla birlikte güvence altına alınmış ve öngörülebilir gelirlerin payının kademeli olarak artması bekleniyor. Bu dönemde kısa vadeli kar maksimizasyonundan ziyade disiplinli uygulama ve bilanço dayanıklılığına öncelik vererek uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyoruz. Borçluluk yönetimi temel önceliklerimiz arasında yer almayı sürdürüyor. Finansman stratejimizi büyümeyi destekleyecek, finansal esnekliği koruyacak ve hissedarlarımıza sürdürülebilir getiri sağlamaya devam edecek şekilde yürütüyoruz.

Image

2025 ENTEGRE FAALİYET RAPORU